" />

Cin Suresi 3: Rabbimiz Sahib ve Veled Edinmemiştir demek Ne Demek?

Cin Suresi 3: Rabbimiz Sahib ve Veled Edinmemiştir demek Ne Demek?

ABONE OL
Nisan 26, 2026 11:25
Cin Suresi 3: Rabbimiz Sahib ve Veled Edinmemiştir demek Ne Demek?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İBRAHİM FAİK BAYAV

Cin Suresi 3: Rabbimiz Sahib ve Veled Edinmemiştir demek Ne Demek?

Önceki ayette konu edilen cin grubunun konuşmaları üçüncü ayette devam ediyor:

Üçüncü ayet: ”Ve ennehü teala ceddü Rabbena ma ittehaza sahıbeten ve la veleden”. Yani, ayet ne diyor?..

Bu ayet, Türkçeye ”Rabbimizin şanı yücedir; O, bir eş veya çocuk edinmemiştir” şeklinde çevriliyor.

Neden böyle çeviriyorlar? Ayetin ‘eş’ ile ‘çocuk’ ile ne ilgisi var?

Türkçeye çevrilmiş bu ifadeyi, avam tabakasının fertleri duyduğunda veya okuduğunda, cinsiyet evlenmesi ve eşine çocuk doğurtması gibi bir şey anlayacaklardır. Sonra da, demek ki, öyle bir şey olmamış, evlenmemiş, eş edinmemiş, diye kanaat getireceklerdir.

Ayette konu edilen cin grubu ”ceddü Rabbena” demiş. ‘Cedd-ü rabbena’ sözü, hakim güce sahip bir insanı akla getirir. Ama ayette belirtilen mesaj öyle bir şey değil…

Ayet ifadesi Türkçeye ”eş ve çocuk edinmemiştir” şeklinde çevrilirse bozuk bir anlam zihinleri kurcalar. ‘Eş’ Türkçede bir erkeğin karısı bilinir; ya da bir kadının kocası bilinir. Bir de ”çocuk edinmemiştir” dendiğinde… Eyvah ki eyvah!..

Şimdi ayetin kelimelerini irdeleyelim… Bakalım cin grubunun duyup da ‘acip’ dediklerini anlatan ayet ifadesi -aslında- nasıl bir anlam içeriyor.

a) Cin gurubu, ”teala ceddü Rabbena” تَعَالى جَدُّ رَبَّنَا ifadesini kullanmış. Bu ifadedeki ‘cedd’ جَدُّ sözcüğünün ne anlamda olduğu belirtilemiyor. Yani lügatte böyle bir madde yok. Peki, nasıl anlam verilecek 1500 yıl öncesinin bu ‘cedd’ sözcüğüne?

Muteber tefsircimiz Hamdi Yazır, tefsirinde, bu sözcüğün ne demek olduğunu belirtemiyor. Hamdi Yazır, ”CEDD, Kamus Yazarı’nın BESAİR’de açıklamasına göre, bu maddenin aslı ‘düz araziyi baştan başa geçmek’ manasındadır” demiş. (Bu mana, ayet çevirisi için kabul edilmemiş). Hamdi Yazır, ‘cedd’ manasını açıklayabilmek için, ”çalışma ve gayret” demiş… ”Elbiseyi kesip biçmenin neticesi olan yenilik” demiş… ”Cedd, gece-gündüz, mesafe alma zımmında yardımcı olan ilahi feyz, baht, zenginlik, nasip, şan ve ululuk manalarında kullanılır” demiş. Sonra, ”Bu sözcüğün ‘büyük baba’ manasında kullanılması da bundan kaynaklanır” demiş.

Bu kadar geniş anlam arasından mealciler, ‘ŞAN’ anlamını kullanmayı uygun görmüşler, ayet ifadesini, RABB’İN ŞANI YÜCEDİR şeklinde Türkçeye çevirmişler. (Başka bir anlamı, ima etmek (mesela ‘büyük baba şeklinde anlamak) sakıncalı oluyordur. Devam…

b) Cin grubunun fertleri, ”Ma ettehaza sahıbeten ve la veleden” demişler. Öyle demişler ise şu sorulur: Görmüşler mi de demişler?.. Yoksa, Hazreti Muhammed’in öyle dediğini duymuşlar da, ‘tasdik’ anlamında mı demişler?

 ”Ma ittehaza sahıbeten ve la veleden” مَا اَتَّخَذَ صَاحِبَةً kelimesi kesinlik ifade eder. Bu ifade, cin grubunun, Rabb’in kendisini görmemiş olsalar bile, O’nun mahiyetini ve şahsiyetini ‘yakın’ derecesine bildiklerini ima eder.

‘Sahibeten’ ve ‘veleden’ terimlerinin eş ve çocuk anlamıyla ilgisi yok. Şimdi bu iki sözcüğü irdeleyelim:

‘Veled’: وَلَدًا Bu sözcük, halkın dilinde ‘çocuk’ anlamında kullanılmış ve zihne de o anlamda yerleşmiş. Aynen, Türk halkının Türk askerini ASLAN şeklinde andığı gibi. Türk askeri aslan bilinen varlık değildir ama ”Aslanlar geliyor” denildiğinde Türk askerlerinin geldiği anlaşılır. Eğer, Türk askeri durmadan ‘aslan’ adıyla zihne sokulur ve kullanılırsa, uzun yıllar sonra Türk askeri asıl anlamı dışında anılır hale gelir. O zaman edip olmuş kişiler der ki, ”Türk askerleri, sizin bildiğiniz, Afrika ormanında bulunan o varlığa benzeyen kişiler değildir.

‘Veled’ sözcüğü, Arapça Türkçe lügatte belirtildiğine göre, doğmuş… yenisi meydana gelmiş… anlamında kullanılıyormuş. Lügatte, bir şeyden diğer şeyin üretilmişliğini belirtmek için VELEDE KEZA kelimesi örnek gösterilmiş. Mesela, killi topraktan üretilen çömlek yerine, metalden üretilen tencere gibi.

‘Sahıbeten’: صَاحِبَةً Bu sözcük, ‘bir arkadaş’ ve ‘bir dost’ mana isimlerinin karşılığıdır. Bunun için Hazreti Muhammed’in meclisinde toplanan kişilere ‘sahabi’ denmiştir.

Bu iki sözcüğün tanımlanmasından sonra, ”Ma ettehaza sahıbeten” ifadesinin, dost ve arkadaş edinmemiştir; anlamına geldiği anlaşılmış olmalıdır.  ”Ve la veleden” ifadesini ise, sonradan ortaya çıkarılmış bir güç değildir, üretmek ve ortaya çıkarmak gibi bir çalışması olmaz, şeklinde anlaşılması gerekir. Rabb, kendini, Kur’an’da ”Kün fe yekün” olarak tanıtmıştı. Yani O, ”ol” der… o da olur.

İbrahim Faik Bayav
(26.04.2026 09:07)

www.kozanbilgi.net internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotografların her türlü telif hakkı KozanBilgi.Net'e aittir. İçerikleri kaynak göstererek alabilirsiniz.



Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.