TÜRKEŞ MANGA
KozanBilgi.Net İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni
Türkiye son yıllarda derin bir yönetim biçimi dönüşümünün içinde yer aldı. Cumhurbaşkanlığı sistemi, başlangıçta hızlı karar alma ve yönetimde istikrar vaadiyle sunuldu. Ancak geldiğimiz noktada, bu sistemin birtakım yapısal sorunları beraberinde getirdiği açıktır.
• Yargı, yasama ve yürütme arasındaki denge, cumhurbaşkanlığı sistemiyle belirgin biçimde bozuldu.
• Meclis, yasa üretme değil onay makamı hâline dönüştü. Soru önergesi, denetleme, araştırma gibi araçlar etkisizleşti.
• Yargı bağımsızlığına dair tartışmalar, hukukun üstünlüğüne olan güveni sarsıyor.
• Halkın iradesi artık daha az sayıda aktörle temsil ediliyor. Koalisyonlar, uzlaşı kültürünü doğururken; mevcut sistem kutuplaşmayı besliyor.
• Yerel yönetimlerin yetkileri ve bütçe olanakları da merkezi otorite lehine daraltıldı.
• Parlamenter sistem, çoğulcu demokrasinin zeminidir. Farklı görüşlerin mecliste yer bulması, ülkenin sosyal dokusunu güçlendirir.
• Güçler ayrılığı yeniden tesis edilmeden, hukuk güvenliği, ekonomik istikrar ve toplumsal barış sağlanamaz.
• Sistem tartışması bir rejim tartışması değildir; işleyiş tartışmasıdır. Türkiye’nin çıkarı etkin, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetime sahip olmaktan geçer.
Cumhurbaşkanlığı sistemine dair yaşanmış tecrübeler artık bir yol ayrımına işaret ediyor. Türkiye, ya demokratik teamüllere dayalı bir parlamenter sisteme dönecek ya da daha derin yapısal krizlerle yüzleşecek. Meclisin yeniden güçlü bir denetim organı hâline gelmesi, sadece siyasetin değil toplumun da çıkarınadır.
Cumhurbaşkanlığı sisteminin yarattığı tek merkezli yönetim yapısı, karar alma süreçlerini hızlandırmak bir yana halkın taleplerini göz ardı eder hale gelmiştir. Bu durum doğrudan vatandaşın yaşam kalitesini etkiliyor:
• Ekonomik Belirsizlik: Enflasyon, art arda gelen zamlar, hayat pahalılığı ve alım gücünün düşmesi, özellikle dar gelirli kesimleri çaresiz bırakıyor.
• İşsizlik ve Gelecek Kaygısı: Gençlerin büyük bir kısmı iş bulma umudunu yitirmiş durumda. Liyakat yerine sadakatle yapılan atamalar, toplumda adalet duygusunu zedeliyor.
• Adalete Erişim Sorunu: Hukuki süreçlerde bağımsızlık tartışmaları nedeniyle vatandaşın adalet beklentisi zayıflıyor. Özellikle sosyal medyada yapılan eleştiriler bile cezai soruşturmalara konu olabiliyor.
• Sesini Duyuramamak: Yerel sorunların Ankara’da yankı bulması artık daha zor. Köy yolları, tarımsal destekler, sağlık erişimi gibi temel ihtiyaçlar bile göz ardı edilebiliyor.
• Siyasi Kutuplaşma ve Toplumsal Gerilim: Sistem, diyalog ve uzlaşma yerine “biz ve onlar” anlayışını pekiştiriyor. Vatandaş, kendi komşusuna bile temkinle yaklaşır hale geldi.
Artık sokak röportajlarında duyduğumuz tek cümle “Geçinemiyoruz.” Sadece ekonomik değil, psikolojik olarak da büyük bir yük taşıyan halk, sisteme karşı güvenini kaybediyor. İşte bu nedenle, parlamenter sistem sadece bir yönetim biçimi değil; toplumun yeniden nefes almasını sağlayacak demokratik bir zemindir.