" />

Neler yaşanıyor ya da alandaki CHP

Neler yaşanıyor ya da alandaki CHP

ABONE OL
Mayıs 29, 2026 13:44
Neler yaşanıyor ya da alandaki CHP
0

BEĞENDİM

ABONE OL

OKTAY EROL

Neler yaşanıyor ya da alandaki CHP

Böyle oluyor demek ki… Önce insanın “düşünecek yerlerini” ağrı sarıyor, ardından umutlarını; öylece kalakalıyor! Bir soluk alacak yer bulsa çığlık atacak, sesini göçmen kuşlara da duyuracak da; her yer “demir kapı/ kör pencere…” Adım atacak alanları her geçen gün daralırken, bir avuç/ ne dedikleri bilinmez/ omurgaları alınmış/ dünleri bugünden kopuk/ yediklerinden doymaz/ kırdıklarından ders çıkarmazların iki dudağı arasından çıkan ses öbeği arasında sıkıştırılmışız!
Sormayın! Sorduğunuzda, içindeki “deniz dalgalarını” anlattıkça tsunamiye uğramış kalabalık kentin yurttaşları gibi sarsılıyorsunuz! Gözünün içine bakmanız, avuçlarını birbirine sürtmelerine tanık olmanız, yüz çizgilerinin derinliklerine dalıp gitmeniz sonuç vermiyor! İzleyici oluyorsunuz, tüm vücut devinimlerine bakıcı oluyorsunuz, oradan kalkıp/ gitmeyi göze alamıyorsunuz… O duruma geldi güzelim, verimli, yaşanılası doğasıyla yabancının özlemli anılarının kaldığı koca ülke…
***
Bizler bu yurdun yurttaşıyız değil mi? Her tür yazgısını, seçilenlerin yaşattığı yanlışların bedelini, yüksek vergi zincirlerini, tarımın en ileri düzeyde yapılması gerekirken/ birçok ürünün dışalımla sağlanmasının acısını birlikte yaşıyoruz! Halkın içine saplandığı çıkmaza karşı yanı başında olmanın sözünü verenlerin/ aynı gemide olduklarını söyleyenlerin/ yaşadıkları şatafatı azımsayanların umursamazlıklarına ne denilebilecek söz ne de bir önünde duracak güç bırakmadılar; bak gör!
Ülkede ekonominin ne olduğunu, emeklinin/ çalışanın ne kazandığını bilip de “her şey iyi gidiyor, uygulamalarımız aynı biçimde sürecek” diyenlerle yurttaşın aynı havayı soluduğuna inanan var mı gerçekten? İnsanlar bırakın kış aylarında ısınmayı, yeni giyecek almayı, pençesi delik ayakkabısını değiştirmeyi, işte yaz geldi/ bir denize kıyılı ya da ormanlık bölgede dinlenmeyi bırakın doğru/ düzgün temel beslenme ürünlerini sağlayamıyor; ne de yaşamak?
***
Bu ülkede seçimler oluyor değil mi? Seçimlerde adaylar seçmenin önüne çıkıyor; bugünün seçim sistemine göre iyi/ kötü… Daha bunu sindiremeyen, “yendi” diye orantısız gücünü ortaya koyan, hukuk kuralları dışına çıkarak “iddialara” dayanarak seçilmişleri tutukevlerine hapseden… Yasa, “suçluluğu kanıtlanana dek hiç kimse suçlu sayılmaz” denmesine karşın, çeşitli paranoyalarla “tutuksuz yargılanma hakkı” yok sayılmasının tanımı da yok bende biliyor musunuz? Ayrıca, kim olursa olsun “yasalar suçlu saymadıkça” kimsenin yaşamıyla, yakınıyla, tanıdığıyla, bildiğiyle sınanması da tanımlanamayan bir başka olgu bende…
Adana’nın seçilmiş Anakent Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ı yalnız kendi kentlisi değil, yurdun her yanında tanıyorlar, üstelik yurtdışında da birçokları yaşadıklarını biliyor. Ne olduğu pek de anlaşılmayan, yedi ay Silivri’de tutuklu bulunduktan sonra serbest kalan Karalar’ın görevine dönmesine izin verilmediği gibi, geçtiğimiz hafta “iki ay” daha uzatıldığı belirtildi! “İki ay” sonra görevine döneceği konusu bugün için karanlık; artık gerekçe neyse, yeniden uzatılma olasılığı var! Nereye dek sürecek peki bu? Adanalının özgür istenciyle seçtiği, bugün için de yeniden görevinin başına geçmesini istediği Karalar ne yapmalı şimdi, onun çalışmalarını bekleyen insanlar ne yapmalı, nereye başvurmalı, bu yanlışın düzeltilmesi için hangi yolu denemeli? İnsanın “düşünecek yerlerini” ağrı böyle sarıyor işte!
***
“İktidar”, insanın “düşünecek yerlerine” düğüm atmak konusunda da başarılı oldu işte! Olduğunuz yerde ne görüyorsunuz? Sorular yanıtsız, yollar zifiri karanlık, umutlar yasaklı… Her yaşatılan sancı geçici bir esinti olmadığı gibi, öfke biriktirme gücünün olduğunu da biliyoruz! Bir yanda bolluk içinde kazanmadan/ hak etmeden yaşamını sürdürenler, öte yanda evine aş götürürken boynu bükülenler/ bir işe tutunmak için kapıları zorlayanlar/ seçtikleri başkanı görevi başında göremeyenler…
Ne yapmalı peki? Küsmeli mi bu toprağa, bu göğe? Yoksa o “demir kapı/ kör pencere” ardındaki karanlığa karşın, birbirini sıkı sıkıya tutmalı mı eller? Zeydan Karalar’ın görevine dönmesini bekleyen Adanalı da, emekli maaşıyla ay sonunu getirmeye çalışan yurttaş da aynı umudu taşıyor. CHP bir haftadan bu yana sokakta, yurttaşlarla görüşüyor. Bunlar gibi birçok kısırdöngü buluşmalarda dile geliyor; gelmeli de…

www.kozanbilgi.net internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotografların her türlü telif hakkı KozanBilgi.Net'e aittir. İçerikleri kaynak göstererek alabilirsiniz.



Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.