İSMAİL KÜÇÜKÖZEN
KozanBilgi.Net Haber Müdürü
Türkiye’de ne zaman Ocak veya Temmuz ayı yaklaşsa, emekli vatandaşımız iktidarın dilinden düşmez olur. Ancak bu “ilgi” ne yazık ki refah sevdasından değil, maaş zammı takviminin mecburiyetindendir. İktidar, “Emeklinin ağzına bir parmak bal çalıp nasıl oyalarız?” diye hesap yaparken; emekli, o balın miktarıyla hayatta kalıp kalamayacağını kara kara düşünüyor.
Açlık sınırının çok altında can çekişen emekli ve asgari ücretli için hayat, artık sadece büyükşehirlerde değil, Anadolu’nun en ücra köşelerinde de bir hayatta kalma mücadelesine dönüştü. “Büyükşehirde yaşam zor” diyenlere sesleniyorum: Gidin Kozan’a, Feke’ye, Saimbeyli’ye, Tufanbeyli’ye… Bir aylık ev kirasını sorun! 15.000 TL’den aşağı kiralık ev bulana aşk olsun.
Geçen gün bir yakınımız için iki odalı bir ev sordum; ev sahibi “6 aylık peşin 45.000 TL” dedi. Nedenini sorduğumda ise “Okul zamanı fiyatlar değişir” cevabını aldım. Ekmek Adana’da neyse, ilçelerde de aynı fiyat. Hayat pahalılığı artık coğrafya tanımıyor.
Şimdi Ankara kulislerinde yine aynı nakarat: “Emekliye bir seferlik ikramiye verelim mi? 5 bin mi olsun, 10 bin mi?” veya “TÜİK enflasyonuna göre mi zam yapalım?”
Allah aşkına, bu TÜİK’teki yetkililer en son ne zaman semt pazarına gitti? Benim şahsi kanaatim; bu kurum enflasyonu milletin efendisi olan köylünün atına değil, beygirin nalına göre hesaplıyor! Eğer enflasyon sepetini fakir fukanın can dostu ekmeğe göre belirleselerdi, bugün emekli maaşı asgari ücretin dört katı olurdu.
“Terör biterse ekonomi 6 ayda düzelir” denildi. Şükür ki terör olaylarında bir durgunluk var ama enflasyon canavarı hâlâ kırmızı alarm veriyor. Ekonomi düzelmediği gibi, şimdi de erken seçim sesleri Ankara koridorlarında yankılanmaya başladı.
Türkiye’de 16 milyon emekli var. Kimse kusura bakmasın, o “parmağa bir dirhem bal sürme” devri kapandı. Emeklinin o bir parmak balla ayağa kalkacak dermanı kalmadı!
Buradan yetkililere sesleniyorum:
Çalışan memura verilen o ek ödemeleri, yasa gereği emekli memura da verin.
Emekliye biraz mecal verin ki, seçim günü kapısına geldiğinizde yüzünüz olsun.
Biz, Avrupa’dan gelen emeklilere “hobilik” yaparak, onlara hizmet ederek yaşamak istemiyoruz. Ankara’nın köhne otellerinde, 200 TL günlük yevmiye için yaşam mücadelesi veren emekli profilinden kurtulmak istiyoruz.
Rahmetli Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in dediği gibi: “Bir milletin uygarlığı; yatı, gemisi veya şatosuyla değil, emeklisinin insanca yaşamıyla ölçülür.” Biz iktidardan “Emeklinin yanındayız” edebiyatı değil, insanca bir yaşam için gerçek bir ekonomik rahatlık bekliyoruz.
Sevgiyi hak edenleri kemali hürmetlerimle selamlıyorum…