09 Temmuz 2026 Perşembe
Demans (Bunama) Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Hasta Bakımı Rehberi
Düşünceden Davranışa Geçmek
Sevgi, takvimde işaretli günlere sığdırılacak bir duygu değildir
Sokağa İtilen Çocuklar Problemleriyle Büyüyor
GENÇLİK GELECEĞİN TOHUMUDUR
İRAN SAVAŞI DÜNYA İÇİN BİR FIRSATA DÖNER Mİ?
TÜRKEŞ MANGA
KozanBilgi.Net İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni
Türkiye, son iki gündür Urfa ve Kahramanmaraş’tan gelen çığlıklarla sarsılıyor. Gencecik fidanlar, ömürlerini eğitime adamış öğretmenler, okulların koridorlarında can verdi. Toplum olarak yastayız ama bu yasın içinde büyük bir öfke birikmiş durumda. Bu olaylar sadece “gözü dönmüş bir caninin” işi deyip kapatılabilecek birer asayiş vakası değildir. Bu, bir yönetim biçiminin, bir eğitim felsefesinin ve bir liyakat çöküşünün kanlı bir sonucudur.
Olayın ardından failin anne ve babasının tutuklanması, beraberinde “Anne-babanın suçu ne?” sorularını getirdi. Hadi gelin, bu soruyu dürüstçe yanıtlayalım: Bir anne düşünün; mesleği öğretmenlik. Başkasının çocuklarını eğitsin diye devletten maaş alıyor ama kendi evladının ruhundaki karanlıktan habersiz. Bir baba düşünün; emniyet müdürü. Şehrin asayişinden, silahların kontrolünden sorumlu. Ama o baba, kendi evindeki cephaneliği koruyamıyor; kendi öz evladının beline silahları doldurup okula ölüm saçmaya gitmesine engel olamıyor.
Sormak gerekmez mi: Kendi ailesinde birliği sağlayamamış, evladının psikolojik yıkımını fark edememiş bir bürokrat, nasıl olur da koca bir şehrin güvenliğini temsil eder? Evlat yetiştirmek sadece karnını doyurmak değildir; onun ruhunu takip etmek, sorunlarına ortak olmaktır. Eğer bir emniyet müdürünün silahı, oğlu tarafından bir katliam aracına dönüştürülüyorsa, burada sadece bir “ihmal” değil, devasa bir liyakat ve sorumluluk enkazı vardır.
Yıllardır haykırıyoruz: Okullar savunmasız, öğretmenler korumasız! Ancak Milli Eğitim Bakanlığı’nın önceliği hiçbir zaman öğrencinin güvenliği olmadı. Atatürkle olan gizli-açık kavgalarıyla, müfredatı sürekli yap-boz tahtasına çevirmeleriyle ve milli bayramları birer birer silmeye çalışmalarıyla meşgul oldular.
Güvenlik Nerede? Emniyet teşkilatının yarısı siyasilerin kapısında korumalık yaparken, diğer yarısı vatandaşa trafik cezası yazma kotasını doldurmaya çalışıyor. Ama binlerce öğrencinin bulunduğu okullarda profesyonel bir güvenlik kadrosu yok!
Müfredat Faciası: Ara tatilleri artırarak, okuldan çok tatil yapan bir nesil türetildi. Eğitimden uzaklaşan, milli ve manevi değerleri sadece “slogan” olarak duyan gençler, sanal dünyadaki şiddetin ve sığınmacı kültürünün yarattığı kaotik ortamın kurbanı haline geldi.
Toplumun psikolojisi bozulurken RTÜK ne yapıyor? Muhalif kanallara “neden eleştirdin” diye ceza yağdırmakla meşgul. Oysa akşam kuşağındaki dizilerde silahlar susmuyor, şiddet yüceltiliyor, mafya bozuntuları kahramanlaştırılıyor. Gençlerimiz bu zehri her akşam ekran başında damarlarına zerk ederken, iktidarın denetim mekanizmaları sadece koltuklarını korumak için çalışıyor.
Ülkenin dört bir yanını saran kontrolsüz sığınmacı dalgası, sadece demografik bir tehdit değil, aynı zamanda kültürel bir erezyondur. Gençlerimizin davranışları, sokaktaki bu başıboş ve şiddete meyilli iklime uyum sağlamaya başladı. “Dindarlık” maskesi altında toplumu ayrıştıranlar, insanları dinden de soğuttular, birbirine düşman da ettiler. Bugün sokakta, okulda, çarşıda kimsenin kimseye tahammülü kalmadıysa, bunun vebali son 22 yılın yönetim anlayışındadır.
Herkes evlat yetiştirebilir ama evlat acısını sadece yaşayan bilir. O gencecik çocukların ve öğretmenimizin kanı, sadece o katilin elinde değil; o silahın o eve girmesine izin verenlerde, okulu savunmasız bırakanlarda ve liyakati değil sadakati esas alanlardadır.
Dileğimiz; milletin halinden anlayan, esnafın siftahını, memurun onurunu, öğrencinin güvenliğini her şeyin üstünde tutan bir iradenin gelmesidir. Artık “inşallah, maşallah” ile geçiştirilecek vakit kalmadı. Geleceğimiz kurşunlanırken susanlar, bu cinayetin ortağıdır.
Cenab-ı Allah kaybettiğimiz canlara rahmet, acılı ailelere metanet versin. Ama unutulmasın ki; adalet sadece ahirette değil, bu dünyada da tecelli etmelidir.