Çocukların doğası gereği son derece hareketli, meraklı ve sınırları test etmeye meyilli olduğunu hepimiz biliriz. Ancak her aşaması ayrı bir zorluk barındıran bu büyüme yolculuğunda, anne-babalar olarak bazen sabrımızın tükendiğini hissederiz.
Peki, en zor anlarda bile sakinliğimizi koruyup çocuklara karşı sabırlı olmak nasıl mümkün kılınabilir? Sabrımızın suistimal edilmesini engellemek ve onlara doğru birer rol model olmak için hangi yöntemleri uygulamalıyız?
Psikolog Serap Duygulu, ebeveynlerin sabır sınırlarını genişletecek ve çocuklarıyla olan bağlarını güçlendirecek çok özel öneriler paylaştı.
Çocuklara karşı sabır gösterme becerimiz, onlarla kurduğumuz iletişim modeline doğrudan bağlıdır. Genelde anne-babaların sergilediği 4 temel yaklaşım bulunur:
Pasif Yaklaşım: Çocuğun her davranışına seyirci kalan, olumlu ya da olumsuz sınır çizmeyen ve tüm istekleri anında yerine getiren ebeveyn tutumudur.
Saldırgan Yaklaşım: Çocuğun sürekli aşağılandığı, azarlandığı ve sabırsızlığın fiziksel ya da psikolojik şiddete dönüştüğü zararlı modeldir.
Yönetme Odaklı Yaklaşım: Çocuğun hayatını tamamen kendi isteklerine göre şekillendirmeye çalışan, duygusal baskı kuran ve sürekli kıyaslama yapan ebeveynlerin tarzıdır.
Olumlu Yaklaşım: Sağlıklı iletişimin temelidir. Kurallar net, sınırlar belirlidir. Çocuk sorumluluk almayı ve sonuçlara katlanmayı öğrenir; sorunlar uzlaşmayla çözülür. Sabrın en yüksek olduğu ve en çok işe yaradığı yaklaşım budur.
Onların henüz birer çocuk olduğunu ve dünyayı deneyerek öğrendiklerini unutmamak sabretmenin ilk adımıdır. İşte günlük hayatta sabrınızı artıracak ve çocuğunuzla iletişiminizi güçlendirecek pratik yollar:
Çocuğunuzun hata yapmasına izin verin. Yanlış yaptığında kızıp bağırmak yerine, davranışının sonuçlarıyla yüzleşmesini sağlayın. Sonuçları görmeyen çocuk, aynı hataları sabrınızı sınarcasına tekrarlamaya devam eder.
Arkadaşlarıyla ya da okulla ilgili bir problem yaşadığında hemen devreye girmeyin. Bırakın önce kendisi bir çözüm yolu arasın. Bu süreçte sabırla beklemek, onun problem çözme yeteneğini geliştirecektir.
Disiplinde tutarlılık çok önemlidir. Ebeveynlerden birinin “hayır” dediğine diğeri “evet” dememelidir. Ortak ve kararlı bir tutum, çocuğun sınırları suistimal etmesini engeller.
Çocuklar çok sevildikleri için değil, tutarsız ilgi ve sevgiden dolayı hırçınlaşırlar. Sizin için ne kadar önemli olduğunu duymak her çocuğun hakkıdır. Güven duyan çocuk, sınırları daha az zorlar.
Öfkenizi içinize atıp bir anda patlamak yerine, o an hissettiğiniz duygu durumunu net bir şekilde seslendirin: “Şu an bu davranışından dolayı çok üzgünüm” veya “Gerçekten çok kızgınım” diyerek sınırınızı çizin.
“Hemen odanı topla!” gibi sert komutlar inatlaşmayı tetikler. Bunun yerine, “Bu odayı derli toplu görmeyi tercih ederim” veya “Benimle bağırmadan konuşmanı bekliyorum” diyerek beklentinizi netçe ifade edin.
Çocuğunuz ya da ergenlik çağındaki genciniz öfke nöbeti geçirirken onunla tartışmaya girmeyin. O an sabredip konuyu askıya alın ve her iki taraf da sakinleştikten sonra iletişim kurun.
Çocuğunuz masaya su döktüğünde bağırmak yerine, bezi eline verip temizlemesini bekleyin. Bunu bir ceza gibi değil, hayatın doğal bir sonucu olarak yaptırın ve yapmasını sabırla bekleyin.
Birlikte oyun oynamak ve ortak faaliyetler yapmak aradaki güven bağını kuvvetlendirir. Güçlü bir bağa sahip olan çocuklar, kuralları ve sınırları çok daha kolay benimserler.
Çocuğunuz hevesle size bir şeyler anlatırken “Şimdi işim var, sonra anlatırsın” diyerek onu geçiştirmeyin. Onu gerçekten dinlemek, birçok büyük problemi henüz küçük bir kıvılcımken fark edip önlemenizi sağlar.
Ufak Bir İpucu: Konuşurken suçlayıcı olan “sen dili” (“Çok yaramazsın, beni delirtiyorsun”) yerine, kendi hislerinizi aktaran “ben dili”ni (“Böyle yapıldığında kendimi çok yorgun hissediyorum”) kullanmak, çocuğunuzun savunmaya geçmesini engelleyecek ve evdeki sabır iklimini her zaman koruyacaktır.
Psikolog Serap Duygulu