" />
Çok Tanıdık Bir Kişilik; Yarı Aydın

Çok Tanıdık Bir Kişilik; Yarı Aydın

ABONE OL
Ekim 10, 2026 13:25
Çok Tanıdık Bir Kişilik; Yarı Aydın
0

BEĞENDİM

ABONE OL

SELMA ERDAL

Çok Tanıdık Bir Kişilik; Yarı Aydın

Dünlerde yarı aydını tanımak kolaydı.

Koltuğunun altında birkaç kitap, elinde Cumhuriyet gazetesi, dilinde iki Fransız düşünür adıyla dolaşırdı. Kahvede ya da meyhanede konuşurken sesini biraz kalınlaştırır, dünyayı kurtaracakmış gibi bakar, sonra aynı ezber sözleri her söyleşisinde yeniden, yeniden kullanırdı.

Bilgi onun zihninde değil, vitrindeydi.

Günümüzde bu türler biçim değiştirdi. Gazetesi koltuk altından çıktı, sosyal medyaya taşındı. Kitaplar yerine önemli olan fotoğraflar… Düşünceler ağızdan değil paylaşım butonundan yayıldı. Ve karşımıza çağın yeni yarı aydını çıktı: İnternetin her konuda ahkâm kesen, her felakette uzman, her krizde stratejist, her tartışmada hakem kesilen büyük özgüven abidesi, her konunun tartışmasız bilirkişisi…

Depremde, jeolog olur.
Salgında, virolog olur.
Ekonomi bozulduğunda, merkez bankası başkanı olur.
Savaş çıkar, harita açıp genelkurmay karargahını tv ekranına kurar.
Yapay zekâ konuşulur, insanlığın sonu geldi diye komplo teorilerini yayar.
Kadın cinayeti tartışılır, sosyolog kesilir.

Eğitim bilgisi sorulduğunda da hiç tereddüt etmeden açıklar; mezun olduğu kurum Hayat Üniversitesi’dir.

Ama ne muazzam kurum değil mi?

Rektörü özgüven, dekanı kulaktan dolma bilgi, müfredatı sosyal medya, diploması da büyük harflerle yazılmış cehalet. Sınav yok, kaynak yok, yöntem yok, emek yok. Ama mezun çok. Hem de öyle böyle değil; her konuda son noktayı koyan mezunlar.

Elbette hayat öğretir. Kim bu gerçeği yok sayabilir? Hatta çoğunlukla hayat, insana kitaplardan daha ağır dersler verir. Ama yaşamak başka, yaşadığını anlamak başka şeydir. Deneyim değerlidir ama düşünceden geçmezse yalnızca kanaat üretir. Kanaat de bilgi değildir. Hele bağırarak yazılınca hiç değildir.

İngilizlerin pseudo-intellectual dediği şey tam da budur: Entellektüel gibi görünen ama düşüncenin zahmetine katlanmayan kişi. Bizdeki daha yerli karşılığıyla: yarı aydın.

İşte bu yarı aydın, genellikle cahilden daha tehlikelidir . Çünkü cahil bilmediğini saklar; yarı aydın bilmediğini konuyu bilgi diye kürsüden yayar. Cahil öğrenebilir; yarı aydın bildiğini sandığı için öğrenmenin kapısını içeriden kilitler.

Onun en büyük sermayesi bilgi değil, sarsılmaz özgüvendir.

Az okur, çok konuşur. Biraz duyar, çok yargılar.
Kavram kullanır ama kavramın tarihini bilmez.
Alıntı yapar ama bağlamından habersizdir.
Soru sormaz; çünkü soru, ezberi bozar.

Yarı aydın için düşünce, gerçeğe yaklaşma çabası değil, üstünlük kurma aracıdır. Konuştuğu konunun karmaşıklığı onu durdurmaz; tam tersine iştahını açar. Çünkü karmaşık konularda denetim zordur. İki yabancı kavram, üç büyük iddia, biraz öfke, biraz küçümseme… Al sana entelektüel adam ya da madam.

Üstelik bu tipler yalnızca sosyal medyada dolaşmaz. Akademide de vardır, siyasette de, medyada da, sivil toplumda da. Dahası diplomalı olanı daha beter olabilir. Çünkü cehaletine bir de unvan ekler. Büyük sözler söyler, kavramları birbirine çarpar, ortaya düşünce değil, sis bulutu çıkarır.

Oysa gerçek aydın, her konuda konuşan kişi değildir. Nerede susacağını, nerede okuyacağını, nerede “bilmiyorum” diyeceğini bilen kişidir. Bilgi insanı biraz ağırlaştırır. Her başlığa atlatmaz. Her tartışmada son sözü söyleme telaşına düşürmez. Çünkü düşünce gösteri değil, emektir.

Hayat Üniversitesi mezunlarına gelince…

Hayat elbette büyük hocadır. Ama o okulun diploması yalnızca yaşamakla alınmaz. İnsan başına gelenlerden otomatik olarak bilgeleşmez. Bazen yalnızca yaşlanır. Bazen yalnızca öfkelenir. Bazen de eski önyargılarını yeni kavramlarla süslemeyi öğrenir.

Bugün internet herkese söz verdi. Bu iyi bir şey. Ama aynı internet, yarı aydının da altın çağını açtı. Çünkü artık bilmek gerekmiyor; biliyor gibi görünmek yetiyor. Okumak gerekmiyor; örneğin bir kitap kapağının fotoğrafını paylaşmak yetiyor. Düşünmek gerekmiyor; yüksek sesle konuşmak yetiyor.

Belki de çağımızın en gerekli sözleri şunlardır:

Her konuda fikrin olabilir; ama her fikrin bilgi değildir.

Aydın karanlığa ışık tutar. Yarı aydın ise elindeki feneri kendi yüzüne çevirip bağırır ve der ki bakın, nasıl da parlıyorum!

Selma Erdal; Didim, 10 Ekim 2026

Bilgi Paylaştıkça Çoğalır!

KozanBilgi.Net’te yer alan Yüz Binin üzerinde haber, yazı ve fotoğraflar emeğin ve yerel gazeteciliğin bir ürünüdür.
Ticari amaç olmamak üzere içeriklerimizi KozanBilgi.Net’i kaynak göstererek ve aktif bağlantı vererek sevdiklerinizle veya sitenizde gönül rahatlığıyla paylaşabilirsiniz.

" />
" />

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.