12 Mayıs 2026 Salı
Dünya Bu İddiayı Konuşuyor: ABD İsrail'e Karşı İran'a İstihbarat mı Verdi?
Eğitimde "Yüreklere Dokunmak"
Sevgi, takvimde işaretli günlere sığdırılacak bir duygu değildir
SOKAĞIN SESSİZ ÇIĞLIKLARI
GENÇLİK GELECEĞİN TOHUMUDUR
İRAN SAVAŞI DÜNYA İÇİN BİR FIRSATA DÖNER Mİ?
CHP’Lİ DOSTLARIM!
Çürümenin Adı: Feodal Siyaset Kurtuluşun Adı: Değişim ve Dönüşüm
Bir cumhuriyet aydını, yurtseveri ve demokrasi mücadelesinin militan devrimci bir neferi olarak yıllardır aynı noktada duruyorum: Halkın yanında, düzenin karşısında!
Kişisel çıkarların değil; toplumun çıkarlarının safında oldum. Güçlünün değil, haklının yanında durdum. Kim “kral” ilan edilmişse ama gerçekte çıplaksa, bedeli ne olursa olsun “çıplaksın” dedim. Bugün de aynı sorumlulukla konuşuyorum. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en ağır çürüme dönemlerinden birini yaşıyor.
Sadece ekonomik kriz değil bu… Sadece hukuksuzluk değil… Sadece yoksulluk değil… Toplumun siyasal, ahlaki ve örgütsel dokusu çürütülüyor. Halk örgütsüz bırakılmıştır. Adalet raflara kaldırılmıştır. Hukuk, güçlülerin sopasına dönüştürülmüştür. Faşizan baskılar toplumun üzerine karabasan gibi çökmüştür. Ama en acısı bu çürüme karşısında muhalefet, özellikle de CHP, halkın önüne tarihsel bir çıkış iradesi koyamamıştır. CHP’de sorun kişiler değil, siyaset tarzıdır. Bugün CHP içinde yaşanan krizler tesadüf değildir. Yaşananlar birkaç kişinin hatasıyla açıklanamaz. Sorun çok daha derindir. Sorun; 1992’de yeniden açılan CHP’nin ideolojik, örgütsel ve siyasal bir bütünlük kuramamasıdır. CHP yeniden açılırken gerçek bir halk hareketi olarak örgütlenmedi. Toplumsal dönüşüm programı yaratılmadı. Emek, üretim, laiklik, bağımsızlık, kamuculuk ve halkçı ekonomi ekseninde yeni bir siyasal hat kurulmadı. Parti; İnönü-Baykal çekişmesinin gölgesinde yukarıdan aşağı şekillendi. Yani siyasal rekabet değil, feodal rekabet hâkim oldu. Bu nedenle yıllardır CHP’de değişen sadece isimler oldu. Siyaset değişmedi. Örgüt anlayışı değişmedi. Halkla ilişki biçimi değişmedi. Birileri gitti, birileri geldi. Ama düzen aynı kaldı.
“Değişim” dediler, dönüşümden kaçtılar. Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ekibi “değişim” sloganıyla yönetime geldi. Fakat dikkat edin “CHP’yi ideolojik olarak yeniden kuracağız” demediler. “Örgütsel dönüşüm yaratacağız” demediler. “Halkçı ekonomik program açıklayacağız” demediler. “Türkiye’nin geleceğini planlayacağız” demediler. Sadece şunu dediler! “Eski yönetim gitsin, yerine biz gelelim.” Yani mesele düzen değişikliği değil, yönetici değişikliğiydi. Bugün yaşanan krizin temelinde tam da bu vardır. 31 Mart Başarısı Kimin Başarısıydı? 31 Mart 2024 seçimleri sonrası CHP’nin birinci parti olması büyük bir propaganda malzemesine dönüştürüldü. Peki gerçek neydi?
Gerçek şudur! Bu sonuç CHP yönetiminin beş ayda yarattığı mucizenin sonucu değildir.
Bu sonuç; 22 yıllık AKP iktidarının yarattığı ekonomik yıkıma, hukuksuzluğa, yoksulluğa ve adaletsizliğe karşı halkın verdiği tepkidir.
Halk sandıkta iktidarı cezalandırmıştır. CHP ise bu tepkinin doğal adresi olmuştur. Yoksa beş ay içinde hangi devrimci program uygulanmıştır? Hangi halkçı ekonomi modeli açıklanmıştır? Hangi örgütsel dönüşüm gerçekleştirilmiştir? Hangi ideolojik yenilenme yaşanmıştır? Hiçbiri! Üstelik aday belirleme süreçleri CHP tarihinin en sorunlu süreçlerinden biri olmuştur. “Halk iradesi” yerine kulisler çalışmıştır. “Liyakat” yerine ilişkiler belirleyici olmuştur. Hatta kamuoyunun aklıyla alay edercesine “yapay zekâ belirledi” açıklamaları yapılmıştır.
Bugün ise o “yapay zekâ harikası” denilen adayların bir kısmı tutuklu, bir kısmı soruşturmalı, bir kısmı ise Cumhur İttifakı saflarına geçmiş durumdadır. O halde sormak gerekir; nasıl oldu da bu kadar “doğru” adaylar kısa sürede çöküş yaşadı? Nasıl oldu da “değişim” diye sunulan yapı bu kadar hızlı dağıldı? Çünkü mesele teknoloji değil, ahlaktır. Mesele algoritma değil, siyasal karakterdir. Mesele vitrin değil, örgütsel omurgadır. CHP’yi çürüten şey feodal siyasettir. Bugün CHP’de yaşanan tabloyu yaratan temel neden feodal siyaset anlayışıdır. Feodal siyaset şudur: Kişiye bağlılık. İlkeye değil lidere sadakat. Sorgulamayan örgüt yapısı. Eleştiri yerine biat kültürü. Halk için değil kariyer için siyaset. Bu nedenle CHP’de gerçek anlamda eleştiri-özeleştiri mekanizması işletilmiyor. İddialarla karşılaşanlar geri çekilip hesap vermiyor. Aklanma mücadelesi vermiyor. Tam tersine koltuğa daha sıkı sarılıyor. Partiyi kişisel kariyer alanına çevirenler; kendilerini halktan, örgütten ve ideolojiden daha önemli görüyor. İşte çürümenin özü budur. CHP’nin gerçek gücü kimdir? CHP’nin gerçek gücü ne genel başkanlardır ne de televizyon ekranlarında boy gösteren kariyer siyasetçileridir. CHP’nin gerçek gücü; mahalle mahalle çalışan, afiş asan, sandık koruyan, sokakta mücadele eden emekçileridir. Yani sizlersiniz! Sizler yıllarca kişisel zenginlik peşinde koşmadınız. Makam istemediniz. Servet biriktirmediniz. Halkın derdini kendi derdiniz bildiniz. Ama büyük bir hata yaptınız! Size sunulanı sorgulamamaya başladınız. Araştırmayı bıraktınız. Eleştiriyi unuttunuz.
“Lider ne derse doğrudur” anlayışına teslim oldunuz. Ve sonuçta; gücünüzü verdiğiniz insanların karşısında edilgen hale geldiniz.
Oysa siz sadece bir partinin üyeleri değilsiniz. Siz bu ülkenin demokratik umudusunuz.
Artık Zamanıdır!
Bugün ihtiyaç duyulan şey makyaj değil, köklü dönüşümdür. CHP yeniden kuruluş ruhuna dönmelidir. Halkçı ekonomi programı açıklamalıdır. Kamuculuğu savunmalıdır. Üretim ekonomisini esas almalıdır. Laikliği tavizsiz savunmalıdır. Emperyalizme karşı net tavır almalıdır. Örgütü birkaç kişinin aparatına dönüştürmekten vazgeçmelidir.
Parti; kişilere bağlı yapı olmaktan çıkmalı, ilkeler partisi haline gelmelidir.
Çünkü mesele yalnızca CHP’nin geleceği değildir. Mesele Türkiye’nin geleceğidir. Ve artık herkes şu gerçeği yüksek sesle söylemelidir: Kral çıplaktır! Gerçek değişim; isimlerin değil, zihniyetin değişmesidir. Gerçek dönüşüm; koltukların değil, siyasetin halklaşmasıdır. Şimdi görev; susmak değil konuşmak, boyun eğmek değil sorgulamak, seyretmek değil örgütlenmektir. Çünkü halkın kurtuluşu; bir kişinin değil, örgütlü halkın eseri olacaktır.