
ÖNCER ÜNLÜ – BAŞYAZAR
Adana denince akla ilk önce kebabı, şalgamı, bici bicisi, halka tatlısı gelir. Daha sonra Türkiye’nin önde gelen spor şehirlerinin birisi olması nedeniyle Adanaspor ve Adanademirspor,Adana Sutopu Takımı, Milli Mensucat, Güney Sanayi gibi değişik branşlarda faaliyet gösteren takımlar akla gelir ve bu takımların Türk Spor Tarihi’nde önemli yerleri vardır.
Bugün sizleri bir spor mağazasının 50 yıllık geçmişine götüreceğim.
Adana’da alışverişin kalbinin attığı, her daim müşteri portföyünün bol ve çeşitlilik arz ettiği, Çakmak ve Cemal Gürsel Caddelerinin kesiştiği noktada, Adana’nın tarihinde ve Hristiyanlık alemi açısından da önemli bir yapı olan Katolik Bebekli Kilise’nin hemen yanıbaşında konumlanmış bir yer,mola verilecek bir liman, eski dostlarla karşılaşacağınız bir sohbet yuvası. Caddelerde kime sorarsanız yerini gösterebilecek kadar önemli bir spor mağazası.
Kimler misafir olmamış ki buraya !
Adanaspor ve Adanademirspor’da yıllarca top koşturmuş futbolcular, o zamanki adıyla 1.ligde maç yönetmiş hakemler, birçok teknik direktör,kulüp yöneticileri diye listemi uzatabilirim. Şimdi kimler uğruyor derseniz ilk anda aklıma gelenleri de sayabilirim:
Zamanın önemli futbolcu kardeşlerimiz, Feyzullah KÜÇÜK, Vedat BAŞ, Osman GÜLER (Kartal Osman ), Mehmet ŞENGÜLER, Adanasporlu Fuat, Ali PEKER, Milli hakemlerimiz Altan, Atilla ve Mustafa ÖNCÜL kardeşler, namı değer Baron Gazi (YALÇIN), İrfan YÜCE, Zıpkın Önder ( ERDEM), kaptan Murat ÇINAR ve daha niceleri…
Bunların yanı sıra Adana ve çevre il ve ilçelerde görev yapan bir dolu spor adamı, Beden Eğitimi öğretmenleri, Amatör Spor Kulüplerinin yöneticileri ve teknik sorumluları, Bölgenin Duayenleri…
Adana’nın sıcak sokaklarından yükselen bir hikâye var: Aytaç Spor’un hikâyesi.
Bir mağazadan çok daha fazlası…
Bir aile geleneği, bir kentin spor hafızası, Karşıyaka’dan, Yeşilevler’e, Atakent’ten, Yeşiloba’ya, Reşatbey’den Akkapı’ya kısaca her bir mahallenin çocuklarını spora hazırlayan bir dost eli…
1970’li yıllarda, bugünkü teknoloji ve imkanların hayal bile edilemediği bir dönemde, küçük bir dükkân kapılarını açtı. O kapıdan kimi zaman bir amatör futbolcu, kimi zaman beden eğitimi öğretmeni, kimi zaman da çocuğuna ilk spor ayakkabısını almak isteyen bir baba girdi. 50 yıl boyunca o kapı kapanmadı; aksine her yıl daha çok insana sporun heyecanını taşıdı.
Biz de Aytaç Spor’un 50. yılı şerefine, markanın bugünlere gelmesinde büyük payı olan Ayhan ve Özden ÇETİNKÖKÜ kardeşlerle ile geçmişten bugüne uzanan duygu yüklü bir yolculuğa çıktık.
••• Elbette. Öncelikle Sayın Hocam bu ziyaretiniz bizleri çok memnun etti, hoş geldiniz bizlere şeref verdiniz. Ben, kardeşlerim Özden ve Aytaç ile bu mağazayı yönetiyoruz. Bir aile şirketiyiz. Ben işin finansal ve ticari işlerine bakıyorum, firmalarla iletişimi sağlıyorum kısaca dışarı ile ilgili her işle ilgileniyorum. Özden Bey daha çok içeride tekstil atölyesinde görev alıyor, tekstil üzerine gelen ve giden siparişlerden sorumlu, ihtiyaçlarımızı belirliyor. En küçük kardeşim Aytaç da bizimle birlikte ama onun mesleği öğretmenlik olduğu için genlede pek burada göremezsiniz. Fakat her türlü kara alma mekanizmasına tabiki o da katılıyor, yapılacak ve yapılan işlerden bilgisi oluyor.
••• Aytaç Spor, 1976 yılında yine bu sokakta küçük bir yer olarak rahmetli babam Selim ÇETİNKÖKÜ tarafından kuruluyor. Ağabeyim ve ben de o günden beri burada hem çalıştık hem de eğitimimizi tamamladık. Babam rahmetli zaten okumayı ve okuyanı çok sevdiği için bizlerin de mutlaka okumasını istemişti. Burada önce futbol topu imalatı ve tamiri üzerine çalışmaya başladık.Tabii o zamanlar en çok futbol, voleybol ve basketbol sporları popülerdi. Bizde bu spor dallarının toplarıyla uğraşıyorduk. 1980 lerden sonra başta Çin ve Asya ülkelerinden gelen ucuz emek gücünün piyasaya yansımasıyla herkesde olduğu gibi bizde de bir durum değerlendirmesi yapıldı. 1985 yılında da tekstil işine doğru direksiyon kırarak bölgemizdeki takımlara, okullara, resmi kurum ve kuruluşlara forma, şort, tozluk gb. spor malzemeleri üretmeye de başladık. Şu anda da 10 çalışan emekçi arkadaşlarla işimizin başındayız.

Soldan Sağa: Ayhan Çetinkökü – Özden Çetinkökü – Basyazarımız Öncer Ünlü – Murat Çınar
••• Biz her şeyden önce bir aile firmasıyız. Elbette piyasa ve ülkenin geçirdiği olumsuz ekonomik koşullar zaman zaman bizleri de etkiledi. Bu yadsınamaz bir gerçektir. Yine de aile bağlarını koparmamamız, zor günlerde dayanışmamız, müşterilerimizin bizi terk etmemesi hatta ilk müşterilerimizin çocuklarının, torunlarının bile bizlerden alış veriş etmesi, müşteriyi hep memnun etme çabamız, çalışanlarımızın gelenleri müşteri değil de aileden, mahalleden, arkadaşlarından birileri olarak görmeleri de elbette ayakta kalmamızda çok etkili olmuştur.
50 yıl önce sektör bugünkü gibi dev markalarla dolu değildi. Raflarımızda birkaç çeşit ayakkabı, birkaç forma olurdu. O zamanlar spor ürünü almak bile ayrı bir heyecandı, spor ürünleri lükstü, şimdi ihtiyaç. İnsanlar yalnızca spor salonunda değil; sokakta, işte, okulda da spor kıyafetlerini tercih ediyor. Eskiden malzeme azdı, şimdi seçenek çok. Değişmeyen tek şey: sporun insana iyi geldiği gerçeği. Bugün ise seçenek sonsuz; spor sadece sporcuların değil herkesin hayatının bir parçası oldu. Değişim çok büyük, ama biz o değişimin içinde ayakta kalmayı başardık.
İlk yıllar tamamen futbol ve basketbol ağırlıklıydı. Çukurova’nın çocukları top peşindeydi çünkü. Şimdi ise koşu, kondisyon, pilates,tenis, judo,voleybol,boks, yüzme… İnsanlar kendini iyi hissetmek için spor yapıyor, bu da ürün dağılımını çok değiştirdi.
Eskiden bir ayakkabının en ileri teknolojisi “hava yastığı” diye anlatılırdı. Bugün akıllı tabanlar, nefes alan kumaşlar, profesyonel analiz uygulamaları var. Teknoloji bizi hem zorladı hem geliştirdi. Değişime ayak uydurdukça büyüdük.İlk başta korkutucuydu açıkçası. Ama zamanla fark ettik ki teknoloji düşman değil, yol arkadaşı. Sosyal medya sayesinde daha fazla insana ulaşabildik. Fakat ne olursa olsun, mağazamızdaki sıcak bir “hoş geldiniz” cümlesinin yerini hiçbir teknolojinin tutamayacağını biliyoruz.
Artık insanlar ne aldığını biliyor. Araştırıyor, karşılaştırıyor. Geçmişte yalnızca fiyat konuşulurdu; şimdi kalite, tasarım, rahatlık, garanti… Müşteri bilinçlendi, biz de onlarla birlikte gelişmeyi öğrendik.
Çok var… İlk büyük mağazamızı açtığımız anı hiç unutmam. Babam vitrindeki ilk ürünleri yerleştirirken gözlerindeki gurur hâlâ aklımdadır. Bir gün yıllar önce mağazamızdan ilk kramponunu alan bir genç futbolcu çıktı geldi. Profesyonel bir futboltakımına transfer olmuştu ve “Abi ben bu yola sizin verdiğiniz ayakkabıyla başladım” dedi. O an, babamın hayalinin nasıl binlerce gence dokunduğunu fark ettim. Unutamam.
Biz müşteriyi müşteri değil, komşumuz gibi gördük. Alışverişten sonra da ilişkimiz devam eder. Mutlaka bir çok müşterimiz arada sırada birşeyler almassa da bir çay içmeye gelirler. Sporcu çocuklar bize gelip başarılarını anlatırlar mesela… Mağaza bizim yuvamız; insanlarla yüz yüze olmanın yerini hiçbir şey tutamaz . O samimiyet ve güven bizi 50 yıldır ayakta tutan şeydir.
Son yıllarda yerli üretim çok güçlendi. Kalite arttıkça talep de arttı. Müşteri artık hem yerli hem ithal ürünü ince ince değerlendiriyor. Biz de ikisini dengeli sunuyoruz.
Elbette zorluklar yaşadık. Dövizdeki artış bizi her gün yeniden hesap yapmaya zorluyor. Ama spor ürünlerinin artık bir “konfor” değil bir “ihtiyaç” olduğu gerçeği sektörü ayakta tutuyor. Biz de müşteriyi üzmeden yol almaya çalışıyoruz.Kolay değil. Ama biz 40 yılı aşkın süredir ayakta kaldıysak nedeni nettir: Güven. İnsanlar bize güvendiği için ayakta duruyoruz. Bu güven bizim en büyük sermayemiz.
Spor artık sadece profesyonellerin değil, herkesin hayatında. Kadınların spora yönelmesi, çocuk spor okullarının artması, koşu grupları, bisiklet toplulukları… Tüm bunlar Türkiye’nin sporu sahiplendiğini gösteriyor.
Kesinlikle. Biz her zaman gençlerin önünü açmaya çalıştık. Doğru ayakkabıyı, doğru ekipmanı sağlamak bile bazen bir gencin hayatını değiştiriyor. Bu bilinçle çalışıyoruz.Bu şehirde birçok çocuk ilk spor ekipmanını bizden aldı. Bazıları başarı hikâyelerine burada başladı. Gençlere destek olmak bizim için sorumluluk… Çünkü bir çocuğun eline verdiğiniz top, bir kranpon, bir raket, bir eldiven bazen onun hayatını değiştiriyor.
Yıllarca yerel kulüplere destek verdik. Amatör sporun gücüne her zaman inandık. Bu şehrin spor kültürüne katkı sunmak bize büyük mutluluk veriyor.
Sektör büyümeye devam edecek. Biz ise daha modern, daha dijital, daha genç bir yüzle yolumuza devam edeceğiz. Bölge dışına açılmak hedeflerimiz arasında.
50 yıl geride biriktirilmiş bir emek… Bundan sonra hayalimiz markayı geleceğe taşımak. Yeni projeler ve gençlere daha fazla dokunan bir marka olmak istiyoruz.
Bizim gücümüz samimiyet. Sıcak, içten, aile gibi bir atmosferimiz var. Müşteri kapıdan çıktığında “Ben buraya yine gelirim” diyorsa işimizi doğru yapıyoruz demektir. Biz sadece ürün satmıyoruz; hikâye satıyoruz, emek satıyoruz. Buraya gelen herkes “Burası sadece mağaza değil” der. Çünkü kapıdan içeri giren herkes ailemiz olur.
Bu, hem büyük bir gurur hem ağır bir sorumluluk. Babamdan aldığım bayrağı taşırken her zaman “Bu mirası koru” der gibi hissederim. Sonra vitrinde bir çocuğun ayakkabıyı denerken gözlerindeki heyecanı görünce tüm yorgunluk biter. O günden bugüne bu mağaza bir ekmek kapısı değil, bir sevgi mirası oldu.
Spor sadece bedeni değil, ruhu da iyileştirir. Hangi yaşta olursanız olun hareket etmeyi bırakmayın. Spor sadece bedeni değil; ruhu, umudu, cesareti de besler. Ve ne yapıyorsanız yapın, kalbinizi koyun. Biz bu mağazayı kalbimizle büyüttük; en çok da bu yüzden sevildi. Aytaç Spor ailesi olarak bizi 50 yıldır ayakta tutan tüm müşterilerimize teşekkür ediyoruz. Hep birlikte nice yıllara…
Aytaç Spor’un raflarında yalnızca ayakkabılar, toplar, formalar yok…
Bir şehrin spor tutkusu, bir ailenin emeği, bir babanın hayali ve bir toplumun binlerce küçük hikâyesi var.
Bu röportaj, bir mağazadan çok daha fazlasını anlatıyor:
Sporun insanı iyileştiren, birleştiren ve geleceğe taşıyan gücünü…
Aytaç Spor’un hikâyesi, yalnızca bir mağazanın değil; bir şehrin, bir kültürün ve bir spor tutkusunun hikâyesi…
Adana’nın sıcaklığıyla, samimiyetiyle büyümüş, yarım asrı aşan bir sevgi ortaklığı.
Geçmişten bugüne herkesi spora hazırlayan bu köklü marka, yeni nesillere ilham olmaya devam ediyor.
Bu röportaj, yarım asırlık emeğin sayfalar arasında bir kez daha hayat bulmuş hâli…