" />
Nereye Gitti O Baskı Grupları?

Nereye Gitti O Baskı Grupları?

ABONE OL
Ekim 20, 2026 05:41
Nereye Gitti O Baskı Grupları?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

SELMA ERDAL

Nereye Gitti O Baskı Grupları?

2001 ekonomik krizinde bir esnaf, Bülent Ecevit’in önüne yazar kasa fırlattı.

Hükümet o gün devrilmedi elbette ama o yazar kasa bir eşya olmaktan çıktı; ekonomik çöküşün simgesi oldu. Kriz büyüdü, erken seçim geldi, iktidardaki üç parti de Meclis dışında kaldı.

Dünlerde bir yazar kasa bile siyasal iktidarın sarsılışının simgesi olabiliyordu.

Bugün?

Köylü kasalar dolusu domatesi yola döküyor. Üretici ürününü tarlada bırakıyor. Esnaf kepenk indiriyor. Emekli geçinemediğini söylüyor.

Sonra?

Amerikalının dediği gibi life goes on.

Sanki hiçbir şey olmamış, her şey tıkırında. Sanki hiç kimsenin tekerine çomak sokulmamış.

Bu arada dünlerin TÜSİAD’ı da başka türlüydü.

1979’da gazetelere tam sayfa duyurular veriyor, hükümetin ekonomi politikalarını açıkça eleştiriyordu. O duyurular Ecevit hükümetini tek başına devirmiyordu hiç kuşkusuz; ama sermayenin siyasal iktidar karşısında örgütlü biçimde baskı kurabildiği bir dönemin göstergesiydi.

Bugün aynı TÜSİAD’ın iktidarla ilişkisine bakınca insan ister istemez soruyor:

Nereye gitti o baskı grupları?

Sendikalar nerede?

Meslek örgütleri nerede?

Bağımsız sivil toplum kuruluşları nerede?

Üniversiteler?

Basın?

Ve hepsinden önemlisi: Yurttaş nerede?

Siyaset biliminde yurttaş ile devlet arasında yer alan bu örgütlenmelerin önemli bir bölümüne “ara yapılar”, iktidarın kararlarını etkilemeye çalışan örgütlü çıkarlara ise “baskı grupları” denir.

Adları, yapıları, işlevleri farklıdır. Ama demokratik bir düzende hepsinin ortak bir önemi vardır: İktidarın karşısında toplumun sesini duyurabilmek.

İktidarı denetler, sınırlar, uyarır; gerektiğinde karşısına dikilirler.

Çünkü demokrasi yalnızca dört beş yılda bir sandığa gidip oy vermek değildir.

Demokrasi biraz da iktidarın karşısında “Hayır!” diyebilecek örgütlü güçlerin bulunmasıdır.

Üstelik baskı gruplarının varlığı, yurttaşın sesinin duyulduğu anlamına da gelmez. Kimin adına konuştukları, hangi çıkarları savundukları ve iktidarı nasıl etkiledikleri de önemlidir.

Çünkü bir baskı grubunun konuşabilmesi başka şeydir, konuşmasının siyasal sonuç doğurabilmesi başka şey.

Bir de görünürde susup kapalı kapılar ardında konuşanlar vardır.

Öyleyse baskı grupları gerçekten ortadan mı çekildi, yoksa baskı kurma biçimleri mi değişti?

Günümüze gelince; bugün için sorun yalnızca bu kurumların susması da değildir.

Daha düşündürücü olan, toplumun bu sessizliğe alışmasıdır.

Dünlerde bir yazar kasa haber olurdu.

Şimdi kasa kasa domates yola dökülüyor; kimseler umursamıyor.

Bakıyoruz. Geçiyoruz. Unutuyoruz.

Anlıyoruz ki günümüzde yalnızca ekonominin dengeleri değişmemiş.

Demokrasinin terazisi de bozulmuş.

Çünkü iktidarın çok güçlü olması kadar tehlikeli bir şey daha vardır: Karşısında kimsenin kalmaması… Nereden geldik, nereye gidiyoruz diye soran, sorgulayan kimsenin bulunmaması…

Hayırlara vesile! Demek ki böyle mutluyuz milletçe. Mübarek olsun!

Selma Erdal; Didim, 20 Ekim 2026

Bilgi Paylaştıkça Çoğalır!

KozanBilgi.Net’te yer alan Yüz Binin üzerinde haber, yazı ve fotoğraflar emeğin ve yerel gazeteciliğin bir ürünüdür.
Ticari amaç olmamak üzere içeriklerimizi KozanBilgi.Net’i kaynak göstererek ve aktif bağlantı vererek sevdiklerinizle veya sitenizde gönül rahatlığıyla paylaşabilirsiniz.

" />
" />

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.