İBRAHİM FAİK BAYAV
Cin Suresi’nde, Mekke’ye gelmiş cinlerin (yabancıların) kendi aralarındaki konuşmasını içeren konu 15’ci ayette bitmişti. Konu toplum yaşamını düzene koyan sisteme geldi. On sekizinci ayette ‘Mescid’ adı konu içine girince, mescidlerin yaşamın düzene konmasıyla ilgisi nedir? sorusu zihinde oluştu. Şimdi bu konuya bakacağız:
Cin Suresi on sekizinci ayet: ”Ve enne’l-mesacide lillahi; fe la teduu mea allahi ehaden”.
Bu ayetin Türkçe karşılığı şu: Mescidler Allah içindir; Allah’ı orada her hangi biriyle beraber çağırmayın.
Bu ayet ile İslam dairesine girmiş kişilere böyle bir emir veriliyor.
Peki ‘mescid’ nedir?.. İslam dairesi içindeki fonksiyonu nedir?
Mescid, اَلْمَسْجِدُ Arapça Türkçe lügatte, ‘secde edilen yer’ olarak belirtiliyor. Yani, ‘mescid’ denen yer bir alandır. Yer küre içinde konumu belirlenmek istenirse, insanlar nerede secde edecekse, konumu orasıdır.
Türkçe’de ‘mescid’ konu edildiğinde, tüm camiler bu kavram içinde anlaşılıyor. Lakin bu tanımlama (bugün) ayetteki, ”Mescidler Allah içindir” uyarısını anlamamıza yetmiyor.
Mescidlerin secde edilen yerler olduğunu anladık. Peki ‘Secde etmek’ ne demektir?
Arapça Türkçe lügate baktığımızda, ‘Mescid’ adının ‘secede’ fiilinin işlendiği yer oluğunu öğreniyoruz.
‘Secede’ سَجَدَ fiili, bir insana, tevazu gösterme, boyun eğme, kendini aciz görme hareketini yaptırıyor. Kime karşı?..
Cevap: Önceki ayette bildirilen, istikametten sapıldığında azap verme gücü olan Rabb’e karşı.
Hadi bir soru daha soralım: Bu hareketin yapılması için büyük ve sükseli yapılan camilerin içine girilmesi şart mı? Ya da şunu soralım; Türkiye’nin başındaki Müslüman Başkan, İstanbul’un Çamlıca tepesine, Müslümanların ‘secede’ fiilini işlemesi için mi yaptırdı? Aynı soru, Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptırdığı ihtişamlı Süleymaniye camisi için de sorulabilir.
Ayette Allah için olduğu belirtilen mescidlerin içine girildiğinde mutlaka tevazu gösterilecektir, ama, tevazu davranışını oluşturacak talimat ve tavsiyeler beklenecektir. Talimat ve tavsiyeler olmadan toplum veya ülke yaşamında İSTİKAMET oluşmaz. Şimdi anlaşıldı mı mescidlerin Allah için olmasının sebebi?
Ayette ”fe la teduu mea’l-lahi ehaden” emri veriliyor. Bu ifade, toplum yaşamını etkileyecek çeşitli kişilerin varlığını ima eder. ‘Ehaden’ kelimesiyle ima edilen kişiler, belki güçlü bilinen kişilerdir. Toplum fertlerine telkinde bulunuyorlardır.
‘La teduu!..’ لَا تَدْعُوا emri emrini veriyor ayet. Bu emir ile ”Onları rabbinizi bekler gibi beklemeyin” deniyor… ”Rabbinizin tavsiyeleri yanına o kişilerin tavsiyelerini eklemeyin” deniyor.
Cin Suresi on dokuzuncu ayet: ”Ve ennehü lemma kame abdullahi yeduuhü kadü yekününe aleyhi libeden”.
Bu ifadenin anlattığı şu: Allah’ın kulu, sakin kalmayı bırakıp Rabbini çağırmaya başlayınca, Rabb’e itirazı olanlar neredeyse o kulun üzerine çullanacaklardı.
‘Abdullahi’ عَبْدُ الّلهِ kelimesi ile belirtilen kişi, Hazreti Muhammed imiş. Öyle anlaşılıyor. Hazreti Muhammed, onun bunun oluşturduğu kuralın işe yaramaz olduğunu bildiğinden, misilsiz olduğunu bildiği ve güvendiği rabbinden, kural talep etmiş. Başkasını rabb bilenler öfkelenip, neredeyse Hazreti Muhammed’in üzerine yürüyeceklermiş. Dikkat edilirse, Hazreti Muhammed, bulunduğu yeri (Belki açık alan idi orası) tek başınalık mescid haline getirmiş.
Soru: ‘Abdullah’ olarak sıfatlanan Hazreti Muhammed, açık alanda tek kişilik oluşturduğu mescidde, kural talebi için Rabbini çağırdığında, çağrısına cevap almış mı? O an için belli değil. Lakin cevabı zamanla alacağı sonraki ayet ifadesinden anlaşılıyor:
Cin Suresi 20: ”Kul!.. innema eduu rabbi ve la üşrikü bihi ehaden”. Yani, Rabb, Hazreti Muhammed’e kesin emri vermiş: Rabb, Hazreti Muhammed’e, Onlara söyle, ”Başkasını çağırmam, her hangi birini de O’na eş tutmam” de diyor.
Evet. Hazreti Muhammed, baskı kursalar, üzerine çullansalar bile, Rabb’dan gelenin dışında bir kural kabul etmemiştir.
İbrahim Faik Bayav
(04.06.2026 09:23)