TÜRKEŞ MANGA
KozanBilgi.Net İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni
21. yüzyılda su, elektrik ve barınma kadar temel bir ihtiyaç haline gelen iletişim ve internet, Türkiye’de artık vatandaşın belini büken en büyük masraf kalemlerinden biri oldu. Şikayet platformları; çekmeyen hatlar, kaplumbağa hızında internet ve altyapı yetersizliği yüzünden öfke kusan binlerce mesajla dolup taşıyor. Ancak bu tablonun en acı verici kısmı, hizmetin kalitesizliği değil; bu kalitesizliğe rağmen ödenen fahiş bedeller ve iktidarın bu “soyguna” karşı takındığı sessiz tavırdır.
Bugün Türkiye’de bir GSM paketi yenilemek, neredeyse bir kira taksiti ödemekle eşdeğer hale geldi. Operatörler, enflasyonu bahane ederek %500’lere varan zamlar yaparken, faturası bir gün geciken vatandaşa uygulanan açma-kesme ücretleri tam anlamıyla bir “haraç” sistemine dönüştü. Tek bir tuşla yapılan, dijital bir işlem için talep edilen bu fahiş bedeller, dar gelirli vatandaşı daha da köşeye sıkıştırıyor. Üç büyük operatörün oluşturduğu bu tekelci yapı, birbirine paralel fiyat politikalarıyla vatandaşı seçeneksiz bırakıyor.
İnternet hızında dünya sıralamasında 100. sıraların altına demir atmış bir Türkiye gerçeği var. Operatörler rekor kârlar açıklarken, altyapı yatırımları kaplumbağa hızıyla ilerliyor. Deprem anında çöken hatlar, şehrin göbeğinde kesilen internet ve kırsalda hiç çekmeyen telefonlar, bu şirketlerin parayı yatırıma değil, sadece kâr hanesine yazdığının kanıtıdır.
Peki, bu süreçte Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ve siyasi iktidar nerede? Normal şartlarda vatandaşın hakkını koruması, fahiş fiyatlara müdahale etmesi ve altyapı zorunluluğu getirmesi gereken mekanizmalar, ne hikmetse operatörlerin “serbest piyasa” adı altında vatandaşı sömürmesine göz yumuyor. Devletin birincil görevi şirketlerin kâr marjını korumak değil, vatandaşın anayasal hakkı olan iletişim özgürlüğünü en ucuz ve en kaliteli şekilde sağlamaktır.
İktidarın, GSM şirketlerini sıkıştırıp altyapı hamlesi yaptırmak yerine, onların her zam talebine yeşil ışık yakması “vatandaş odaklı” bir politika değildir. Türkiye’nin gençleri, öğrencileri ve emekçileri dünyanın en pahalı ama en kalitesiz internetini kullanmaya mahkum edilemez.
Vatandaşın cebindeki son kuruşa göz diken bu düzene karşı; sıkı bir denetim, tavan fiyat uygulaması ve gerçek bir altyapı seferberliği artık kaçınılmazdır. Aksi takdirde, “dijital dönüşüm” söylemleri, sadece faturaların dönüşmesinden öteye gidemeyecektir.