Beyyine Suresi 4 – 7: Toplumda Kural Kabul Edenler ve Kural Etmeyenler

Beyyine Suresi 4 – 7: Toplumda Kural Kabul Edenler ve Kural Etmeyenler

ABONE OL
Aralık 23, 2025 11:20
Beyyine Suresi 4 – 7: Toplumda Kural Kabul Edenler ve Kural Etmeyenler
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İBRAHİM FAİK BAYAV

Beyyine Suresi 4 – 7: Toplumda Kural Kabul Edenler ve Kural Etmeyenler

Beyyine Suresi’nin ayetlerini mütalaa etmeye, kelime kelime açmaya devam ediyoruz.

Beyyine Suresi dördüncü ayet: ”Vema teferraka ellezine üütü’l-kitabeke illa min baadi ma caethümü el-beyyinetü”.

Bu cümle, ‘ehl-i kitap’ namıyla anılan insanların, ‘beyyine’ olarak zikredilen sayfaları görmeden önce aralarında sorun olmadığını, ayrışmadıklarını bildiriyor. Hazreti Muhammed tahrif edilmemiş sayfaları okuyunca, sorun oluşmuş; ayrışmışlar. ‘Münfekki’ sıfatı alan kişilerin artık diğerleriyle aynı anlayışı devam ettirmeleri mümkün olamazdı. Çünkü Hazreti Muhammed, İslam dinine çağrısını Yahudilerin ve Hristiyanların inandıkları ve bağlandıkları belgelere dayandırıyordu.

İleri sürülen beyyine karşısında, münfekki olmaya yanaşmayanlar, Tevrat ve İncil içinde ne vaaz edildiğini biliyorlardı. Belki de tahrifatı kendileri yapıyordu. Kitapta onlara neler vaaz edilmişti?

Beyyine Suresi beşinci ayet:

BİRİNCİ KELİME: ”Ve ma ümiru illa liyeabüdü allahe muhlisine lehü”. Yani, Onlara, Allah’a ‘muhlis’ vaziyette boyun eğmelerinden başka şey emredilmemişti.

Bu ifade, ehl-i kitap mensuplarına, tahrif hükümlerle icradan vazgeçmeleri gerektiğini duyurmuş oluyor. Bu duyuru sonrası Ehl-i kitap mensupları, duyuruyu kabul ettiklerinde, nasıl bir hal alacaklardır? Şöyle…

İKİNCİ KELİME: ”Ellezine hunefae”..  Kararlı ve düzenli olacaklardır;

ÜÇÜNCÜ KELİME: ”ve yukımü’s-salate”… Dualarını tek ilah olan Allah’a yapacaklardır. (Genellikle müşrikler);

DÖRDÜNCÜ KELİME: ”ve yütü’z-zekate”…  Zekatlarını getireceklerdir; (Tabi, varlıklı olanlar)

BEŞİNCİ KELİME: ”ve zalike dinü’l-kayyıme”… Tam ve kamil olacaklardır. Yani, küfür sarmalından çıkacaklar, değer ve itibar kazanan insanlar olacaklardır.

Beyyine Suresi altıncı ayet:

AYETİN BİRİNCİ KELİMESİ: ”İnnellezine keferu min ehli’l-kitabi vel-müşrikine”.

Bu ifade, toplum içinde iki grubun  tanımını yapıyor. Peki bu ifadenin Türkçeye çevirisi nasıl oluyor?

Bu ifadeyi Türkçeye çeviren Kur’an mealcileri aynı anlamda birleşemiyorlar. Mesela Diyanet’in eski mealinde bu ifade ”Kitap ehlinden ve ortak koşanlardan inkar edenler” şeklinde Türkçeye çevrilmiş. Diyanet’in yeni mealinde ise bu ifade ” inkâr eden kitap ehli ile Allah’a ortak koşanlar” şekline gelmiş. Dikkatli okuyan aradaki büyük farkı görür. Diyanetin yeni mealcileri, ‘min’ edatının, belirtilenlerin içinden ayrılanlar anlamına geldiğini bilmiyorlar mı?

Diyanetin eski mealcileri, ”Kitap ehlinden ve ortak koşanlardan inkar edenler” dediğinde, okunan sahifeler karşısında, onların içinde inkar etmeyenlerin olduğunu belirtmiş olurlar. İstenen zaten, Hz. Muhammed’in okuduğunun inkar edilmemesidir. Peki bu surede ne hüküm verilmiştir inkar edenler için?..

AYETİN İKİNCİ KELİMESİ: ”Fi nar-ı cehenneme halidine fiha ”. Yani, onlara cehennem içinde kalmaları hükmü verilmiştir; orada kalmaya devam ederler.

‘Fi nar-ı cehenneme’ kelimesi, inkarcıların, o anda bulundukları hali belirtiyor. ‘Halidine fi ha’ kelimesi ise, Resul’ün tavsiyelerini önemsemedikleri müddetçe cehennem ortamında kalacaklarını haber veriyor.

‘Cehennem’, جَهَنَّمَ azap çekilen yere verilen isimdir. ‘Cehennem’ terimi, o zamanın toplumu için susuz kalınmış, nimetlerden mahrum olunmuş yeri veya bölgeyi tanımlar.

AYETİN ÜÇÜNCÜ KELİMESİ: ”Ülaike hüm şerru’l-beriyye”. Yani, işte onlar, beriyyenin kötüleridir.

‘Beriyye’ اَلْبَرِيَّةِ terimi, ‘yaratılmışlar’ anlamında kullanılıyormuş. Lakin ‘beriyye’ Türkçe sözlükte ‘çöl’ olarak gösteriliyor. O zaman ”Ülaike hüm şerru’l-beriyye” kelimesi, çöl halkının kötüleri demek olur.

Yedinci ayet: ”İnnellezine amenü ve amilü’s-salihati; ülaike hüm hayru’l-beriyye”.

Bu ayet cümlesi, Hazreti Muhammed’in temiz sayfalardan okuduğu hükümlere inanan ve iyi işler yapan insanları öne çıkarıyor… ”İşte onlar çöl halkının hayırlılarıdır”, diyor.

Dikkat ediliyor mu?.. Bu ayet kelimesi ile, artık EHL-İ KİTAP ve MÜŞRİK tanımları geri planda kalmış. ‘Mümin’ ve ‘salih’ tanımları o tanımların yerine geçmiş. Ve öne çıkarılan insanlar ‘toplumun hayırlıları’ iltifatını kazanmışlar. Peki, bunlar hakkında hüküm ne olur?

Beyyine Suresi yedinci ayet

BİRİNCİ KELİME: Cezaühüm ınde rabbihim cennatü adnin”. Yani, onların hayırlı iş yapmalarının Allah katında karşılığı Adn cennetleridir.

Salih amel işlenmesi için; a) meslek edinilmesi gerekir; b) planlama düşünülür; c) istek ve gayret önemlidir. Cehennem ortamında kalmış insanlar yavaş yavaş bu ortamdan kurtulacaklardır.

İKİNCİ KELİME: ”Tecri min tahtiha el-enhar”. Yaşadıkları belde, altından sular akan beldeye dönüşecektir. (Belediye teşkilatının kurulması)

Üçüncü kelime: ”Halidine fiha ebeden”. Onlar, artık orada devamlıdırlar. Tabi, doğal afet ya da düşman işgali oluşmadıkça.

Dördüncü kelime: ”Radıyallahü an hüm ve radu anha” Yani, Allah salih amel işleyen o insanlardan razı olmuştur; salih amel işleme imkanı bulan insanlar da Allah’tan razı olmuştur.

Beşinci kelime: ‘‘Zalike li men haşiye rabbehü”. Yani, Rabbin hükmüne itiraz etmeyen kimseler için, hüküm böyledir.

Soru: Resul’ün duyurusunu inkar etmeyen, istemeyerek de olsa ‘salih’ denebilecek iş yapan ‘müşrik’ tanımlı kişilerin akıbeti ne olacaktır?

İşte onu kimse bilemez. Yaratan, yarattığı üzerinde tasarruf sahibidir. O, ‘Müşrik’ tanımlılara neyi dilerse onu yapar. Belli olmaz… Onlara Allah bir yol açar da, her biri hayırla anılacak zatlara dönüşürler.

İbrahim Faik Bayav
(23.12.2025 0:25)

www.kozanbilgi.net internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotografların her türlü telif hakkı KozanBilgi.Net'e aittir. İçerikleri kaynak göstererek alabilirsiniz.




Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.