İBRAHİM FAİK BAYAV
Cin Suresi’nin başında, cin grubunun ”Acip bir Kur’an dinledik” dediği belirtilmişti. Cin grubunun kendi aralarında konuşması naklediliyordu. On birinci ayette, cin grubu kendi milleti hakkında bilgi veriyor. Bakalım:
Cin Suresi on birinci ayet: ”Ve enna minna es-salihune ve minna düüne zalike. Künna taraika kıdeden”.
Ayette belirtildiğine göre, cin grubunun bir ferdi demiş; ”Bizim toplumumuzda salih kimseler olduğu gibi, salih olmayan kimseler de var”.
İnsanlık tarihinde, tüm normal toplumlar ve milletler için bu tanımlama yapıabilir. Anormal Mekke toplumu için tanımlama tersinden yapılır. Mekke toplumunda zalim kişiler vardı; zalim olmayan kişiler de vardı. Zalimlerin para ve silah yönünden güçlü olması, toplumun zalim olmayan fertlerini pasif ediyordu.
Ayet ifadesinden anlaşıldığına göre, Mekke’de ‘Acip bir Kur’an dinledik” diyen cin gurubunun milleti, normal ve düzenli bir millettir. O milletin kurallı hareket ettiği de anlaşılmış oluyor. Çünkü, bir toplumun ferdi, geçerli kurala uymadan ‘salih’ sıfatı alamaz. Onun dışındakiler, ya kuralı bilemediklerinden ya da faaliyete güçleri yetmediğinden ‘salih’ olamamışlardır (miskinlerdir onlar).
Hatırlatma: Cinler, yerleşik bir toplumun hariçten oraya gelen yabancılarıdır.
”Künna taraika kıdeden” كُنَّا طَرَائِقَ قِدَدًا kelimesi, cin grubunun milletinin, Mekke toplumundan farklı yolda veya gidişatta olduğunu belirtiyor. Farklı oldukları yolu, ‘meslek’ ve ‘usul’ olarak anlamak gerekir. Hedef, toplumun gelişmesidir. Sonraki ayete bakalım:
Cin Suresi on ikinci ayet: ”Ve enna zanenna en len nucize’l-lahe fi’l-arzı ve len nucizehu hereben”. Yani?..
Yanisi şu: Mekke’ye gelmiş yabancılar, şunu demiş: ”Biz, yeryüzünde, Allah’ın aciz olamayacağına kanaat getirdik. Onu, kaçarak da aciz bırakamayız. Çünkü onun hükmü, gelir bizi bulur”.
Ayette anlatılan bu olay, Mekke dışındaki yabancıların, Mekke toplumuna Hazreti Muhammed’in anlattığı Allah’ın… kim olduğunu bilmedikleri Allah’ın… o andan itibaren bildiklerini ima ediyor. Belki de, önceden, Mekke putperestlerinin ilahı gibi bir şey sanıyorlardı. Lakin, Mekke’de Hazreti Muhammed’le ilgili haber kendilerine gelmiştir; merak etmişlerdir. ‘Acip kur’an’ dinledikten sonra, bahsedilen Allah’ın kim olduğunu bilmeleri mümkün olmuş.
Cin Suresi on üçüncü ayet:
BİRİNCİ CÜMLE: ”Ve enna lemma semiuna el-hüda amenna bihi”. Yani, cin grubunun ferdi, ”Acip Kur’anı bizzat dinlediğimizde, anladık ki, o HÜDA’dır. Ona inandık” diyor.
Mekke yaşantısı, karanlıktadır. Zalimlerin hegemonyası vardır. İnsanların özgürlüğü yoktur. Kadınlar fuhuşhaneye düşürülmüştür. Zayıf aileler, doğan kız bebeklerini, fuhuşhaneye düşer korkusuyla toprağa gömmektedirler. Hazreti Muhammed’in ortaya çıkmasıyla ve O’nun HÜDA yolunu gösteren anlatımıyla, Mekke toplumunun bu beladan kurtulma şansı belirmiştir.
İKİNCİ CÜMLE: ”Fe men yümin bi rabbihi fela yehafü bahsen”. Bu ifadenin Türkçe karşılığı şu: Bu bilgiyi edindikten sonra… her kim rabbine iman ederse, o kişide zalimlere karşı korkma hissi olmaz.
”Acip Kur’an dinledik” diyen cin grubu, bu kadar kesin konuşmuş. Hazreti Muhammed de, Mekke’nin zalim ağalarından kurtulmak isteyen insanlara öyle diyordu. Bilal-i Habeşi, ayette belirtilen inancı kendi üzerinde gösteren ilk insandır.
Cin grubu, iman ettiklerini kesin belirtirken, Rabb’i görmüşler miydi?.. Tanımışlar mıydı? Bilmiyoruz. Dinledikleri Kur’an sözleri, onlara, Rabb, yakınlarındaymış, hissini veriyordu. Rabb’in varlığını nasıl tasavvur etmişlerdir; onu da bilmiyoruz.
İbrahim Faik Bayav
(20.05.2026 09:20)