" />

Bilmem kaç yıldır, şiirle ölüme çağırıyor.

Bilmem kaç yıldır, şiirle ölüme çağırıyor.

ABONE OL
Ağustos 30, 2025 14:59
Bilmem kaç yıldır, şiirle ölüme çağırıyor.
0

BEĞENDİM

ABONE OL

MEKİN ŞAHİN

Bilmem kaç yıldır, şiirle ölüme çağırıyor.

Türkü yankılandı sarp kayalar arasında. Özlem vardı türküde. Sılaya özlem, sevgiliye özlem, umuda özlem vardı. Dudak kıpır, kıpır ederken göz yaşı yüreğin özleminde söndü gitti. Yankılanan türkü; yankıladıkça dağ yamaçlarına taşıdı batıyı, doğuyu, kuzeyi, güneyi…
Yaş on dokuzu biraz geçti. O güne kadar sürekli çalıştı. Yaşamadan çocukluğu götürürken ekmeği evine, özlemine türküyle kavuşmayı öğrendi. Yüreği yanık, sesi yanık, yaşamı yanıktı. Elinde silahı
yanık, yanık dağlara söylüyor türküleri bugün. Dün aileyi korudu, bugünse vatanı.
Türküleri yaşarsa, özlemiyle o da yaşayacak.
Onun vatanı savaşla kuruldu. Onun vatanı devrimle kuruldu. Onun vatanı Emperyalizme inat kuruldu.
Onun vatanı, hainlere, işbirlikçiye ve ihanete rağmen kuruldu. Onun vatanında Anadolu’da yaşayan Her rengin, her dilin, her inancın; kadınının, erkeğinin, gencinin, yaşlısının emeği var.
Vatan hepsinin.
Birinin, diğerine üstünlüğü üzerine kurulmadı vatan.
Ne yazık ki, dün vatanı kuran dedeleri gibi dağlara düştü yolları yeniden. Rahat verilmedi. İçte ve dıştaki özgülük ve bağımsızlık düşmanları didik, didik etti. Onların vatanında yolları ayırmak için Türk’e düşman yaratıldı. Cumhuriyete düşman yaratıldı. Senin kimliğin bu, senin İnancının hukuk sistemi bu dendi. Ayırmak için yolları; dolaylı dolaysız zor kullanıldı.
Gün geldi ekonomiye, gün geldi sosyal statüye, gün geldi kuranın gerçeklerine tuzak kuruldu. Onun vatanında kaos var bugün. O özlemlerini kaosta yaşatmak için türkü söylüyor. Elinde silah dağlarda.
Yanık sesi, namludan çıkan mermi sesine karışarak.
O dağlara şiirlerle ölüme çağıranlar; onun vatanının hukukunda gedik açtı CİA ajanı FETÖ’yle. Vatan hukukunu yadırgayanlar, kanı dökülürken Mehmet’in, bayrağa sarılı gencecik vücudu gömülürken toprağa; ne istediniz de vermedik dediler.
Göz yaşları ve bu vatan umurunda olmayan bilimden uzak olanlar durmadan fetva verdi.
Bir gün Mersinli yörük ana, SOHW TV de siyaset meydanında hayretle içini kemiren soruyu sordu.
Türkiye ve Dünya’ya’’Bir ülke iç ya da dış savaş içinde olabilir. Bir ülkede sorunlar olabilir. Âmâ bu ülkeyi yönetenler sorun ve kaos yaratamaz. Yaratmaya hakkı yoktur. Ülkeyi yönetenin görevi
yaratılan kaosu bitirmek, sorun olan her şeye çözüm bulmaktır. Maalesef ılımlı İslam adına ülkeyi yönetenler, bugün kaos yaratıyor.’’ Diyerek, bugünü O günden tespit ediyordu.
19 yaşında elinde silah dağlarda olgunlaşan genç; sılaya döndüğünde kendisini şiirle ölüme çağıran, devletini yönetenden şiirlerin insanlaştığı iş ve aş istiyor. Babasının emanet ettiği toprağı işleyerek hem ülkesine hizmet vereceği hem de kendi geleceğini huzura taşıyacak; demokratik laik Cumhuriyetle yaşamak istiyor.
Cumhuriyetin bir karış toprağı için ölüme koşarken, Cumhuriyetin kurduğu ekonomik değerlerin bir, bir satılmasını istemiyor. O genç, bağımsız ve güçlü olmanın üretimin çeşitli renkte ve birbirini tamamlayan nitelikte olmasından geçtiğini biliyor. O genç ne emperyalizme ne işbirlikçilere ne de ABD emrinde olan tarikatlara kul olmak istemiyor.
O genç kendisinin efendisi olmak istiyor.
Ama o genci dinleyen yok.
Cumhuriyeti parça, parça yok etmekte ısrar sürdürülüyor. Alt kimlik-üst kimlik, alt kültür-üst kültür ikilemiyle Kürt, Türk’e düşman edildi.
İnançta ki farklılık, hizmetteki ayrımla alevi, Sünni ayrışımını, tarikat ve dernek örgütlerinde blok seviyeye taşınarak birbirine düşman yapıldı.
Türbanlı inançlı Müslüman, Türbansız sorunlu Müslüman ikilemiyle Cumhuriyetin genç kızları, kadınları birbirine düşman edildi.
Milli gelir borç yüküyle eritildi. Üretim durdu. Sıcak para ve hizmet sektörüyle ekonomimizi sömürgeci güçler kontrol altına aldı. Tarım ve tarım ürünleri bu kaosta her geçen gün yok edildi. Açla-yoksulun, yoksulla-varlıklı arasında ki açı çok genişledi. İşsizlik %25’lere geldi. 20 milyon Yurttaş açlık ve yoksulluk sınırı içinde. Nüfusun %10’u milli gelirin %80’nini alırken; %90’nı Milli gelirin %20 sini almakta. Sanayide üretim her geçen gün eriyor.
Sosyal patlama kapının eşiğinde.
O genç elinde silahı dağlarda özleminin Türküsünü söylüyor. Yanık sesiyle, yanık dağlarda, yanarak sazın telinde yankılanarak. Hepimiz kardeşiz!……
O genç ölüme çağrılı. Şiirle ölüme çağrılı. O genci dinleyen yok! Türkülerini susturuyorlar yobaz sofrasının zikrinde.
O genç ölüme sunuluyor!
Karanlıkların yeni sultanının, dudaklarından dökülen şiirle. Ama buna isyan eden ne bir ses ne de haykırış var. Her şey, her kes sus pus. Yavaş, yavaş o gencin vatanını kaplayan kara sel; O genci şiirle ölüme çağırıyor, O genci ve vatanını yok etmek için….
Siz hala orada mı ……?……..
İnsanın illet olduğu durumlar var. Tabiri caizse insanı insan olduğu için severim. Ama kimileri var ki insanı kızdırır. Benim hiç haz etmediğim kişiler; hiçbir şey yapmadan, çok şey yapıyor gibi kendini gösterenler. Her yerde, her işte, her kurumda ve her tür siyasette bu tiplerden oldukça var.
Türkiye bugün dengesini kaybediyorsa bunların katkısı çoktur. Oysa ayakları yere basan insanlar,
tarihin geleceğinin yazılmasında rol alır.
Türkiye’nin; ayakları yere basan çözümlere ve kişilere ihtiyacı var.
Adana tabiriyle; işkembeden atan mavracıya hiç ihtiyacı yok!
Mavra güzeldir ama sonu daima yıkım getirir.

www.kozanbilgi.net internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotografların her türlü telif hakkı KozanBilgi.Net'e aittir. İçerikleri kaynak göstererek alabilirsiniz.



Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.