Bir yemek sofrasında çiftler için ayrılmış ana şeref yerleri vardır. Şeref yerleri, her zaman ev sahibi ve sahibesinin sağ tarafındaki sandalyelerdir.
Şeref misafirlerinin hemen yakınındaki diğer koltuklar ise sonraki yöneticilere ayrılır. Bu sandalyelere yüksek mevki, unvan ve yüksek rütbe sahibi kişiler oturur. Davetliler doğal olarak bu şeref sandalyelerine yakın olmayı arzu ederler.
Tarihten Nükte: Talleyrand’ın Şeref Sandalyesi
Her davetlinin Napolyon’un meşhur bakanı Talleyrand (1754-1838) gibi düşünmesi beklenemez. 1815 Viyana Kongresi’nin ünlü siması Talleyrand, bir yemeğe davet edilir. Normalde yeri şeref misafirinin yanıdır. Ancak ona masanın en uçundaki sandalye ayrılır.
Herkes yerini alınca ev sahibi Talleyrand’ın yanına giderek özür diler: “Sizi gelmeyecek zannettik, onun için bu sandalyeyi ayırdık” der. Talleyrand ise tarihe geçen şu cevabı verir: “Üzülmeyin, mühim olan sandalye değil, Talleyrand’dır. Onun oturduğu her sandalye şeref sandalyesidir.”
Bir sofrada yalnızca iki adet ana şeref yeri bulunur. Bu yüzden herkesi şeref sandalyesine oturtmak mümkün değildir.
Yemeğe davet edilen diğer misafirler masaya belirli bir sırayla oturur. Bu sıralama şu kriterlere göre yapılır:
Askeri ve bürokratik rütbe,
Akademik ve idari unvan,
Siyasi ve sosyal mevki,
Temsil edilen resmi makam.
Kişilerin bu önem sırasına göre masaya yerleştirilmesine sofra protokolü denir.
Sofrada kimin nereye oturacağını belirleyen en köklü kaynak İngiliz hükümetine aittir. İngilizlerin hazırladığı “The Peerage” isimli kitap bu kuralları içerir. Bir asırdan fazla süredir yürürlükte olan bu rehberi Fransızlar dahi örnek almıştır.
Fransa’da ise bu hiyerarşiyi düzenlemek adına 16 Haziran 1907 tarihinde bir kararname çıkarılmıştır. Bu yasal düzenleme “Traite des Honneurs” adını taşır. Günümüzde bütün milletler bu kuralları esas alır. Ülkeler temel İngiliz ve Fransız usulü sofra protokolüne kendi örf ve adetlerini eklerler.