" />

Türkiye Demokrasi Mücadelesinde Eksik Basamaklar

Türkiye Demokrasi Mücadelesinde Eksik Basamaklar

ABONE OL
Ocak 22, 2026 11:11
Türkiye Demokrasi Mücadelesinde Eksik Basamaklar
0

BEĞENDİM

ABONE OL

MEKİN ŞAHİN

Türkiye Demokrasi Mücadelesinde Eksik Basamaklar

İnsanlık tarihinde yaşamın bir düzen, huzur ve refah içinde girmesi için toplumsal yaşamın içinde olan birey hem kendi yaşamının hem de birlikte yaşadığı halkın taleplerinin mücadelesine destek verir. Mücadele bireysel düzlemden çok çoklu düzlem içinde sürer. Çalışma yöntemleri karınca dayanışmasını andırır. Biri tümü, tümü biri için sürdürülen yöntemdir. Sistem içi de her meslek kendine has örgütlenir ve haklarını, görevlerinin ne olduğu yönünde muhatabıyla anlaşarak sürdürür.

Tarlada, fabrikada, devlet kurumlarında çalışan emekçi sendikalaşarak insanca yaşama kalitesini savunur.

İşçi sendikası, çalışanların sosyal, ekonomik hak ve çıkarlarını korumak, sorunlarını çözme amacı ile kurulmuş ekonomik öğeler taşıyan, devlet, siyasi parti ve iktidar örgütlenmelerinden bağımsız örgütlerdir. Sendikalar sanayi devrimi sonrası ortaya çıkan çalışanlarla işverenler arasındaki güç eşitsizliğini ortadan kaldırmak için oluşturulmaya başlamıştır. Bugünkü anlamda sendikal örgütlenme ise önceleri belirli niteliğe sahip çalışanların oluşturduğu ve meslek sendikaları olarak tanımlanan bir yapıdan, niteliksiz işçilerin de yer aldığı genel sendikalara doğru bir evrim geçirmiştir.

Meslek odaları, üyelerinin ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki anlamda yapılan işlerini kolaylaştırmak, mesleğin çıkarlarını korumak, meslektaşların birbirleri ile iletişim kurmasını ve dayanışmasını sağlamak amacıyla kurulan kuruluşlardır. Sadece mesleki konumlarını değil, mesleklerinin getirdiği toplumsal yükü üstlenerek devlet yönetimine teknik destek veren önemeli kurumlardır.

Esnaf odaları, Türkiye’de esnaf ve sanatkârların mesleki, ekonomik ve sosyal haklarını korumak ve geliştirmek amacıyla kurulan, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır. Esnaf odaları sistemin ana koridorlarından biridir. Üretim süreci sonrası, üretilen her şeyin yurttaşa ulaşması ve hizmetin aksamadan düzen, adalet ve sağlıklı biçimde verilmesinde önemli rolü olan kuruluştur. Mal üretimi sağlayan sistemle, malı tüketen halk arasındaki dengenin orta göbeğidir.
Yukarıda bahsettiğim üç sivil toplum kurumu örgütlü toplumlarda kuruluş amacının dışında parti olmamakla birlikte tümünün amacında ekonomik, sosyal, hukuksal ve siyasi hakları hedef alması hesabıyla; ülkedeki her türden gelişmeden etkilenir ve tarafsız kalamaz. Çünkü onlar bu ülkenin tek tek yurttaşları, örgütlenerek sahip oldukları mesleğin toplumsal dayanışma sağlayan halkıdır.

Hiçbir koşulda duyarsız kalamazlar!

Demokrasiyi çok basite indirgeyerek tanım yapalım. Bireyin yaşam kalitesini yükseltecek araştırmaya, çözüm sunmaya, hakkını talep etmeye ve hukukun özünde adaletle yaşama kavuşmasıdır. Özgürce düşünür, düşündüğünü savunur, o amaçla örgütlenerek hakkını ve yaşam kalitesini savunur. Hiçbir aşamada bireyin bu niteliklerine gem vurulmaz.

Bu tanımdan demokrasi adına onun da diğer yönetimler gibi devlet yönetim biçimi olduğu çok nettir.

Demokrasi devletsizlik demek değildir.

Demokrasi; özgürlükte bireyin sınırsız özgürleşmesi değildir. Yukarıda bahsettiğim kurumları bu tanıma göre anlamalıyız. Bunlar denetleyen ama aynı zamanda denetlenen kurumlardır.

Görevleri arasında bireyin ekonomik, sosyal, siyasal ve hukuksal haklarını savunmak kadar toplumsal yaşam koşullarının olumsuzluklarına karşı halkı koruma görevi var.

Türkiye’de bu kurumlar görevini yerine getiriyor mu? Getirdiğini söylemek aymazlık ve insan ahlakına yakışmaz. Bu örgütler 12 Eylül darbesiyle bu niteliklerini kaybettiler.

Kazanmak için mücadele etmeyi terk ederek günü geçiren örgütler haline getirildiler. Her şeyden önce Anadolu halkının geleneği olan İMC dayanışması dahi yok oldu. Bir ilde aynı iş kolunda çalışanlara yönelik uygulamada zıt davranış örnekleri saymakla bitmez. Ya da Türk halkını ilgilendiren, ortak mücadele gerektiren konularda dahi zıt karar ve uygulamaların örneği saymakla bitmez.

Örnekler üzerinden gidelim! Memur sendikaları ve üst kuruluşları 657 sayılı işte çalışan kişiler için bir araya gelerek ortak program etrafında ortak dil ile üyelerinin haklarını savunmazlar. Çünkü ideolojik ayrışma öne çıkar hatta hükümet eliyle üye kaydına eriştiği için devleti yönetenlerin üyelerine karşı aldığı negatif tutuma karşı koyamaz. Amalarla, kaçamak kılıflarla üyesine ihaneti gizler. Oysa kurulurken üyesinin ekonomik, sosyal, siyasal ve hukuksal haklarını korumak için kurulmuştur.

Tüzüğünde o hedef hala yazar. Ama yönetim bağımsızca ve üyelerinin desteğiyle güç elde etme mücadelesi vermediğinden kendisini kontrol eden iş verene teslim olur.

Her yıl bu yaşanır.

Asgari ücret tespitinde. Yapılan sözleşmede.

İki basın toplantısıyla mücadele verilmeden kabul ediliyor. Demokrasi ve özgürlük mücadelesinde partiler kadar sivil toplum kuruluşları önemli misyonu olan halkın içinde yer aldığı kurumlardır.

Türkiye’deki demokrasi mücadelesinde bu kurumların izleri yok. Merdiven basamakları eksik.

İdeolojik zemine saplanarak kuruluş amaçları dışında varlık gösteriyorlar. Emekçiyi ya da halkı sağcı-solcu, dinci-dinsiz ya da etnik kimlik üzerinden ayrıştıramazsınız.

Hangi ülke olursa olsun sorunları aynı ve çözümleri de aynıdır.

Türkiye demokrasi güçleri bu eksiği görmeli ve zaaflarla dolu bu anlayışlardan kurtararak daha sağlıklı kuruluş amacına göre faaliyet gösteren yöneticilerin gelmesini sağlamalıdır.

Unutmamalı ki demokrasi mücadelesi iğne ile kuyu kazmaktır!

Armuda çağrı değildir!

Armut piş ağzıma düş! Hiç değildir.

www.kozanbilgi.net internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotografların her türlü telif hakkı KozanBilgi.Net'e aittir. İçerikleri kaynak göstererek alabilirsiniz.



Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.