" />

Sosyal Devlet ve Tanju Özcan!

Sosyal Devlet ve Tanju Özcan!

ABONE OL
Mart 5, 2026 06:11
Sosyal Devlet ve Tanju Özcan!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

MEKİN ŞAHİN

Sosyal Devlet ve Tanju Özcan!

Türk devlet geleneği, yalnızca idari bir örgütlenme modeli değil; aynı zamanda toplumsal dayanışmayı esas alan bir yönetim felsefesidir. Bu geleneğin Cumhuriyet dönemindeki ifadesi, Anayasa’da yer bulan “sosyal hukuk devleti” ilkesi ve kurucu ideolojinin temel taşlarından biri olan halkçılık anlayışıdır. Devletin iki sac ayağı olan genel yönetim ve yerel yönetimler, bu felsefenin sahadaki uygulayıcılarıdır. Her iki yönetim kademesi de ülkenin bütün coğrafyasında yurttaşların huzurunu, refahını ve temel sorunlarına çözüm üretmeyi sağlamakla yükümlüdür.

Halkçılık ilkesi, imtiyazsız ve sınıfsız bir toplum hedefini merkeze koyar. Bu anlayışa göre kamu otoritesi; ekonomik gücü olanın değil, ihtiyaç sahibinin yanında konumlanmak zorundadır. Sosyal devlet ise bu ilkenin kurumsal ifadesidir. Eğitim, barınma, sağlık ve çalışma hakkı yalnızca bireysel çabanın değil; kamusal politikanın da konusudur. Devlet, sosyal risklere karşı yurttaşını korur; özellikle gençlerin ve öğrencilerin eğitim süreçlerinde fırsat eşitliğini sağlamak için aktif rol üstlenir.

12 Eylül askeri darbesi sonrasında şekillenen siyasal ve ekonomik yapı ile 4 Nisan 1994 ekonomik istikrar kararları, Türkiye’de kamu hizmetlerinin finansman ve öncelik anlayışında önemli değişiklikler yaratmıştır.

Piyasa odaklı politikaların güç kazanmasıyla birlikte, sosyal hizmetlerin bir kısmında devletin doğrudan yükü azalırken, ekonomik maliyetlerin önemli bir bölümü topluma yansımıştır. Eğitim ve barınma gibi alanlarda kamusal kapasitenin yetersiz kaldığı dönemlerde, özellikle üniversite öğrencileri ciddi ekonomik güçlüklerle karşı karşıya kalmıştır.

Bu boşluk, tarihsel olarak Türk toplumunun kültürel kodlarında var olan imece ve dayanışma geleneğiyle doldurulmaya çalışılmıştır. İş dünyası, hayırseverler, sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimler; burslar, barınma destekleri ve ayni yardımlarla gençlere omuz vermiştir. Çünkü toplumun ortak vicdanında, yoksul bir ailenin çocuğunun üniversite kapısından dönmesi kabul edilebilir bir durum değildir.

Belediyeler ve Öğrenciye Destek Meselesi

Belediyeler, yerel ihtiyaçları en yakından gören ve hisseden kurumlardır. Kentteki üniversite öğrencisinin barınma sorunu, ulaşım gideri ya da beslenme ihtiyacı merkezi idareye kıyasla daha doğrudan belediyenin gündemine girer.

Bu nedenle birçok belediye; Öğrenci yurtları açmış, düşük ücretli yemek ve barınma imkânı sağlamış, sabah çorbası gibi ücretsiz destek uygulamaları başlatmış, Vakıflar ve dernekler aracılığıyla burs organizasyonlarına katkı sunmuştur.

Bir dönem belediyelerin doğrudan burs vermesine ilişkin düzenlemeler Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Bu iptal kararı, uygulamanın siyasi veya ideolojik amaçlarla kullanılmasının önüne geçmeyi hedeflemiş olabilir; ancak fiiliyatta binlerce öğrencinin destek kanallarının daralmasına yol açmıştır. Yerel yönetimler hukuki sınırlar içinde kalmak kaydıyla, farklı yöntemler geliştirerek sosyal destek faaliyetlerini sürdürmeye çalışmıştır. Vakıf kurulması, iş  insanlarıyla koordinasyon sağlanması ya da özel burs programlarına öğrenci yönlendirilmesi bu çabaların örnekleridir.

Sosyal Destek Suç Sayılabilir mi?

Burada temel tartışma şudur: Yoksul bir öğrencinin eğitimini sürdürebilmesi için yapılan organizasyonel destek faaliyetleri, ilkesel olarak suç olarak nitelendirilebilir mi?

Hukuk devleti açısından elbette her faaliyet yasal çerçeveye uygun olmalıdır. Kamu gücünün kullanımı şeffaf, denetlenebilir ve eşitlik ilkesine uygun olmak zorundadır. Ancak sosyal devlet ilkesinin özü, kamu otoritesinin toplumsal ihtiyaçlara kayıtsız kalmamasıdır.

Eğer bir uygulama kişisel çıkar sağlamıyor, kamu gücünü zorlayıcı ya da ayrımcı biçimde kullanmıyor ve yalnızca ihtiyaç sahiplerine destek amacı taşıyorsa; bu faaliyetin mahiyeti sosyal dayanışmadır.

Aksi yorum, sosyal devletin yapması gerekenleri reddetmek ve kamusal sorumluluğu bütünüyle piyasa ya da bireysel hayırseverliğe terk etmek anlamına gelir.

Türkiye’nin kurucu değerleri arasında yer alan halkçılık ve sosyal devlet ilkesi, gençlerin eğitim hakkını korumayı zorunlu kılar. Yerel ve genel yönetimler bu sorumluluğu paylaşır. Üniversite öğrencilerine yönelik burs, barınma ve beslenme destekleri; yalnızca ekonomik bir yardım değil, aynı zamanda geleceğe yapılan kamusal bir yatırımdır.

Toplumun örfünde ve ananesinde köklü bir dayanışma kültürü varken, bu kültürün hukuka uygun biçimde kurumsallaştırılması esastır. Sosyal destek  faaliyetlerini kategorik olarak suç saymak değil; onları şeffaf, adil ve denetlenebilir bir çerçevede yürütmek hukuk devletinin gereğidir.

Çünkü eğitim hakkını güçlendiren her meşru adım, yalnızca bireyin değil, ülkenin geleceğine hizmet eder.

Tanju Özcan sosyal devlet yönetim anlayışını en güzel uygulayan belediye başkanlarından biridir.

Kendine has tavrıyla Bolu ilinde bu tavrından dolayı halkın sevgisini ve desteğini kazanmıştır. Agresif çıkışları dahi halka itici gelmemiştir. Ulusalcı bir düşünce sahibi olan Tanju Özcan; millici çıkışlarıyla zaman zaman devleti yönetenlerle ve kendi partisini yönetenlerle ters düşmüştür. Ancak Belediye başkanlığı yaptığı dönemlerle ilgili ne kamuoyunda nede devletin müfettişleri ve sayıştay müfettişlerince usulsüz işlem yaptığı yönünde bir tespit olmamıştır.

Hakkın da soruşturma açılarak, mahkemelerde yargılanmamıştır. Peki böyle bir kişilik, böyle bir belediye başkanı nasıl olurda ‘’ icbar yoluyla irtikap’’ suçundan dolayı tutuklanır?

TCK ilgili maddesi TCK 250/1 – İcbar Suretiyle İrtikap (Zorlayarak): Bir kamu görevlisinin kendisinin veya başkalarının yararına haksız menfaat sağlamak için görevinin yetkisini kötüye kullanması anlamına geliyor.

Kısacası üniversite öğrencilerine her tür destek vermek amacıyla, mahkeme uygunluğuyla kurulan vakfın, yazılı taleple İMC amaçlı destek istenmesi suç kabul edilmiştir.

Soruşturma, Bolu Belediyesi ve ona bağlı şirketler üzerinden gelir elde etmeye yönelik iddialarla başlamıştır. Özcan ve beraberindeki bazı yetkililerin, şehirde faaliyet gösteren zincir marketlere reklam anlaşması imzalamaları için baskı yaptıkları ve bu sayede belediye şirketlerine gelir sağladıkları iddia edildi. Savcılık ve jandarma raporlarına göre: Market zincirlerine yüksek bedelli reklam kontratları imzalatılmak istendi. Marketler bu sözleşmeleri reddettiğinde denetimler yapıldığı, yaptırımlar uygulandığı veya faaliyetlerine engeller çıkarıldığı ileri sürüldü.

İddialara göre bu davranışlar, zincir market sahiplerini belediyenin bağlı şirketleriyle sözleşme yapmaya zorlamaya yönelikti.

Ancak bu iddiaları destekleyen ne bir konuşma tespiti ne bir belge nede belediye başkanının özel görüşmeleri mevcut değil.

Hatta Tanju Özcan Jandarma ve mahkemede verdiği ifadede iddiaları reddederek bunun burs sağlamak için yapılan çalışmalara yönelik bir operasyon olduğunu savundu.

Özcan hem savcılıktaki ifadesinde hem de sosyal medya üzerinden iddiaları reddetti: “İcbar yoluyla menfaat sağlamaya çalışacak olsam yazılı bir teklif mektubu sunmam”dedi.

Üzerine atfedilen “Arkadaşlar biz bu bedeli alacağız ya seve seve vereceksiniz ya da… vereceksiniz” gibi iddiaları reddetti. İfadede vakıf ve şirket yapılarıyla ilgili olarak da açıklama yaptı: “Bolu’yu Seviyorum Vakfı (BOLSEV) benim başkanlığında kurulan ve mahkeme kararıyla kurulmuş bir vakıftır.”

“Vakfın iştiraklerinden Bolu’yu Seviyorum Eğitim Ticaret A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanı ben değilim.” “Bolu Bel A.Ş. ayrı bir şirket olup ben orada görevli değilim.” Dedi. Özcan bu şirketlerin ve vakfın amaçlarının yardım ve sosyal destek olduğunu söyledi. Marketlere yönelik denetimlerin rutin uygulamalar olduğunu belirtti.

“İhtiyaç sahibi öğrenciye kaynak bulmaya çalışmak ağır cezalık suçmuş.”

Bu ifadeyle, yaptığı faaliyetleri mağdurlara yardım amacıyla kaynak bulma çalışması olarak tanımladı.

Ayrıca, tutuklama kararının kendisine sosyal medyadan önce ulaştığını belirtti ve ifade ettiği bu duruma tepki gösterdi. Peki soruyorum; bir belediye başkanı sosyal dayanışma çabası içindeyse suç mu işlemiş oldu? Devletin görevi halkının sorununa çare bulmak değil midir? Tanju Özcan gibiler çok aranacaktır!

www.kozanbilgi.net internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotografların her türlü telif hakkı KozanBilgi.Net'e aittir. İçerikleri kaynak göstererek alabilirsiniz.



Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.