18 Temmuz 2026 Cumartesi
Demans (Bunama) Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Hasta Bakımı Rehberi
Düşünceden Davranışa Geçmek
Sevgi, takvimde işaretli günlere sığdırılacak bir duygu değildir
Sokağa İtilen Çocuklar Problemleriyle Büyüyor
GENÇLİK GELECEĞİN TOHUMUDUR
İRAN SAVAŞI DÜNYA İÇİN BİR FIRSATA DÖNER Mİ?
İSMAİL KÜÇÜKÖZEN
KozanBilgi.Net Haber Müdürü
Bundan tam 29 yıl önce, takvimler 4 Nisan 1997‘yi gösterdiğinde Türk dünyası sarsılmaz bir çınarın devrilişine şahitlik etti. Ankara’nın o meşhur, bıçak gibi keskin nisan soğuğunda; gökyüzünden dökülen kar taneleri, sanki bir milletin gözyaşlarına eşlik ediyordu.

O gün Ankara sokakları, tarihin en hüzünlü ama en vakarlı kalabalıklarından birini ağırladı. On binlerce, yüz binlerce tabutluktan geçmiş çelikleşmiş irade, “Başbuğlar ölmez!” nidalarıyla Liderlerini son yolculuğuna uğurladı. Omuzlarda taşınan sadece bir tabut değil, koca bir ömre sığdırılmış Türklük gurur ve şuuruydu.

Alparslan Türkeş, Türk siyasi tarihine sadece bir parti lideri olarak değil, bir doktrin mimarı ve aksiyon adamı olarak adını yazdırdı. 1944’ün zifiri karanlık tabutluklarından, 1960’ın ihtilal rüzgarlarına; sürgünlerden devlet adamlığına kadar her durakta tek bir pusulası vardı: Türk Devleti’nin bekası, Türk Milleti’nin refahı.

O, gençliğe seslenirken; “Hepiniz birer Türk bayrağısınız. Bayrağı lekelemeyin, kirletmeyin, yere düşürmeyin” derken, aslında bir nesle özgüvenini geri veriyordu. Ezilmiş, horlanmış, kendi öz yurdunda garip kalmış Türk insanına, asaletini ve tarihsel sorumluluğunu hatırlatıyordu.
Türkeş’in bıraktığı en büyük miras olan 9 Işık Doktrini, sadece bir siyasi program değil, bir medeniyet tasavvuruuydu. Milliyetçilikten köycülüğe, hürriyetçilikten şahsiyetçiliğe kadar uzanan bu ilkeler; Türk insanının modern dünyada kendi kimliğiyle dimdik ayakta kalabilmesinin reçetesiydi. O, milliyetçiliği “ırkçılık” dar kalıbından çıkarıp, “kültür, şuur ve sevgi” potasında eriterek evrensel bir vizyona kavuşturdu.

Bugün Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında birleşen Türk dünyasının temellerinde, Başbuğ’un yıllar öncesinden attığı tohumlar vardır. Henüz demir perde yıkılmadan, kimsenin hayal dahi edemediği bir dönemde “Esir Türkler” için gözyaşı döken ve hazırlık yapan tek lider oydu. O, Turan ülküsünü bir masal olmaktan çıkarıp, stratejik bir hedef haline getirdi.

Bugün, Ankara’nın o karlı gününden yıllar sonra, Başbuğ Alparslan Türkeş hala fikirleriyle aramızda. Onun “Önce ülkem ve milletim” düsturu, bugün devletin en kritik kararlarında yankılanmaya devam ediyor. Genç nesiller, onun kitaplarından Türk töresini öğreniyor; onun disipliniyle geleceğe hazırlanıyor.
O karlı günde omuzlarda giden o tabut, aslında milyonlarca gönle ekilen bir tohumdu. O tohumlar bugün devasa bir ormana dönüştü.

Dört nisan doksan yedi, alelade gün değil,
Kara günsün, kara gün bu bir gerçek, kin değil,
O kadar karasın ki tarifin mümkün değil
Başbuğ’ un başımızdan çekildiği günsün sen,
Dünyanın başımıza yıkıldığı günsün sen!
Çekildiği diyorum, sor bana hele niye?
Çünkü dilim varmıyor ona öldü demeye,
Varmasa da mecburum, mecburum söylemeye
Bize yetim gözüyle bakıldığı günsün sen,
Dünyanın başımıza yıkıldığı günsün sen!
Çok acılar görmüştüm, ama bu kadar derin
Olanı görmemiştim, bu da senin eserin
O kara akşamında, kapkara bir haberin,
Beynime kurşun gibi sıkıldığı günsün sen,
Dünyanın başımıza yıkıldığı günsün sen!
Belki senin suçun yok, belki benimki hata,
Her can günün birinde göz yumacak hayata,
Fakat sen bir başkasın, sen varya sen, adeta,
Ciğerimin yerinden söküldüğü günsün sen,
Dünyanın başımıza yıkıldığı günsün sen!
Altaylar’ dan Tuna’ ya libas giymiş hüzünden,
Özünden ağlıyor bak, bütün Turan özünden.
Müslüman Türk evladı olanların gözünden,
Yaş yerine kanların döküldüğü günsün sen,
Dünyanın başımıza yıkıldığı günsün sen!
Başbuğ Türkeş yok artık, bulabilmek imkânsız
Herkesin acısını bilebilmek imkânsız,
Her yüreğe tercüman olabilmek imkânsız,
Her yürekte bir ağıt yakıldığı günsün sen
Dünyanın başımıza yıkıldığı günsün sen!
Türkeş gibi bir lider ne çıkmıştır, ne çıkar
Yıkar onun acısı, Arif ’ i artık yıkar
Ateşin kanunudur düştüğü yeri yakar,
Bozkurtların boynunun büküldüğü günsün sen,
Dünyanın başımıza yıkıldığı günsün sen!.
Vefatının 29. yıl dönümünde, Türk milliyetçiliğinin unutulmaz lideri, büyük devlet adamı Başbuğ Alparslan Türkeş‘i rahmet, minnet ve özlemle anıyoruz.
Ruhu şad, mekânı Cennet, durağı Peygamber Efendimize komşu olsun.