Kalabalığın ortasında, markette ya da evde bir yere yetişme telaşıyla hazırlanırken 2 yaşındaki çocuğunuz hiç durmadan “Haayıııırrr!” diye bağırabilir. Her defasında yaygaracı küçüğünüzle uzun bir çatışmaya girip, sonunda pes ederek onun dediklerini yapmak zorunda kalıyorsanız yalnız değilsiniz.
Anneye bağımlılıktan çıkma sürecinin en kritik noktası olan 2 yaş, çocukların bağımsızlıklarını ilan ettikleri bir dönemdir. Bu dönemi bir aile savaşı haline getirmeden atlatabilmek için Klinik Psikolog Şebnem Orhan’ın önerilerine kulak verin.
Bebeklik döneminin sonu kabul edilen 2 yaş, çocuğun gelişen fiziksel, bilişsel ve dil becerileriyle artık tamamen anne-babaya bağımlı olmadığını fark ettiği dönemdir. Ancak bu hızlı gelişim, bazı zorlukları da beraberinde getirir:
Uzun Açıklamaları Anlayamazlar: Konuşma becerileri başlasa da dikkat süreleri kısadır. Anne-baba tarafından yapılan uzun ve mantıklı açıklamaları takip edemezler.
Benmerkezcidirler: Diğer insanların ihtiyaçlarının ve duygularının henüz farkında değillerdir. Bu yüzden oyuncaklarını paylaşmak istemezler ve başkasının oyuncağı için inat edebilirler.
Mantıkla İkna Edilemezler: Muhakeme yetenekleri yeni geliştiği için onları mantık yoluyla ikna etmek neredeyse imkansızdır. İstemedikleri bir durumda doğrudan olumsuz ve negatif bir tutum sergilerler.
Anne-babalar bu inatlaşmalardan yorulsalar da çocuklarının “hayır” diyebilmesinden aslında memnuniyet duymalıdır. Çocuğun “hayır” demesinin gelişimi üzerindeki olumlu etkileri şunlardır:
Kendi bireyselliğini, farklı düşünce ve istekleri olabileceğini fark eder.
Sadece ailesine karşı değil, dış dünyada kendisini zorlayan tehlikeli kişilere karşı da “dur” diyebilme gücü kazanır.
Kendi kararlarının sorumluluğunu almayı öğrenir ve özgüven geliştirir.
Ancak bu süreçte yaşanan çatışmalarla baş etmede sakin bir model olmak, çatışmadan uzlaşmaya geçebilme becerisini çocuğa kazandırmak tamamen yetişkinlerin görevidir.
Klinik Psikolog Şebnem Orhan, ebeveynlerin bu zorlu dönemi en az hasarla atlatabilmesi ve çocuklarının gelişimini desteklemesi için pratik 2 yaş sendromu çözümleri sunuyor:
Çocuğunuzun nerelerde zorlandığını en iyi siz bilirsiniz. Örneğin, bir restoranda uzun süre sakin oturamayacağını tahmin ediyorsanız yanınıza en sevdiği oyuncakları alın veya çocuk oyun alanı olan bir mekanı tercih edin.
Çocuklar karşısındaki yetişkinin güçlü, kendinden emin ve sakin olmasını ister. Çocuğu ağlarken karşısında çaresizce ağlayan bir annenin ya da pes edip her istediğini yapan bir babanın sınır çizmesi mümkün değildir. Sakin kalarak duruşunuzu bozmayın.
Sınırlar çocukları korur ve onlara nerede, ne kadar özgür hareket edebileceklerini öğretir. Sağlıklı kararlar alabilecek yaşa gelene kadar onlara neyi yapıp neyi yapamayacaklarını sınırlarla göstermelisiniz.
Yalnızca yasaklamak yerine nedenini net bir dille belirtin. “Koltukta zıplama!” demek yerine, “Koltukta zıplamana izin veremem, çünkü düşersen başını sehpaya vurup incitebilirsin” şeklinde açıklama yapın.
Çocuğunuza sınırlı seçenekler sunarak kontrolün kendisinde olduğu hissini verin. “Ceketini giymek istemiyor musun? Kendin mi giymek istersin, yoksa ben mi yardım edeyim?” veya “Elma suyu mu istersin, havuç suyu mu?” gibi sorular inatlaşmayı kıracaktır.
Yemek, uyku, banyo ve diş fırçalama gibi rutinler önceden belirlendiğinde çatışmalar azalır. Çocuk hangi aktiviteden sonra neyin geleceğini bilirse, geçiş sürecine daha kolay uyum sağlar.
Genellikle çocukların olumsuz davranışlarına odaklanırız. Oysa çocukların olumlu ilgiye ihtiyacı vardır. Daha önce yapmakta zorlandığı bir kurala uyduğunda onu içtenlikle takdir edin.
Hedefine ulaşması için önündeki görevi tamamlamasını isteyin. Örneğin; “Yemeğini bitirdikten sonra dondurmanı yiyebilirsin” veya “Oyuncaklarını topladıktan sonra parka gidebiliriz” diyerek onu teşvik edin.
Çocuğunuz ağladığında veya inatlaştığında “Çok huysuzsun, seni kimse sevmez” gibi yargılayıcı cümleler kurmayın. Bu cümleler güvenli benlik gelişimini zedeler. Bunun yerine o anki davranışını ve sınırınızı konuşun.
Çocuğunuz hissettiği büyük öfke, hayal kırıklığı veya üzüntüyle baş edemediği için hırçınlaşır. Ona, “Şu an oyuncağın elinden alındığı için çok öfkelisin, seni anlıyorum” diyerek duygusunu paylaştığınızı hissettirin.
Tüm bu yöntemlere rağmen çocuğunuzun çok güçlü “hayır” nöbetleriyle karşılaştığınızda kendi yetişkin konumunuzu kaybetmeyin.
Ebeveyn olarak çocuğun yaşına inip onunla çocukça bir inatlaşmaya girmek ya da kendi öfkenizi kontrol edemeyip bağırmak rolleri tersine çevirir. Kendi taşkın duygularını taşıyamayan çocuk, bu kez ebeveyninin de öfke yükünü taşımak zorunda kalır.
Unutmayın; o dünyayı test eden, sınırları keşfeden küçük bir kaşif. Sizin göreviniz ise fırtınalı anlarda onun sığınacağı sakin ve güvenli liman olmaktır.
Klinik Psikolog Şebnem Orhan