" />

Her şey ne kadar değişti

Her şey ne kadar değişti

ABONE OL
Şubat 25, 2026 11:10
Her şey ne kadar değişti
0

BEĞENDİM

ABONE OL

MEKİN ŞAHİN

Her şey ne kadar değişti

Faşizm bir delinin kör kuyuda su araması değildir. En ırkçı, şoven sermayenin; devlet yönetimidir.
Özgürlüğü sevmez.
Her şeyi kendi bilir.
Tek tip ve itaatkâr yurttaş sever.
Kendi yer içer, halkı katıksız ekmeğe muhtaç eder.
İş yok. Çalışan işçinin, iş güvenliği yok. Bugün var. Yarın yok.
Yolda selam versen, isterse seni suçlu yapar.
Velhasıl ayağını ona göre uzattırır.
Dünyada faşizmin geliş biçimlerine baktığımızda %98 aynı.
Mazlum insanların hak savunucusu gibi çıkarlar, seçimlerle parlamentoya girerler. Devleti yönetme gücünü elde ettiği an kısa zamanda gerçek yüzünü gösterirler.
Kısa zamanda hem kendini hem de destek gördüğü her şeyi üstün kimlik sahibi yaparlar.
O nedenle gerçek isimlerinin dışında, üstünlüğü ifade eden nitelemeyle anılmayı çok severler.
Hitler, Fürher oldu.
Mussolini, Duçe oldu.
Yasamada, yargıda, yürütmede kendileridir.
Halkın değerlerini kendi krallıkları için çok rahat kullanırlar.
Bütün bu nitelemelere sahip olurken, kendilerine bu yönde gelen eleştiriyi reddederek; kendine sıkıntı verenleri aynı kavramlarla suçlarlar.
Peki ne yapmalı?
Gerçeği görerek, güneşe giden yol üzerinden yaşama insan olmak için devam edilmeli.
O yol cehenneme de cennete de gider. Karar insan olmak isteyenin.
Yaşanan bu gerçeklerin günümüz versiyonu dahada tehlikeli. İçimizde egosuna teslim olanlar var.
Gündüz insan gece vampir hesabı, gündüz oturduğu koltukta tepeden bakarken, gizli gizli egolarını korumak için el veriyorlar; sömürgecilerin gecelerine.
Ve sürekli bizim yeşerttiğimiz dalı kesiyorlar. İşte bu nedenle onları gizlendikleri sislere terk ederek; sınırlı vaktimizde omuz omuza Türkiye kavgasına hazırlanmalıyız.
Vaktimiz yok.
Çünkü faşizmin getirdiği yük o kadar ağır ki, o yükü ancak diri, dik ve dirilterek taşıyabiliriz.
Unutulmasın ki, aile içindeki sorunlar; aile içinde çözüme kavuşur. Aksi durum da her alanda kavga başlar ki, başlayan kavganın ne kazananı ne de taraflarına faydası olur…
Bu yanlışın üstünün örtülmesi anlamına gelmez. Hatanın üstü örtülmemeli. Üstüne gidilmeli.
Hatayı yapan da hak ettiği uygulamaya tabi tutulmalı. Kral çıplaksa, bizim korumamızda çıplaklığı bitmez!
Suç ve Ceza, tam anlamıyla insan ruhunun resmidir.
Göz gör! Sırat köprüsüne bindik gidiyoruz.
Haydeee Kapanın Elinde Kalanın Malı Vaaar!
Her şey ne kadar değişti. Duydukça, gördükçe çılgına döndürüyor. Çocukluğumda, gençliğimde tanıdığım siyasetle bugün arasında dağlar var.
İster devrim mücadelesi ver ister hak ve özgürlük mücadelesi içinde olan CHP’li ol; her atılan adımda ideolojik ve ahlaki duruş vardı.
Hiçbir devrimci, hiçbir CHP’li ahlaksız ve ilkesiz beklenti içinde olmayı bırak; düşüncesi dahi tir tir titretirdi. Aradan geçen yıllar her şey gibi siyaseti ve siyasetçiyi çürüttü!
Her şey kapanın elinde kaldı.
Değiştikçe değişiyoruz. Keşke pozitif değişsek. Her atılan adıma yeni negatif olaylar ekleniyor.
Eskiden her CHP üyesi değerdi. Artık değil. Kim CHP yönetimini eline geçiriyorsa, ideolojik özüne uygun davranmıyor. Eş, dost ve etrafını kuşatanlarla partiyi talan ediyorlar. Kendi çıkarları halkın çıkarları ve partililerin çıkarılan üstünde.
Türkiye’de dolayısıyla Adana’da bu süreci azgınca yaşıyor. Somut koşulların somut analizi yerine parti örgütlerini kontrol edenlerin isteğine göre kararlar alınıyor ve uygulanıyor.
Büyük şehir ve ilçe belediye başkanları; ellerindeki güçle il ve ilçe örgütlerinin üstünde misyon yükledi. Partililer ideolojik tutuma bağlanma yerine belediye başkanlarına talepleriyle bağlanmasının önü açıldı.
Bu yanlış kurultayda görüldü.
Özgür Özel ve arkadaşları tepki gösterdi. Seçildiklerinde bu tür ilkesizliğe izin vermeyeceğini söylediler.
Seçildiler!
Ama Adana’da olduğu gibi her yerde eski düzen devam ediyor.
CHP’de birimiz hepimizin, hepimiz birimizin rüyasına sahiptik. Kendi aramızda yaşanan rekabet insancıl ve haz verirdi. Rakipliğimiz parti içi seçimlerde olur, seçim bittiğinde kardeşliğimiz ve yol arkadaşlığımız sevgiyle yükselmeye devam ederdi.
Dış mücadeleye top yekûn başlar ve bitirirdik.
Bir kişiyi kaybetmeye tahammül yoktu!
Seçimlerde bu nedenle başarı kaçınılmaz olurdu.
Şimdi öylemi?
Değil. Her şey örgütsüz ve öngörüsüz tesadüflere bağlı.
Hırs mantığın önüne geçti.
Fırsat bulunca, partiyi yönetme gücünü elde eden kendi çıkarı adına rakip gördüğü herkesi bir çuvala koyuyor ve ırmağa atıyor. İstediği kişiye yönetme yetkisi veriyor. İstediği kişiyi milletvekili ve belediye başkanı atıyor. İtiraz edende hain ilan ediliyor.
Tepkiler yükseldiğinde, tepki koyan hain ilan ediliyor.
Oysa o kişileri mücadelenin içine çekecek ilişki kurarak kazanmanın yolu bulunmalıdır.
Yıllar öncesi CHP dünyası bu yöntemi yerine getiriyordu.
Kendine güveni kaybeden parti yönetimi, kendi dışındaki siyasi güçlere kucak açarak; taviz üstüne taviz veriyor. Suskunlar. Halka ulaşmaya çaba vermeyenler, kolay yolu seçiyor. Tabi ki tavizlerin ardı arkası kesilmiyor. Bir makamı kazanmak adına diğerini terk etme başlıyor.
Belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği, bürokrasi vs.vs.vs.
Çok yanlış yöntem.
İdeolojik hedefi olmayan, al gülüm ver gülüm iş birliğiyle sonuç almak. Bu tür birlikler tarihte başarı getirmedi. Aksine yıkımın kapılarını açtı.
Sorumlu kim? Bu iş yanlış diyen mi?
Egosu uğruna ilkesizliği ve ahlaksızlığı kendine rehber edenler mi?
Emeği ve yüreği orta yerde terk edilen parti üyelerimi!
Tepkili yerel önderler mi?
Sorumlu tek kelimeyle feodal siyaset ve feodal siyasete aktörlük yapanlardır! Siyasetin bu biçiminden, doğru tavır beklenmez.
Her şey ne kadar değişti.

www.kozanbilgi.net internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotografların her türlü telif hakkı KozanBilgi.Net'e aittir. İçerikleri kaynak göstererek alabilirsiniz.



Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.