" />
" />
ALGORİTMALAR: Yeni Belalılarımız mı, Dijital Çağın Ajanları mı?

ALGORİTMALAR: Yeni Belalılarımız mı, Dijital Çağın Ajanları mı?

ABONE OL
Ekim 29, 2026 07:36
ALGORİTMALAR: Yeni Belalılarımız mı, Dijital Çağın Ajanları mı?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

SELMA ERDAL

ALGORİTMALAR: Yeni Belalılarımız mı, Dijital Çağın Ajanları mı?

Dünlerde belalılarımızı tanırdık. Mahallede, sokakta, işyerinde, bazen de devlet dairelerinde karşımıza çıkarlardı. Günümüzdeyse yenileri türedi. Ama ne yüzleri var ne gözleri… Ne yerler ne içerler, üstelik ne uyurlar ne de yorulurlar. İşte onların adlarına algoritma diyorlar.

Peki, kim bunlar?

Bizi izleyen sanal varlıklar mı? Dijital çağın ajanları mı? Yoksa hayatımızı kolaylaştırmak için geliştirilmiş, birazcık da meraklı hesap makineleri mi?

Algoritma dediğimiz şey, belirli bir sonuca ulaşmak için izlenen işlemler dizisidir. Aslında yeni de değildir. Yeni olan, günlük yaşamımızın neredeyse her alanına yerleşmesidir. Örneğin sabah telefonu açıyorsunuz; karşınızda haberler, reklamlar, arkadaşlarınızın paylaşımları, hiç tanımadığınız insanların videoları…

Kim getirdi bunları önünüze?

Algoritmalar.

Bir ayakkabıya bakıyorsunuz, reklamları peşinizi bırakmıyor. Bir haber okuyorsunuz, benzerleri sıraya giriyor. Bir video izliyorsunuz, yenisi geliyor. Ardından bir başkası… Ve siz baktıkça bazı sistemler öğreniyor, öğrendikçe önünüze yeni şeyler çıkarıyor. Biz onları görmüyoruz. Ama onların içinde çalıştığı sistemler hakkımızda giderek daha çok şey bilebiliyor.

İnsan sormadan edemiyor:

Bunlar bizim hizmetkârlarımız mı, yoksa yeni efendilerimiz mi?

Dünlerde İngiliz düşünür Jeremy Bentham, Panoptikon adını verdiği bir hapishane modeli tasarlamıştı. Ortada bir gözetleme kulesi vardı. Mahkûmlar gözetleyiciyi göremiyor, ama her an izlenebileceklerini biliyorlardı. Bir başka düşünür Michel Foucault da buradan hareketle gözetimin nasıl bir iktidar mekanizmasına dönüşebileceğini açıklamıştı. Günümüzde kuleye bile gerek kalmadı. Cebimizde telefon, masamızda bilgisayar, sokakta kameralar var.
Toplanan veriler işleniyor, insanlar sınıflandırılıyor, davranışları öngörülüyor. Üstelik yalnızca gözetlenmiyoruz; önümüze hangi seçeneklerin çıkarılacağı da belirlenebiliyor. Bazı algoritmik sistemler iş başvurularını değerlendiriyor, kredi riskini puanlıyor, sosyal yardım başvurularının önceliğini belirleyebiliyor.
Tamam da ya sistem yanlış karar verirse ne olacak?

Kime itiraz edeceğiz?

Bilgisayara mı? Algoritmaya mı? Yoksa onu geliştiren şirkete mi?

Diyelim ki bir yurttaş belediyeden sosyal yardım istedi. Başvurusu algoritmik değerlendirmeyle düşük öncelikli bulundu.

Yurttaş sordu:

“Neden?”

Görevli yanıtladı:

“Sistem böyle değerlendirmiş.”

Ne güzel!

Önceleri bürokrasiye kızardık, şimdilerde bürokrasinin arkasına bir de algoritma yerleştirdik. Memurun en azından adı, soyadı, imzası vardı. Oysa algoritmanın ne imzası var ne de itirazı anlayacak bir vicdanı… Buna karşın algoritmaların kendileri ne iyi ne de kötü niyetlidir. Çünkü niyetleri yoktur. Onları tasarlayan, kullanan ve amaçlarını belirleyenler insanlar ve kurumlardır. Öyleyse soruyu değiştirelim.

Algoritmalar bizi mi yönetiyor, yoksa birileri algoritmalar aracılığıyla mı bizi yönetiyor?

İşte sorun burada!

Dijital çağın bu görünmez ajanları kimin adına çalışıyor?

Bizim mi? Şirketlerin mi? Devletlerin mi? Siyasal iktidarların mı?

Elbette algoritmaların yararlarını görmezden gelemeyiz. Tıpta, bilimsel araştırmalarda, afetlerin öngörülmesinde, ulaşımın düzenlenmesinde önemli işlevler görüyorlar. Bireysel olarak her birimiz teknolojinin olanaklarından yararlanıyoruz. Ama yararlanmak başka, teslim olmak başka…
Dünlerde bir gazeteyi açar, aynı sayfalardaki haberleri okurduk. Günümüzde dijital platformlar “ilgi alanlarına göre” başka insanlara başka haberler gösterebiliyor. Benim gördüğüm dünyayla sizin gördüğünüz dünya aynı olmayabiliyor. Çünkü neyin görünür olacağına, neyin gerilerde kalacağına ilişkin kurallar çoktan belirlenmiş.
Peki, bu durum düşüncelerimizi etkilemez mi?

Görünmeyen yeni bir iktidar biçimiyle mi karşı karşıyayız?

Gözetleyen, sınıflandıran, öngören ve bazen de yönlendiren… Adına Algoptikon diyebileceğimiz bir düzen mi oluşuyor?

Her algoritma gözetlemez, her otomatik karar baskı anlamına gelmez. Ama insanın kendisi hakkındaki kararın gerekçesini öğrenemediği, yanlışlığına karşı çıkamadığı bir işleyişte demokratik denetimden nasıl söz edeceğiz?

Yıllardır yerel yönetimlerde halkın karar süreçlerine katılımını tartışıyoruz. Halk nerede, diye soruyoruz. Şimdi aynı soruyu dijital dünyaya da taşımamız gerekiyor.

Algoritmalar karar süreçlerine girerken halk nerede?

Yurttaş nerede?

Denetim nerede?

Yoksa bu kez de halkın yerine verilerini mi koyacağız?

Öyle ya…

İnsan konuşacak, tartışacak, karşı çıkacak, karar süreçlerine katılacak. Ama onu yalnızca verilerinden tanıyan düzenekler, kendisi adına seçimlerde bulunacak. Sonra da buna ilerleme diyeceğiz!
Hiç kuşkusuz teknolojik ilerlemeye karşı değilim. Ama teknolojinin ilerlemesiyle demokrasinin ilerlemesinin aynı anlama gelmediğini biliyorum. Bununla birlikte algoritmalar güçlenirken yurttaşın hakları zayıflıyorsa, orada yalnızca teknolojik değil, siyasal bir sorun vardır. Bu nedenle algoritmaları ne şeytanlaştırmalı ne de kutsamalıyız. Çünkü sorun algoritmaların insan gibi düşünmeye başlaması değildir. İnsanların, algoritmaların ürettiği sonuçları sorgulamaktan vazgeçmesidir.
Peki, algoritmalar yeni belalılarımız mı?

Olabilirler.

Dijital çağın ajanları mı?

Bazen öyle işlev görebilirler.

Yoksa yeni efendilerimiz mi?

İşte buna karar verecek olan algoritmalar değil, biz olmalıyız. Çünkü algoritmaların olduğu bir dünyada yaşamak zorunda olabiliriz. Ama algoritmalar aracılığıyla yönetilen, buna karşılık söz hakkı bulunmayan bir toplum olmak zorunda değiliz.

Selma Erdal; Didim, 28 Ekim 2026

Bilgi Paylaştıkça Çoğalır!

KozanBilgi.Net’te yer alan Yüz Binin üzerinde haber, yazı ve fotoğraflar emeğin ve yerel gazeteciliğin bir ürünüdür.
Ticari amaç olmamak üzere içeriklerimizi KozanBilgi.Net’i kaynak göstererek ve aktif bağlantı vererek sevdiklerinizle veya sitenizde gönül rahatlığıyla paylaşabilirsiniz.

" />
" />

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.