" />

Alak Suresi 13 – 16: Görev Ehil Kişiye Verilirse, Çöl Bile Yeşillik Olur

Alak Suresi 13 – 16: Görev Ehil Kişiye Verilirse, Çöl Bile Yeşillik Olur

ABONE OL
Ocak 24, 2026 13:08
Alak Suresi 13 – 16: Görev Ehil Kişiye Verilirse, Çöl Bile Yeşillik Olur
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İBRAHİM FAİK BAYAV

Alak Suresi 13 – 16: Görev Ehil Kişiye Verilirse, Çöl Bile Yeşillik Olur

Önceki dört ayette, Hazreti Muhammed’in, dikkat etmesi gereken bir şahıs konu edilmişti. İşaret edilen o şahıs, çok biliyormuşçasına, bazı kişileri, bazı hareketlerinden vaz geçirmeye çalışıyordu. Asıl onun yanlış davrandığı anlaşıldı. Onun hakkında hüküm sonraki ayette veriliyor:

Alak Suresi on üçüncü ayet: ”Eraeyte in kezzebe ve tevella”. Yani?..

Bu ayet ifadesini mealciler ”engelleyen kişi ya yalanlıyor ve haktan yüz çeviriyorsa” şeklinde Türkçeye çeviriyorlar. Soru Hz. Muhammed’in kendisinedir. Anlaşılıyor ki, başka kişilerin işini engelleyen şahsın niyeti hakkında Hz. Muhammed’e tam bilgi verilmiyor.

‘Kezebe’ كَذَبَ fiili, kişiye yalan söyleme hareketi yaptırıyor. Lakin bu fiil, yalanı yalanlama hareketi de yaptırabiliyor.

Bir yalan söyleme biçimi vardır; kasıt içerir… Hz. Muhammed’in gerçeği duyurmasını yalanlama gibi… Gizli kalsın, gerçeği toplum bilmesin, gibi… ‘Kezzebe’ كَذَّبَ fiili, bu anlamda, gerçeğin her ortaya çıkışında devam eder.  Bu yalanlama biçimi ile küfür sisteminin devamı amaçlanır. Zulüm ortamının kaldırılması istenmez.

Bir yalan söyleme biçimi de vardır ki, hata içerir. Olması istenmeyen bir olay için yalanlama gibi. Doğrusu söylendiğinde kötü bir olayın çıkmasından endişe ediliyordur. Yatıştırma ve sükunet amaçlanır.

‘Tevella’ تَوَلَّى fiili, genellikle, ”Geri dönmek. Yüz çevirip terk etmek” şeklinde anlaşılıyor. Lakin Arapça-Türkçe lügatte, bu fiilin, başka kişiye yardım etmek, onun işini kolaylaştırmak, anlamında olduğu da belirtiliyor.

Ayetteki ‘kezzebe’ fiilinin başına ‘in’ edatı gelmesi, fertleri engelleyen o şahsın, yalan söyleme hareketinin sebebini muğlak bırakıyor. Gerçekten o şahsın yalan söylemesinde kasıt mı vardı? Yoksa, işin aslını bilmeden söylediği söz, yalan mı sayılıyordu? Sonraki ayete bakalım:

Alak Suresi on dördüncü ayet: ”E lem yaalemü bi enne’l-lahe yera”. Yani, (o şahıs), Allah’ın, kendisini gördüğünü, her şeyi fark ettiğini öğrenmedi mi?

Öğrenmiş ise, o şahıs, kezzebe fiilini kötü niyet için işlediğinde sonucuna katlanacaktır. Lakin, soru cümlesi oluştuğuna göre, o şahsın bu uyarıyı öğrenip öğrenmediği belli değil. O şahsın diğer kişileri ‘yalanlama’ ile engellemesi, belki hata içermektedir. Devam edelim:

Alak Suresi on beş ve on altıncı ayetler: ”Kella le in lem yentehi le nesfean bi’n-nasıyeti; Nasıyetin kazibetin hatıetin”. Yani?..

Mealciler bu ayet ifadesini, ”Hayır!.. vazgeçmezse, onu yalancı ve günahkar perçeminden tutup sürükleriz” şeklinde Türkçeye çevirmişler.

in lem yentehikelimesi, o şahıs, eğer diğer kişileri engelleme hareketinden vaz geçmezse, şartını getiriyor. Uyaracak kişi Hazreti Muhammed’dir. Önceki ayet açıklamasında belirtildi. Sonucun ne olacağı bilinmeyen işler, tecrübe sayesinde bilinecek ve öğrenilecektir. Yani, o şahsa denecek ki; çalışan insanlar tecrübe safhasındalar, bırak, engelleme. Ne olacaktır vaz geçmezse?

le nesfean bi’n-nasıyeti’ kelimesiyle duyurulan şey olacaktır: Yani bulunduğu mıntıkadan alınacak, layık olduğu yerde görevlendirilecek.

‘Nesae’ نَصَئَ fiili, çekme anlamında kullanılıyor. Yani, bir şeyi bulunduğu yerden çekip alma olayıdır bu. Mesela, devletin, bir ilde görevlendirdiği valiyi, layıkıyla icra edemediği için,  o ilden çekip merkezde görevlendirdiği gibi.  O vali, o ilden çekilip beğenmediği ama layık olduğu bir başka ile de gönderilebilir.

Ayette belirtilen ‘çekme’ hareketi, o şahsın çok bilmişliğine layık bir olaya dönüşecektir.. Ayet iadesinden çıkarılan anlama göre, becerisini göstereceği yer, şehre yakın çöl bölgesi olacaktır.

‘Naasıyet‘ نَاصِيَةِ kelimesi, (mealcilerin anladığı gibi) ‘alın’ veya ‘perçem’ anlamında olsa da, bu terim, toplumun ileri gelenlerini belirten bir isim oluyor. ‘bi’n-nasıyeti’ بِالنَّاصِيَةِ kelimesi, o şahsın, ileri gelenlerin kararıyla gönderileceğini ima ediyor, anlamını veriyor.

Başkalarını engelleyen o şahıs, çok biliyorsa, çölün verimsiz alanında çalışacak, kendisinden, orayı verimli hale getirmesi istenecektir.

Yirminci yüzyıl olayı: Negev Çölü:

İsrail, damla sulama teknolojisini geliştirerek bu kurak bölgede tarım yapılmasını mümkün kıldı. Çölün bazı kısımları üzüm bağları, sebze tarlaları ve hatta balık çiftlikleriyle yeşillendi.

İbrahim Faik Bayav
(24.01.2026 09:20)

www.kozanbilgi.net internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotografların her türlü telif hakkı KozanBilgi.Net'e aittir. İçerikleri kaynak göstererek alabilirsiniz.



Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.