" />

Ekmek Aslanın Ağzında, Muhalefet Salonun Sıcağında

Ekmek Aslanın Ağzında, Muhalefet Salonun Sıcağında

ABONE OL
Ocak 31, 2026 08:54
Ekmek Aslanın Ağzında, Muhalefet Salonun Sıcağında
0

BEĞENDİM

ABONE OL

TÜRKEŞ  MANGA
KozanBilgi.Net İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni

Ekmek Aslanın Ağzında, Muhalefet Salonun Sıcağında

Türkiye, toplumsal bir cinnetin eşiğinde; tarihinin en ağır ekonomik ve sosyal yıkımlarından birini yaşıyor. Ancak bu yıkım kadar acı olan bir şey daha var: Halkın bu yangından çıkış için uzanacak bir el, gür bir ses ararken karşısında “istatistik kağıtları” ve “sabır telkinleri” dışında bir şey sunmayan bir muhalefet bulması.

1. Esnaf: Kendi Dükkanında Kiracı, Kendi Malına Yabancı

Küçük esnaf için “sermaye daralması” kağıt üzerinde bir terim değil, her sabah dükkanını açtığında yüzüne tokat gibi çarpan bir utançtır. Akşam sattığı peyniri sabah aynı fiyata toptancıdan alamayan esnaf, aslında cebinden değil, ömründen harcıyor. Muhalefet ise kepenklerin bir bir inişini sadece “izliyor”. Esnafın vergi yükü altında ezilmesini, Bağ-Kur primlerini ödeyemez hale gelmesini meydanlara taşıyıp iktidarı köşeye sıkıştırmak yerine, lüks otel salonlarında ekonomi panelleri düzenlemeyi tercih ediyorlar. Sokaktaki esnafın “bittik!” çığlığı, muhalefetin klimalı araçlarına ulaşmıyor.

2. Emekli: Ömrünün Sonbaharında Açlık Sınırı Altında

Bu ülkenin yıllarca dirsek çürüten, prim ödeyen, emek veren insanları bugün marketlerdeki “indirimli saatleri” kovalıyor, akşam pazarlarından kalanları topluyor. Bir zamanlar “emekli ikramiyesiyle ev-araba alınır” denilen ülkede, bugün emekli maaşı bir evin kirasına dahi yetmiyor. Emekli kan ağlarken, muhalefetin bu kesimi sadece “seçim zamanı hatırlanacak bir oy deposu” olarak görmesi siyasi bir körlüktür. Emeklinin sofrasındaki ekmeğin çalınmasına karşı neden milyonluk mitingler yapılmıyor? Neden bu sessizlik iktidarın ekmeğine yağ sürüyor?

3. İşçi ve Memur: Bordrolu Kölelik Düzeni

Asgari ücretin bir “ortalama ücret” haline geldiği, memurun kirasını ödedikten sonra cebinde harçlık kalmadığı bir düzende, çalışan kesim nefes alamıyor. İşçi sendikaları sarılaşmış, memur sendikaları iktidarın arka bahçesi olmuş durumda. Peki muhalefet nerede? İşçinin fabrikadaki, memurun ofisteki hakkını savunmak için sadece sosyal medyadan “tweet atmak” yeterli mi? Maaş zamlarının enflasyon karşısında daha alındığı gün erimesine karşı, muhalefetin üretimden gelen gücü örgütlemesi ve erken seçimi bir zorunluluk haline getirmesi gerekirdi.

4. Muhalefetin “Yürüyüş” Korkusu

Halk patlama noktasında. İnsanlar sokağa çıkıp demokratik haklarını kullanmak, “geçinemiyoruz” diye bağırmak istiyor. Ancak muhalefet, “provokasyon olur” diyerek halkın gazını alıyor, öfkesini dindiriyor. İktidarın her hamlesine pasif kalan, sadece bir sonraki genel seçimi (ki o da ne zaman meçhul) bekleyen bir anlayış, aslında statükonun devamına hizmet ediyor. Erken seçim kapısını sadece “istemek” yetmez; o kapıyı, halkın taleplerini dalga dalga sokaklara yayarak iktidarın yüzüne çarpmak gerekir.

Sonuç: Muhalefet Mi, İktidarın Gölgesi Mi?

Bugün muhalefetin sessizliği, iktidarın en büyük kalesidir. Halk; giyecek, yiyecek, ev ve araba hayalini çoktan gömdü; artık sadece karın tokluğuna bir yaşam savaşı veriyor. Bu trajediyi gündelik siyasetin malzemesi yapıp “sandığı bekleyin” diyenler, o sandık geldiğinde karşılarında sadece yoksullaşmış bir halk değil, umudunu kesmiş ve kendilerini de o yıkımın altında bırakacak bir kitle bulacaklar.

Özetle dostum; sokaktaki yangın Ankara’daki koltukları ısıtmıyor gibi görünüyor. Muhalefet, halkın öfkesine liderlik etmek yerine, o öfkenin önünde bir baraj gibi duruyor.

www.kozanbilgi.net internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotografların her türlü telif hakkı KozanBilgi.Net'e aittir. İçerikleri kaynak göstererek alabilirsiniz.



Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.