SELMA ERDAL
Panoptikonun Aşk Dedektörü: Algoritmaların Efendisi Olamayan CEO’nun İfşası
*DİJİTAL ÇAĞIN AŞK SKANDALINI ORTAYA ÇIKARAN AŞK DEDEKTÖRÜ VARKEN; ARTIK EŞİNİZİN PEŞİNE DEDEKTİF TAKMANIZA GEREK KALMAYACAK
“Algoritmaların efendisi ol, oyuncağı değil.”
Bu söz, yapay zekânın gölgesinde yaşadığımız dijital çağın en önemli uyarısıdır. Ama Astronomer adlı yapay zekâ şirketinin CEO’su Andy Byron için artık çok geç. Kendi geliştirdiği gözetim sisteminin tuzağına düştü. Hem mahremiyeti hem de makamı, algoritmaların gözünden kaçamadı.Coldplay’in Boston konserinde sahne arkasında sevgilisiyle (aynı anda şirketin İnsan Kaynakları Müdürü olan Kristin Cabot) samimi hâlleri Kiss Cam’a yansıdı. Ve o an, yalnızca büyük bir aşkın değil, büyük bir çöküşün de başlangıcı oldu.
CEO’nun eşi tazminat davası açtı, şirket istifasını istedi, sosyal medya ise “Cheating CEO: The Movie” başlıklı parodi videolarla doldu.Ama asıl trajedi, Andy Byron’un yönettiğini sandığı algoritmaların aslında onu yönettiğini fark edememesi oldu.
GÖZETİMİN YENİ İSMİ: “AŞK DEDEKTÖRÜ MODELİ”
Bu olay bize Panoptikon’un yeni versiyonunu gösteriyor:
Artık gözetim yalnızca bakmakla kalmıyor; ilişki kuruyor, anlam yüklüyor ve ceza kesiyor.
Bentham’ın tasarladığı Panoptikon’un, Foucault tarafından gözetim toplumunun simgesi olarak yeniden yorumlanan hali bugün artık yalnızca bir hapishane değil; konser alanı, sosyal medya, algoritmalar ve kameralarla örülü bir mahremiyet avı düzenidir.
Mahrem olan, kamuya teşhir ediliyor. Üstelik yalnızca görülmekle kalmıyor: viral oluyor. Viral olan her şey gibi, eğlencenin, linçin, ironinin ve hızın tüketimine açılıyor.
HEGEL YANILDI: EFENDİ KİMDİ, KÖLE KİM?
Hegel’in efendi-köle diyalektiği bu olayda altüst oluyor:
- Andy Byron kendini algoritmaların efendisi sanıyordu.
- Oysa algoritmalar, onu gözetim zincirine sokmuştu.
- Onlar verileri işliyordu, o ise veri olmuştu.
- Onlar tahmin yapıyordu, o ise trajediye dönüştü.
Yapay zekâ çağında artık “köle”, yalnızca çalışan değil; kamera, veri kümesi ve viral içerik üreticisi olan sistemler.
Ve efendiler — CEO’lar, siyasetçiler, hatta sanatçılar — algoritmaların veri öğesine dönüştüğü anda egemenliklerini kaybediyor.
AŞKIN DİJİTAL YIKIMI
Bir aşk hikâyesi vardı; sahnede, kalabalıklar arasında, Coldplay şarkılarının fonunda yaşanıyordu.
Ama algoritmalar o aşkı yalnızca romantik olarak değil, etik dışı, çalışma etiğine aykırı, karanlık bir veri sızıntısı olarak değerlendirdi.Çünkü aşk bile, artık izlenebilir, değerlendirilebilir ve sınıflandırılabilir bir veri türü hâline geldi.
Andy Byron’un sevgilisiyle yaşadığı samimi an, algoritmalar için yalnızca bir görüntü değil;
- “Yasak ilişki”,
- “kurumsal etik ihlali”,
- “aile birliğini tehdit eden durum” olarak etiketlenmiş bir veri kümesi oldu.
SONUÇ: GÖZETİM, EĞLENCEYE DÖNÜŞTÜĞÜNDE MAHREMİYET YOK OLUR
Panoptikon artık distopik bir hapishane değil, Kiss Cam’dır.
Gözetim artık ceza değil, kahkaha ve alay üretir.
Ve en korkuncu: mahremiyet kaybı artık rezil olmak değil, eğlence olmak anlamına gelir.