" />

Güç Etrafında Konumlanan Çıkarcı Aktörler

Güç Etrafında Konumlanan Çıkarcı Aktörler

ABONE OL
Şubat 17, 2026 08:26
Güç Etrafında Konumlanan Çıkarcı Aktörler
0

BEĞENDİM

ABONE OL

MEKİN ŞAHİN

Güç Etrafında Konumlanan Çıkarcı Aktörler

Yalaklık, ikiyüzlülük ve ihanete yakın duruş sadece kişilik sorunu olmanın ötesinde sistemin özellikle ürettiği tipolojik özellikler içerdiği aşikardır. Bu tür karakter yoksunu kişiler toplumsal yozlaşmanın yansıması ve çürüyüş bakterilerini cafcaflı gösterişleriyle toplumun diğer bireylerine  taşıyan hastalık ruhlu kişiliklerdir.

Toplumsal mücadele sürecinde çok sevdiğim ve kullandığım bir deyiş var. ‘’Kendi egosuna kahraman olandan halk kahramanı olmaz, mücadelede davranışlarıyla yumuşak karın olanla savaş kazanılmaz.’’

İşte bu tipolojik tipler bu deyişi yaygınlaştıran ilkesiz ve karaktersiz kilsilerdir!

Siyasal alan, doğası gereği güç, kaynak ve statü dağılımının merkezinde yer alır. Gücün yoğunlaştığı her yerde ise o güce yakınlaşmak isteyen aktörler ortaya çıkar. Özellikle ekonomik zenginleşme sonrasında, bürokraside üst düzey görevlere gelen siyasetçilerin etrafında kümelenen, kişisel çıkar amacıyla aşırı övgü, iki yüzlü davranış ve sadakat simülasyonu sergileyen kişiler siyasal kültürün kronik sorunlarından biridir.

Bu tipoloji yalnızca bireysel bir ahlak sorunu değil; aynı zamanda kurumsal zayıflıkların, denetimsizliklerin ve güç yoğunlaşmasının yarattığı bir sistem sorunudur.

Günümüz de ülkemizde bu hastalık çok yaygınlaştığı için bu makaleyle söz konusu aktörleri psikolojik, sosyolojik ve siyasal bağlamda davranış biçimlerinin nedenlerini ve sonuçlarını ana başlıklar düzeyinde analiz etmeyi amaçladım.

Demokratik yönetimlerin olmadığı ülkelerde güç çevresinde “çıkar ağı” dinamiği oluşur. Bu güç dinamiği kendi içinde bölümlere ayrılarak kaynak dağılımına kapı açar.

Üst düzey bürokratik pozisyonlara gelen ve ekonomik olarak güçlenen siyasetçiler, yalnızca siyasi karar mekanizmalarını değil; aynı zamanda ihale, atama, yatırım ve erişim ağlarını da kontrol eder. Bu durum, güç sahibini bir “kaynak dağıtım merkezi” haline getirir.

Bu merkez etrafında oluşan çıkar grupları üç temel motivasyonla hareket eder:

Ekonomik kazanç sağlama.

Statü ve prestij elde etme.

Korunma ve güvence altına alınma.

Bu aktörler için güç sahibi kişi bir ilke odağı değil; bir fırsat odağıdır.

Yalaklık ve ikiyüzlülüğün Psikolojik temelinde aşırı Onay arayışı vardır. Bu kişilik yapılarında sıklıkla görülen özelliklerden biri, güçlü figürlere yönelen aşırı onay arayışıdır. Güç sahibinin gözüne girmek, kendi varlığını güvenceye almak anlamına gelir.

İlkesizler ve çıkarları için her alanda esneklik gösterirler. İkiyüzlü davranışın temelinde değerlerin araçsallaştırılması yatar. Bu kişiler için düşünce, ideoloji ve etik; sabit ilkeler değil, konjonktüre göre değiştirilebilir araçlardır. Dün eleştirdikleri bir gücü bugün övebilirler. Sadakatleri kişiye değil, güce yöneliktir.

Korkuları güç dışında kalmaktır. Bu yüzden eline geçen fırsatları gerektiğinde birleştirir, bir yolunu bularak güçle teması sağlamak için yapmadığı karaktersizlik, şaklabanlık kalmaz. Derler ya ‘’zenginin malı gider, yalakasının canı gider.’’ O biçim!

Yalnızca çıkar değil, korku da belirleyicidir. Güçten uzak kalmanın maliyeti, güçle birlikte olmanın sağlayacağı kazançtan daha büyük algılanır. Bu nedenle davranış biçimi çoğu zaman gönüllü değil; hesaplıdır.

Güç dengesini sürekli takip eder. Dün yanı başında olduğu, savunmak adına kıçını yırttığı güç yere düşerse hemen yeni güce bir yolunu bulur ona yanaşır. Bu nedenle ihanete çok yakın durur.

Bu aktörler çoğu zaman sadık görünür; fakat sadakatleri koşulludur. Güç dengesi değiştiğinde yön değiştirmeleri hızlı olur.

Bunun nedeni: Gücü kişiselleştirmeleri, ilkeye değil kazanca bağlı olmaları, riskten kaçınma eğilimleri.

Dolayısıyla “ihanet” onlar için ahlaki bir kırılma değil, stratejik bir pozisyon değişikliğidir.

Bu karakter yoksunu kişiler bürokrasi ve kurumsal yapı Üzerindeki etkileri doğru yöntemlerde ve adaletli uygulamalarda adaletsizlik yaptırır.

Liyakat sisteminin aşınmasıyla yalakalıktan beslenen bir yapı oluşur. O yapı sürekli liyakati tehdit eder.

Karar süreçlerinde: Nitelik yerine sadakat, performans yerine yakınlık, objektiflik yerine kişisel bağlılık belirleyici olmaya başlar.

Sonuçta karar alma kalitesinin düşer. Güç sahibine sürekli olumlu geri bildirim veren bir çevre oluştuğunda, eleştirel akıl ortadan kalkar. “Filtre balonu” etkisiyle yanlış kararlar artar, riskler gizlenir, hatalar geç fark edilir.

Kurumsal çürüme başlar, güç sahibi de sıkıntı yaşamaya başlar. Uzun vadede bu yapı, kurumların kişiselleşmesine yol açar. Bürokrasi kamu yararından uzaklaşır; özel çıkar ağlarının uzantısı haline gelebilir.

Bu tipolojinin yaygınlığı, yalnızca bireysel karakter sorunu değildir.

Şu koşullar bu davranışı besler: Güç yoğunlaşmasının yüksek olması, şeffaflık eksikliği, hesap verebilirliğin zayıf olması, patronaj sistemlerinin yaygınlığı ve ekonomik güvencesizlik.

Eğer sistem, bireysel sadakati kurumsal liyakatin önüne koyuyorsa; yalakalık rasyonel bir kariyer stratejisi haline gelir.

Güç sahibi açısından riskler başlar. İronik biçimde, bu tür kişilerden en çok zarar görebilecek olan da güç sahibidir. Gerçek durumu göremez. Sahte sadakat nedeniyle yanlış güven oluşturur. Kritik anlarda yalnız kalabilir. Güç kaybında hızla terk edilir.

Bu nedenle güçlü liderlik ile etrafındaki çevrenin niteliği arasında doğrudan bir ilişki vardır. Halk önderliği ve halka kahraman olmak siyasi iradenin toplumsal hizmeti ve nitelikli kişiliğiyle çevresinde oluşturduğu kaliteli, ilkeli ve tutarlı bütünleşmeye bağlıdır. Bu yüzden gücü oturduğu koltukta bulanlar, gerçek güce ulaşabilmesi için koltuğa değil uygulamalarına ve kurduğu nitelikli ilişkilere güvenmelidir. Güç dağılımının dengeleyerek, şeffaflık mekanizmalarının güçlendirmeli ve bağımsız ve her tür denetim ve hesap verebilirlik ölçeğinde olmalıdır.

Yönetiminde eleştirel düşüncenin teşviki, kurum içi geri bildirim mekanizmalarının korunması, sadakat yerine performansın ödüllendirilmesi vb.

Farklı görüşleri dinleme alışkanlığına sahip olarak çevreyi periyodik olarak yenileme ve aşırı övgüye karşı bilinçli mesafe koymalıdır.

Sonuç: Siyasette güç çevresinde oluşan çıkarcı aktörler, tarihsel ve evrensel bir olgudur. Ancak bu olgunun yoğunluğu ve etkisi, siyasal sistemin kurumsal kalitesiyle doğrudan ilişkilidir. Yalaklık, iki yüzlülük ve fırsatçılık; yalnızca kişisel ahlak zaafı değil, güç yapısının ürettiği davranış biçimleridir.

Eğer sistem, ilkeleri değil kişisel bağlılığı ödüllendiriyorsa; ihanet potansiyeli yüksek aktörler rasyonel bir tercih haline gelir. Bu nedenle mesele, yalnızca bireyleri eleştirmek değil; bu davranış biçimlerini besleyen yapısal koşulları dönüştürmektir.

[devam edecektir.]

www.kozanbilgi.net internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotografların her türlü telif hakkı KozanBilgi.Net'e aittir. İçerikleri kaynak göstererek alabilirsiniz.



Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.