SELMA ERDAL
İnsanlık yine tedirgin. Çünkü Süper Yapay Zeka geliyormuş.
İnsanı aşacakmış. Dünyayı yönetecekmiş.
Vah vah.
Daha “leb” demeden “leblebi”yi anlamakta zorlanan yapay zekadan söz ediyoruz.
Örneğin geçenlerde kendisine, “İnsanın görme açısı 140 derece olabilir ama benimki 360 derece” dedim.
Hemen optik hesabına başladı.
Be hey yapay zeka; ben bu sözlerimle sana gözden değil, bakış açısından söz ediyorum, sen neyi hesaplıyorsun?
Önüme bakarken arkadan geleni sezerim.
Söyleneni duyarım, söylenmeyeni algılarım.
Övgünün de sövgünün de kime, neden yöneltildiğini anlarım.
Buna fizikte ne denir bilmem de halk arasında leb demeden leblebiyi anlamak denir.
Peki yapay zeka ne yapıyor?
Önce ölçüyor. Sonra tablo çıkarıyor. Ardından o bilindik sözler geliyor:
“Teknik olarak…”
Be hey dijital yaratık, ben sana teknik sormadım.
Biraz algı, biraz anlayış sordum.
Çünkü insanı anlamak için yalnızca veri yetmez.
Biraz yaşam bilgisi, biraz deneyim gerekir.
Biraz sezgi…
Biraz arka planı, madalyonun öteki yüzünü görmek gerekir.
Biraz da yılların birikimiyle bilenmiş insan aklı; daha doğrusu, kadın aklı gerekir.
Çünkü bazı kadınlar önüne konan sözleri olduğu gibi onaylamaz.
Çevirir bakar.
Altına bakar.
Kıyısına köşesine bakar.
“Kim söyledi?”
“Niye söyledi?”
“Dahası, önce ya da sonra değil de şimdi neden söyledi?”
İşte bu sorularla çalışan beynim nedeniyle benim görme açım 360 derecedir.
Kaygılanmayasın; kafamın arkasında iki göz daha çıkmadı.
Tamam, anladık, öğrendik; yapay zekâ söylenenleri okuyor.
Ama ben sözlerin arkasına, satır aralarına, söylenmeyenlere bakıyorum.
O “veri” diyor.
Ben, “Ağızdan çıkanlar tamam da akıldan geçenler acaba neler?” diyorum.
Sonra insanlık Süper Yapay Zeka’dan korkuyor.
Korkulacak yönleri var elbette; gözetim, veri sömürüsü, algoritmik yönlendirme, gücün birkaç elde toplanması gibi…
Ama yapay zeka insanı aşmadan önce, insanın ne demek istediğini anlamayı öğrensin de sonra insanları yönetmeye kalkışsın ve biz de ondan korkmaya başlayalım.
Çünkü insan her an, her koşulda düz konuşmaz.
İma eder.
Yoklar.
Gülerken laf sokar.
Mecazla ders verir.
Demek ki neymiş?
Bu yaratığa Süper Yapay Zeka’dan önce biraz süper anlayış gerekliymiş.
Çünkü zeka yalnızca hızlı yanıt vermek değildir.
Çok yönlü düşünebilmektir.
Bir düşünceden ötekine sıçrayan insan beynine yetişebilmektir.
Bunu başarabilmek için de yapay zekanın “kırk fırın ekmek yemesi” gerekmiyor belki ama belli ki daha kırk bin sürüm üretmesi gerekecektir.
Selma Erdal; Didim, 3 Ekim 2026