Üreticiye “sayısal tarımı” anlatmak…

Üreticiye “sayısal tarımı” anlatmak…

ABONE OL
Ekim 3, 2026 06:06
Üreticiye “sayısal tarımı” anlatmak…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

OKTAY EROL

Üreticiye “sayısal tarımı” anlatmak…

“Tüm yanlışı sen mi düzelteceksin” derler ya; değil elbette, ancak yaşananlar ortada olunca ister/ istemez “ne oluyor” diye sorma gereği duyuluyor! Yurttaşın yaşadıklarını görmeyen/ bilmeyen yok, yükselen ulusal gelirin yurttaşın yaşamını iyileştirmediğini bilmeyen yok, bir avuç “doymaz” ekonomik gücünü artırırken toplumun büyük çoğunluğunun “açlık sınırı altında” gelirle yaşama tutunmaya çalıştığını bilmeyen yok! Yanılıyor muyum? Peki tüm bunlara karşın “iktidarın” sürekli “kimseyi enflasyona ezdirmedik” sözünü bilmeyen var mı? O da yok!

Bunları “yakınmak” için söylemiyorum; şu an yaşanan bunlar olduğunun altını çiziyorum! İnsanlar Televole izlencelerinde ya da televizyon dizilerinde soluksuz anlatıldığı gibi başrol kız/ oğlan arasındaki ne yiyip ne içtikleri/ masraflarını nasıl karşıladıkları/ ne üretip ne sattıkları belirsiz biçimde yaşamlarını sürdürmüyorlar! Yaptıkları iş belli, aylık kazandıkları belli, aylık gereksinimleri belli, aylık zorlandıkları sıkıntılar belli, borçları belli! “İktidar” insanların “dizilerdeki” gibi yaşadığını sanıyor olmalı ki; çeyrek yüzyıldır yaşattıklarını “övgüyle” anlatırken, “iktidarın” ergileriyle yıllardır kurumlarının değişmeyen başkanları olanlar da “düne” değin ne yaşattıklarını umursamadan “gelecek” için beklentilerini sıralıyor! Bunların “bilinmesi/ unutulmaması” gerektiği için yineliyorum…

***

Konuya geçeyim… Bu yurdun üreticisini, son yıllarda toprağını süremez/ ekemez duruma geldiğini “iktidarın” birkaç sözcüsü dışında söyleyen var mı bilmiyorum! Öyle çok değil, örneğin son bir yılda “girdilere” gelen zam nedir, ürünün hasadında açıklanan “taban fiyatı” nedir? Üretici tarlasını sürecek, taban gübresini/ tohumunu atacak, ürünün istemine göre sulamasını yapacak, yabancı otlara/ zarar verici böceklere karşı ilacını sıkacak, hasada değin hava koşullarının iyi gitmesi/ dolu/ don gibi doğal yıkımlara karşı ellerini havaya açıp bekleyecek… Üreticinin her toprağa attığı tohum için yaşadığı bunlar değil mi? Dolunun da, donun da, doğal yıkımların da, girdi zamlarının da, hasat dönemi zorluklarının da yükü “üreticinin” omzunda değil mi?

Üreticinin “binbir zorlukla” elde ettiği ürün üzerinden, salt “iktidarın” üreticiyi oyalama gücü olan odalar/ dernekler/ kurumlar “öncesinde” ne yaptıklarını düşünmeden, “gelecekte” ne yapılması konusunda uzun açıklamalar yaparlar. Yıllardır “o” koltukta oturmasına, yıllardır üreticinin yaşadığı çıkmazlara karşı üreticinin yanında yer alması gerekirken ya susmasına ya da “iktidarı” koruyucu sözler söylemesine tanık olduk hep! Bugün, üretici zorluklar yaşarken “yine” değişmedi; aynı…

***

Adana Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Şahin Bilgiç’in açıklaması… “Artık yalnızca ne kadar üreteceğiz sorusunu değil; daha verimli nasıl üreteceğiz, üreticimizin emeğinin karşılığını nasıl artıracağız, kaynaklarımızı nasıl daha etkin kullanacağız sorularını da birlikte düşünmeliyiz” diyor. Doğru, peki bu nasıl olacak? Bilgiç’in on yılı aşkın süredir burada olduğunu unutmayalım!

Köyde yaşamını sürdüren çiftçiye bunları nasıl öğreteceksiniz, toprağın daha verimli, üreticinin daha çok kazanacağı, kaynakların nasıl kullanılacağını nasıl anlatacaksınız? Bugüne değin her “köyle bir sağlık ocağı” gibi “her köyle bir ziraat mühendisi” olması gerektiğini gündeme getirdiniz mi, ilgili bakanlığın kapısını çaldınız mı, bölgenin “iktidar” vekillerine her fırsatta bunun gereksinildiğini anlattınız mı? Ben bugüne değin duymadığım gibi, birçok kez “iktidarın” yaklaşımını övdüğüne tanık oldum!

***

Şimdi Bilgiç, “yeşil dönüşüm”, “sayısal tarım”, “yenilenebilir güç”, “yüksek katma değerli dış satım” diyor… Doğru, bunlar günümüz üretiminin zorunlulukları… Peki haftada üç kez zamlanan Mazotun, gübrenin, tohumun, ilacın ederini karşılayamayan çiftçiye “sayısal tarım”ı nasıl anlatacaksınız? Tarlasında gübreyi kullansa ilacını alamayan, hasat zamanı ürününü kaça satacağını bilemeyen üreticiye “markalaşacağız, dış satım yapacağız” demek ne denli yeterli ne denli gerçekçi?

Üstelik Bilgiç’in söylediği gibi tarımın geleceğini yeniden düşünmek gerekiyorsa, on yılı aşkın süredir o koltukta oturan Bilgiç’in, bugüne değin ne yaptığını da düşünmesi gerekmez mi? Üretici bu denli sıkışmadan önce neden daha güçlü konuşulmadı? Girdi ederleri yükselirken, ürünün ederini üretici belirleyemezken neden daha yüksek ses çıkmadı? Elbette gelecek konuşulmalı… Ama önce bugünün üreticisi yaşamalı! Üretici yaşayamazsa Adana’nın tarımsal geleceği de, ilgili odalar/ kurumlar da “anlamsız” olacaktır!

Bilgi Paylaştıkça Çoğalır!

KozanBilgi.Net’te yer alan Yüz Binin üzerinde haber, yazı ve fotoğraflar emeğin ve yerel gazeteciliğin bir ürünüdür.
Ticari amaç olmamak üzere içeriklerimizi KozanBilgi.Net’i kaynak göstererek ve aktif bağlantı vererek sevdiklerinizle veya sitenizde gönül rahatlığıyla paylaşabilirsiniz.


Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.