İBRAHİM FAİK BAYAV
Leyl Suresi’nin ilk dört ayetinde ‘gece’, ‘gündüz’, ‘erkek’, ‘dişi’ unsurları zikredildi; toplum içindeki faaliyet çeşitliliğine dikkat çekildi. Sonraki ayetlerde davranış ve davranışın sonucu belirtiliyor. Bakalım:
Leyl Suresi beşinci ve altıncı ayetler: ”Fe emma men eata ve ittika; ve saddeka bi’l-husna”.
Bu iki ayet, Kur’an meallerinde ”Kim bağışta bulunur, haramlardan sakınırsa” ya da ”kim cömert davranır Allah’a karşı gelmekten sakınırsa” şeklinde Türkçeye çevrilmiş. Ne demek yani?.. Kim kime neyi bağışlayacak?.. ‘Haramlar’ denen şeyler nelerdir?.. Ayetlerin kelimelerini irdeleyelim…
‘Husna’; اَلْحُسْنى Bu terim, her şeyin en iyisi veya en güzeli anlamında sıfat isimdir. Her şey, manevi değerdeki her şeydir. Söz, yazı, anlatım, öğretim gibi.
‘Bi’l-husna’ بِالْحُسْنى En iyisiyle veya en güzel biçimde, anlamını verir. Bu kelime de uygulamanın usulünü belirtir.
‘Saddeka‘; صَدَّقَ Bu fiil, kişiye, doğru, iyi ve meşru olan şeyi, söz veya davranışı onaylama ve uygulama hareketini yaptırıyor.
Ayetteki ‘saddeka bi’l-husna’ بِالْحُسْنى صَدَّقَ ifadesi, konmuş kuralın doğruluğunu en iyi şekilde anlatılması ve uygulanması gerektiğini belirtiyor. Yani, uygulama, toplum bireylerine kaba ve metazori şekilde değil, mülayim ve özendirici şekilde anlatılsın. Benimsenmesi salanacaktır.
Peki konmuş kural neyi vazediyor?.. Nasıl bir uygulamadır o?
Cevap: Kural, ‘eata’ ve ‘itteka’ fiillerinin işletilmesini vaz ediyor. Anlaşılması için bu iki fiili de irdeleyelim:
‘İtteka’ اِتَّقى fiili, Arapça Türkçe lügatte belirtildiğine göre, kişiye bir şeyden sakınma hareketini yaptırıyor. Sakınılacak şey lakatlıktır.
İttika fiilinin türediği ‘vekaye’ وَقَا fiili, bir şeyi koruma ve ve gözetme anlamında kullanılıyor. Bu fiili işleyenin sıfatı ‘muttaki’ oluyor.
Leyl Suresi yedinci ayet: ”Fe se nüyessiruhü li’l-yüsra”.
Bu ifade, ittika edenlerin… yani kural çerçevesinde hareket edenlerin, kolaylıkla karşılacağını belrtiyor. Kolaylık, teşvik ve destek şeklinde önüne gelecektir. Toplum nezdinde beğenilmek ise ayri erahlık.
‘İtteika’ tavsiyesi ile korunması ve gözetilmesi gereken şey, ‘verme ve takdim etme’ anlamındaki ‘eata’ اَعْطى fiilinin devamlılııdır. Bu fiilin işlerlik kazanması, fertlerde şartın yerine gelmesiyle olur. Sadaka veya zekat gibi. İtteka, bu kural karşısında vazgeçme, ihmal etme veya lakayt kalma hallerine düşmeme emrini içerir. Aksi durumda, sosyal denge bozulacak, alt ve üst tabaka arasında kin ve nefret meydana gelecektir. Kurulu düzenin devamlılığını emreden hakim güç, sonraki ayetlerde, kin ve nefretin sonucunun ne olacağını bildirmiş:
Leyl Suresi sekizinci ve dokuzuncu ayetler: ”Ve emma men bahıle ve esteğna; Ve kezzebe bi’l-husna”.
Bu iki ayet, her kim cimrilik eder, zenginliği kendinden olmuş sanırsa… iyi olanı ve güzel uygulamayı yalanlarsa!.. şeklinde Türkçeye çevriliyor.
Faaliyet sonucu mal ve servet edinenler, ”Ben yaptım… Ben çalıştım kazandım…” dediklerinde, yüreklerinde oluşan mal ve para sevgisiyle cimrilik vasfını da kazanabiliyorlar. Bu ayet, bu tip kişilere ”kendinize dikkat edin” anlamında uyarı mesajı veriyor. Halbuki, yönetimin serbestiyet bahşetmesi, yer, zaman ve faaliyet izni vermesi, o kişilerin amacına ulaşmasını sağlıyordur. Amaçlarına ulaştıklarında sorumluluk aşaması -oluşturulmuş kural gereği- kendiliğinden başlar.
Ayetteki ‘men’ zamiriyle işaret edilen insanlar bu durumu idrak edebilirler mi?..
Şeytanlar çevrelerinde kümelenmemiş ise, idrak edeceklerdir.
İyi uygulama; mal edinme ve para kazanma şartına uyan kişilerin mala ve paraya sahip olduklarında, ”zekat verilecek” hükmüne uymalarıdır. (Günümüzdeki ‘zekat’ uygulamasının karşılığı VERGİ’dir) Güzel uygulama ise, o şart oluşmamış olsa da başka fertlere gönlünden ihsanda bulunmasıdır. Mesela, yardım vakıflarına hibe gibi.
Mal edinenlerin ve para kazananların ”Zekat verilecek” kuralından kaçınması, ‘kezzebe’ كَذَّبَ fiilinin işlendiği anlamına geliyor. Kişi, bu davranışı gösterdiğinde, zulme meyl ettiğini belirtmiş oluyor.
İbrahim Faik Bayav
(19.02.2026 09:01)