İBRAHİM FAİK BAYAV
Münafikun Suresinin dördüncü ayetinde, Hazreti Muhammed’e, ”Münafıklar sana gelecekler, onlar düşmandır, onlara dikkat et” denmişti. Onları tanıtan beş işaret dikkate verildi. Bir işaret daha var onların tanınmasını sağlayan. Sonraki ayete iki cümle olarak bakacağız.
Münafikun Suresi beşinci ayet: BİRİNCİ CÜMLE: ”Ve iza kıle lehüm tealev yestağfir leküm resulullah”. Yani, o kişiler Hazreti Muhammed’e geldiğinde, Hazreti Muhammed, kurala aykırı davranışlardan vazgeçmelerini isteyecektir. Pişmanlık alameti gösterirlerse, yerilmemeleri ve affedilmeleri imkanı vardır. İşte o zaman münafıkların suratlarının şekli değişecektir.
Ayetin bu ifadesinden anlaşılıyor ki, münafıklar kendilerinin kurala aykırı davranışını normal görüyorlar. Toplum düzeni için konan kuralın kendilerini bağlamayacağına emindirler.
İKİNCİ CÜMLE: ”Levvav rüüsehüm. Ve raeytehüm yesuddune ve hüm müstekbirun”. Yani, onlar kendilerini büyük bilen kibirli kişilerdir. Kendilerine bilgi verildiğinde, ya da bir teklifte bulunulduğunda yüzlerini başka tarafa çevirirler,
Yüzlerini başka tarafa çevirme olayı, karşılarında engellenemeyen otoriter bir güç oluşması sebebiyledir. O anda ses etme ve atak yapma imkanları kalmamıştır.
Münafikun Suresi altıncı ayet: Bu ayete de iki cümle halinde bakacağız.
BİRİNCİ CÜMLE: ”Sevaün aleyhim estağferte lehüm em lem testağfir lehüm”.
Hazreti Muhammed devlet reisi olduğundan, toplumu düzene koymaya ya da düzeni muhafaza etmeye çalışıyordur. Münafık insanların bile ‘iyi’ olması Hazreti Muhammed’in şiardır.
Ayetin bu ifadesi ile, toplum bireylerinin, -hataları veya suçları için- af kapısının açık olduğu belirtilmiş oluyor. Lakin, münafık kişilerin af edilmesiyle onların hallerinin değişmeyeceği de bildiriliyor. Yani, af edilseler de kurala uymamaya devam ederler.
İKİNCİ CÜMLE: ”Len yeğfirallah lehüm. İnnallahe la yehdi el-kavme’l-fasikun”.
Allah, münafık kişilere bir af çeşidini uygun görmüyor. Peki, herhangi bir müeyyide yok mudur?..
Yok… Münafık oldukları için müeyyide yok. Davranışlarının sonucu bozgun olarak ortaya çıktığında, bozduklarıyla beraber helak olacaklardır. Sadece Hazreti Muhammed’den -düzenin muhafazası için- onlardan ve faaliyetlerinden uzak olunması isteniyor. Ayet, onlar huzura eremeyeceklerdir, diyor. (Onlardan uzak olamayan Müslümanlar da huzura eremeyecek)
‘La yehdi’, لَايَهْدى bir bela geldiğinde beladan kurtulma yolunu bulamazlar, demektir.
‘Kavme’l-fasikun’ اَلْقَوْمَ الْفَاسِقينَ tanımlaması yapılmış münafık kişiler için. Arapça Türkçe lügate bakıldığında, ‘Fasıkun’ teriminden kastın, zina ve fuhuş sektörünün mensupları olduğu anlaşılıyor. İslamlaşan ülkede zina ve fuhuş yasaklansa da, münafıklar o sektörden çıkamazlar, o hallerinden vaz geçemezler.
Münafikun Suresi yedinci ayet: Bu ayeti de iki cümleye ayırıp bakacağız.
BİRİNCİ CÜMLE ”Hüm ellezine yekulüne la tünfiku ala men ınde resulillah hatta yenfezu”.
Ayetin bu cümlesinde münafıkların davranışları dikkate veriliyor.
Münafıklar, Hz. Muhammed’e tabi olanların onun yanından dağılmaları için ticari ambargo uygulamak istemişler. Yani, onlarla alışveriş yapılmasın, kazanmasınlar, zor durumda kalsınlar, Allah’ın resulünün yanından uzaklaşsınlar, diye. Bu ifadeden, münafık kişilerin para yönünden güçlü ve etkili oldukları anlamı da çıkıyor.
Sosyal yaşam ticari ilişkilerle devam eder. Münafıklar, yandaş ve yalakalarına ‘la tünfiku’ talimatı verip, salih kişilerin ticaretinin bozulmasını istiyorlar. Salih kişiler engellenebilirse, muhtaç duruma düşeceklerinden, Hazreti Muhammed’le aralarına mesafe koyarlar. Münafıklar için bu da yetmez. Salih kişilerin darmadağın olmaları nihai istekleridir.
Not: Bunun günümüzdeki geniş ölçekteki örneği, Amerika’nın güçlenme hamlesi yapan İran’a ambargo uygulamasıdır. Amerikalı siyasiler, İran’la ilişkiye giren diğer ülkeleri ilişki kesmeye zorluyorlar. İlişki devam ederse, ticari ve sınai yaptırım uyguluyorlar.
İKİNCİ CÜMLE: ”Ve lillahi hazainü es-semavati ve el-arz; ve lakin el-münafikıne la yefkahün”.
Ayetin bu ifadesi, semanın ve arzın hazinelerinin Allah için olduğunu belirtiyor.
Arzın hazineleri, günümüzde, başta, ‘siyah’ altın olarak nitelenen petroldür. Sonra altın gümüş gibi değerlei madenlerdir… Sonra, ”nadir elementler” arzın hazinesi içinde yer alır.
‘Nadir elementler’ adıyla anılan hazine grupları, değişik ülke topraklarında gizlenmiş durumdadır. Ya semanın hazinesi?.. O nedir?..
Kendilerini ‘süper’ güç bilenler, hak, hukuk dinlemeden bu hazineleri sahiplenmek isterler. Becerebilirler mi?.. Henüz bilmiyoruz. Ayet, bu kişileri ‘münafık’ sıfatıyla andığı gibi, ‘la yefkahün’ ifadesiyle de onları ‘ilimsiz’, ‘hukuksuz’ ve ‘değersiz’ insanlar olarak gösteriyor.
İbrahim Faik Bayav
(14.08.2026 09:30)