" />

Bugün 24 Temmuz

Bugün 24 Temmuz

ABONE OL
Temmuz 25, 2026 14:06
Bugün 24 Temmuz
0

BEĞENDİM

ABONE OL

SELMA ERDAL

Bugün 24 Temmuz

Bugün 24 Temmuz Lozan Barış Antlaşması’nın onaylandığı gündür.
Ama bundan böyle 24 Temmuz gününü CHP’den ayrılanların kurduğu YENİ PARTİ’nin doğum günü olarak da anımsayacağız.
Özgür Özel genel başkanlığındaki YENİ PARTİ’nin henüz bir logosu ya da amblemi ya da simgesi yok ama “altı oku da yanımızda götürüyoruz” tavrında Bay Özel. Bakalım, göreceğiz neleri götürüp, neleri geride bıraktıklarını?
Ne yazık ki Cumhuriyetimiz’in kurucu partisi CHP; 12 Eylül 1980 sonrasında değişen, dönüşen, gelişen ya da yönünü şaşıran toplumsal yapıyla birlikte çağdaşlığın, devrimin partisi de evrim geçirdi. Altı okları kıra kıra yol aldıkça; sonunda kendini de kırdı, parçaladı, ikiye ayırdı. Değil mi ki “altı oku da yanımızda götürüyoruz” gibi bir söylemleri var, öyleyse onlara anımsatalım ALTI OK’un anlamını, ne de olsa düşe, kalka engelleri aşarken kavramları da örselemiş olabilirler.
Dolayısıyla CHP’nin ambleminde bulunan ALTI OK; Atatürk İlke ve Devrimleri’ni temsil etmektedir.
Bu nedenle ATATÜRK İlkeleri’ni anımsamak ve bu ilkelerden sapanlara (ki başta YENİ PARTİ olmak üzere tüm diğer partilere) bir anımsatma yapılmalı diyorum yaşadığımız bu olağanüstü günler bağlamında…
Bilindiği gibi; Ulusal Kurtuluş Savaşımız sürerken, Ulu Önderimiz ATATÜRK, bağımsızlık konusundaki düşüncelerini şöyle dile getiriyordu:
-Tam bağımsızlık denildiği zaman, elbette ki siyasal, parasal, iktisadi, adli, askeri, kültürel vb. her konuda tam bağımsızlık ve bağlantısızlık (serbesti) söz konusudur. Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan yoksunluk, ulus ve ülkenin gerçek anlamıyla tüm bağımsızlığından yoksunluğu demektir.
Bu düşünceleri taşıyan Kemal ATATÜRK; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni 6 temel ilkeye göre kurdu ve bu temel ilkeler 1924 Anayasası’nda yer aldı. Her ne kadar; değişik dünya görüşlerindeki yazarı, çizeri, söyleri, düşünürü, taşınırı, siyasetçisi, sanatçısı bu ilkelerden işine geleni diline dolasa da bu ilkeler vardır ve olacaktır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel taşlarını oluşturan bu ilkelere gelince; bilindiği ve de çok iyi bilinmesi gerektiği gibi bunlar HALKÇILIK, LAİKLİK, CUMHURİYETÇİLİK, DEVRİMCİLİK, DEVLETÇİLİK ve ULUSÇULUK kavramlarıdır.
Bu ilkeleri bir sözcükler dizini olmaktan çıkarıp, kısa bir tanımlamasını yaptığımızda; bunların en önde geleni HALKÇILIK, bir başka deyişle HALK EGEMENLİĞİ kavramı önce 1921 Anayasası’nın 1.maddesinde en açık anlamıyla yer almıştır. Egemenlik kayıtsız, koşulsuz ulusundur. Yönetim biçimi, halkın geleceğini doğrudan doğruya ve gerçekten yönetmesi temeline dayanmaktadır.
Gerçekte Halkçılık ilkesi ayrılıksız ve sınıfsız bir toplum yapısının özlemini dile getiren bir ilke olmuştur.
Günümüzde en çok tartışılan Laiklik ilkesine gelince; laiklik, en genel biçimiyle din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması olarak tanımlanır. Bunun bir başka anlamı da; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin şeriat hükümlerine göre değil, çağdaş hukuk kurallarına göre yönetileceği demektir. Yoksa bazı partilerin alevi oylarına yönelmesi ya da şeyh, şıh düşleriyle bilimsel kurumları etkilemeye kalkışması anlamına gelmez.
Cumhuriyetçilik ilkesine gelince; Atatürk’ün düşüncesine göre, Halk Egemenliği’ne dayanan Laik bir devletin Cumhuriyet olması kaçınılmazdır.

Devrimcilik ilkesiyse; hilafet düzenine dayalı bir monarşiyi kaldırarak, halk egemenliğine dayalı bir cumhuriyet kurmanın gerçek anlamını ortaya koymaktır. Böyle bir yönetim değişikliği Devrimcilik ilkesinin dışında nasıl bir kavramla tanımlanabilir ki? Çünkü Atatürk, bu devrimci yanıyla cemaatten-cemiyete, ümmetten-ulusa cumhuriyetin onurlu ve eşit yurttaşlarının oluşmasına öncülük etmiştir.
Devletçilik ilkesine gelince; bu ilkenin anlamı sosyalist anlamda bir devletçilik anlayışı değildir. Tersine; devletçilik ilkesine göre devlet özel girişime yol gösterici, özendirici, biraz da özel sektörü destekleyici işlev görmektedir.
Ulusçuluk ( Milliyetçilik ) ilkesine göreyse; Atatürk Ulusçuluğu toprak temeline dayanan bir ulusçuluktur.
Atatürk; Türkiye Cumhuriyeti topraklarında yaşayan ve kendini Türk sayan tüm yurttaşları dili, dini, ırkı ne olursa olsun sarıp sarmalar ve aynı kültür potasının içinde eritmeye çabalar, “NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE !” söyleminin gerçek anlamı da bu düşünceden kaynaklanmaktadır.

Bilimsel tanımlamalara yakın sözcükleri bir yana bırakıp da, kavramların daha bir özüne inersek, Atatürk İlkeleri’nin özünü kısaca şöyle verebiliriz:

*HALKÇILIK ilkesi; hiyerarşik bir yapılanma içindeki belli sınıfların ya da mollaların egemenliğini değil, doğrudan Türk Ulusu’nun egemenliğini tanımlar.

*LAİKLİK ilkesi; din ve devlet işlerinin karıştırılmaması, hukuk devletinin varlığı ve insanların inanç özgürlüğü kavramlarını içerir. İnsanların dinsel inançlarını bir sömürü aracı olarak kullanıp oy toplaması anlamına gelmez, bir başka deyişle; bazı partilerin şeriat özlemcilerine ya da bazılarının da alevi oylarına göz kırpması demek değildir.

*CUMHURİYETÇİLİK ilkesinin anlamı içinde de Ulusal Andımız’la ( Misak-ı Milli) sınırları çizilmiş Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yönetim biçimi tanımlanır. Hani bazılarının 1980 sonrasında başlayarak bugünlere kadar sürdürdükleri 2.Cumhuriyet ya da eyalet / federasyon özlemlerine bu ilke içinde yer yoktur.

*DEVRİMCİLİK ilkesi de; çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmayı amaçlayan Atatürk’ün yenilikçi yanını ortaya koyan bir kavramdır. Bunun da anlamı; federasyonlardan, özerkliklerden dem vurup, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yapısını tümüyle değiştirmeyi amaçlamak anlamına gelmez.

*DEVLETÇİLİK ilkesine gelince; devletin özel sektör yatırımlarını yönlendirmede, ülkenin Gayri Safi Milli Hasılası’nın (Ulusal servetimiz) artışındaki öncülüğünü belirlemek anlamındadır. Sanıldığı gibi; halk adına halkın hakkına saldırmak, saçı bitmedik yetimin hakkını yemek, devlet yönetimine gelip de “Devlet hazinesi deniz, yemeyen domuz.” demek değildir. Hele ki, özel yararını, kamu yararından üstün görenlerin anladığı gibi; mal varlığını, kamu kaynaklarını kullanarak arttırmak demek hiç değildir.

*ULUSÇULUK ( Milliyetçilik ) ilkesine gelince; ulusal andımızla çizilmiş sınırlarımız içinde etnik köken ayrımı yapmaksızın, yalnızca ve yalnızca Türk kimliğini onurla taşımaktır. Bir başka deyişle; Türk kimliği dışında başka kimlik arayışlarına girişmemek, Türk ve Kürt Halkları gibi ayrımlara düşmemektir.

Atatürk İlkeleri ve Devrimleri temel alınarak kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti Devleti yurttaşlarına ama öncelikle ve özellikle de YENİ PARTİ genel başkanı, milletvekili ve üyelerine; CHP tabelası altındayken anmadıkları ya da unuttukları gerçekleri anımsatmak amacıyla bir yurttaşlık görevi bilinciyle duyurmak isteriz.
Güncel siyasal parti sayısına göre 190. parti olan YENİ PARTİ’ye de siyasal yaşamında başarılar dileriz.

Selma Erdal; Didim, 24 Temmuz 2026

www.kozanbilgi.net internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotografların her türlü telif hakkı KozanBilgi.Net'e aittir. İçerikleri kaynak göstererek alabilirsiniz.



Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.