" />
“Yetmez ama evet” diyenler gibi!

“Yetmez ama evet” diyenler gibi!

ABONE OL
Ekim 11, 2026 07:01
“Yetmez ama evet” diyenler gibi!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

OKTAY EROL

“Yetmez ama evet” diyenler gibi!

Yaptıklarından/ neden olduklarından “sorumluluk” duymamayı hoş bulmuyorum! Bunu üstelik “açıkça” yazarak gösterecek, bunu görenler de “hoş” bulacak! Böyle bir dünyada yaşamayı hiç istemem! Bunu, ergen bıyıklarımızın terlediği yıllarda, darağacına akranlarımızı gönderen darbeciler de söylemişti! Yaşamlarının ilkyazında olduklarına bakılmadan, “bir oradan/ bir buradan” deme ilkelliğini de göstermişlerdi. Oniki Eylül paşaları da, 2485 sayılı Kurucu Meclis Yasası’yla oluşturulan düzen içinde, aldıkları karar/ yaptıkları uygulamalar nedeniyle “haklarında hukuki, cezai veya mali sorumluluk iddiası ileri sürülemez ve bu maksatla herhangi bir yargı merciine başvurulamaz” diyerek sözde güvence altına alınmışlardı kendilerini! Sonrasını söylememe gerek var mı?

Bir “süreç” oluşturulmaya çalışılıyor. Ülkede kardeşliğin, hukukun egemen olacağından söz ediliyor. Orantısız, “muhalif” belediyelere yapılan baskınlar bunun içinde yer almıyor, aylardır birikmiş aylıklarını alamayan maden emekçilerinin eylemlerine karşı koymaktan söz edilmiyor, aylıkları kiraya zor yeten emeklilerin “doymuyoruz/ yaşamıyoruz” çığlıklarının yanından geçilmiyor, gençliğin “gelecek umudunun” kalmayışı üzerinde hiç durulmuyor! “Hukukun egemenliği” denilmişti ama…

***

Komisyon görüşmelerinde barış, kardeşlik, özgürlük gibi kavramlar öne çıkarıldı, anımsayın… Uygulamadaki yasa da buna benzer yasalar var… Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘yurtta barış, dünyada barış’ sözüyle simgeleşen anlayış da Anayasa’nın temel yaklaşımıyla çelişmez. Anayasa’da, Türkiye Cumhuriyeti’nin insan haklarına saygılı, toplumun erince, ulusal dayanışma anlayışı içinde bir hukuk devleti olduğu belirtilirken, bir başka yerde “Kişi özgürlükleri ile güvenliği, düşünce özgürlüğü gibi temel hakları güvenceye bağlar” tümcesi de yer alır.

Şöyle düşünüyorum: bizdeki sorun “yasanın eksikliği” değil, uygulamadaki savsaklama… “Hukuk devletiyiz, düşünce özgürlüğü temel alınır” diyor; uyuluyor mu onun sorgulamak gerek! Hukuk gerçek anlamda herkesi kapsayan eşit bir tartaç olarak akla gelir! Ancak gerçek dünyada o tartacın kefeleri, ülkelerin yönetim anlayışına, kişilerin sosyo-ekonomik gücüne, toplumsal konumuna göre biçimlenir! Bu yüzden hukuk, yalnızca yazılı kurallardan değil, o kuralların kim tarafından, kime karşı, nasıl uygulandığı da önemlidir! Ülkemizde, “iktidar/ muhalefet” arasında süren “silkeleme” eylemi göz önünde…

***

Günlerdir izlediğim, kurduğu Yeni Parti’yle gündemini koruyan Özgür Özel’in ne TBMM Genel Kurulu’nda yasaya ilişkin ne diyeceğini merak ediyordum. CHP’ye genel başkan oluşundan tutun, Yeni Parti’ye gelinceye değin yaşadıklarını herkes yalanlasa da saçlarının akları gizlemiyor! Yazın sıcağında, kışın ayazında, yurdun dört bir yanında yaptığı eylemler de unutulmadı! Tüm eylemlerinin nedeni “iktidarın hukuk dışı uygulamaları” değil miydi?

Konuşmasında bunlara da yer verdi. “Bu yasaya hayır deme hakkına en çok sahip olan CHP, kendi hakkını milletin barış hakkının önüne koymayacaktır, barışın önünü açacağız, bu sorumluluğu alacağız” da dedi. Önce “hayır” demeyi sürdürecek, sonra da “nasıl bir barışsa” önünü açacak… Bir yasanın Anayasa’ya aykırı olduğunu düşünecek, onu yine de onaylayacak! Hukukun uygulanmadığını söyleyecek, yine de baştan aykırılığı bilinen bir düzenlemeye “evet” denecek! “Yetmez ama evet” diyenler gibi!

***

Bu ikircikliği, bu kaygıyı neden yaşadığımı soruyorum kimi zaman kendime! “Bırakın ne söylerse söylesinler” demek de olmuyor! Son çeyrek yüzyıla bakın; mühürsüz oylara karşı çıkılsaydı, aday olmakta anayasal haklar savunulsaydı, Kılıçdaroğlu’nun bugünlerde yeniden anımsatılan, Demirtaş’ın dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin anayasa değişikliğinde gelecek öngörüsü akıllara gelseydi bugün bunları mı yaşıyor olurduk? Sanmıyorum! Bugün yasayı yapanların/ yaptıklarından dolayı sorumluluk taşımayacakları belirtilirken, Özgür Özel’in “bu sorumluluğu alacağız” demesine susulacak mı yine? Burhanettin Bulut’a, “bunu Kılıçdaroğlu’nun referandum için kullandığı sözden ayırmak olası mı” diye sorduğumda “o sizin yorumunuz” yanıtını aldım! Anladım, “yorumlara” kapanmışlardı!

Dün yapılanların sonuçlarını bugün yaşıyorsak, bugün yapılanların sonuçlarını da yarın yaşayacağız! O nedenle söz söylemek, karşı çıkmak, “hayır” demek de bir yurttaşlık sorumluluğudur! Barış elbette, ama hukuk pahasına değil! Çünkü hukukun bir kez eğilip bükülmesinin bedelini, çoğu kez onu eğip bükenler değil, yurttaş ödedi; açlıkla, şiddetle, doyumsuzlukla ödemeyi de sürdürüyor!

Bilgi Paylaştıkça Çoğalır!

KozanBilgi.Net’te yer alan Yüz Binin üzerinde haber, yazı ve fotoğraflar emeğin ve yerel gazeteciliğin bir ürünüdür.
Ticari amaç olmamak üzere içeriklerimizi KozanBilgi.Net’i kaynak göstererek ve aktif bağlantı vererek sevdiklerinizle veya sitenizde gönül rahatlığıyla paylaşabilirsiniz.

" />
" />

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.