Kaf Suresi 1 ve 2: Ayetin İçindeki Sır: 20’nci Yüzyıl’da Osmanlı ve Türkiye

Kaf Suresi 1 ve 2: Ayetin İçindeki Sır: 20’nci Yüzyıl’da Osmanlı ve Türkiye

ABONE OL
Ekim 2, 2026 09:55
Kaf Suresi 1 ve 2: Ayetin İçindeki Sır: 20’nci Yüzyıl’da Osmanlı ve Türkiye
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İBRAHİM FAİK BAYAV

Kaf Suresi 1 ve 2: Ayetin İçindeki Sır: 20’nci Yüzyıl’da Osmanlı ve Türkiye

Kaf Suresi, ‘kaf’ harfi ile başlamış. Bu harfle başlaması, surenin içinde gizem olduğunu ima ediyor. Sure’nin ayetlerini  okuyan kişi tefekkür ehli ise, içinde gizlenen sırrı bulmak ve anlamak isteyecektir. Bizim amacımız da zaten o. Sure’yi ayet ayet okumaya çalışacağız.

Kaf Suresi birinci ayet: ”kaf!.. Ve el-kur’ani’l-mecid”.

Müfessirler bu ifadenin bir yemin ifadesi olduğunu belirtiliyorlar.  Ve ilk ayeti ”Şanlı Kur’an’a yemin olsun ki!..” şeklinde Türkçeye çeviriyorlar.

‘Kur’ani’l-mecid‘, اَلْقُرآنِ الْمَجيدِ 112 sureden oluşan 660 sayfa hacimli… KUR’AN-I KERİM adıyla andığımız kitap olarak biliniyor.

Kaf Suresi’nin indiği safhada, henüz, Kur’an’ı Kerim adıyla andıımız kitab ortada yok. Kur’an’ı-Kerim’i oluşturacak söz ve ifadeler zaman zaman Hazreti Muhammed’e geliyor. Hazreti Muhammed’in dilinden topluma sunuluyor. Tabi, Mekke’nin ağalarının zihinlerine de darbe vuruyor. Mekke’nin ağaları, Hazreti Muhammed’in sunduğu sözlere karşı söz yetiştirmede aciz kalıyorlar. Mekke’de… Efendilik tasladıkları insanların önünde karizmaları çiziliyor.

Geldik, bu ayetin içinde saklanan sırra…

Üzerine yemin edilen ‘Ve el-kur’ani’l-mecid’ وَ الْقُرْآنِ الْمَجيدِ ayeti, ebced hesabıyla, 476 sayısını veriyor. Bu sayı, Miladi 1084 tarihini gösterir.

Hazreti Muhammed’in bu sureyi duyurmasından sonra dört asır kadar bir zaman geçmiştir. Kur’an hakkında yapılan çalışmalar ilerlemiştir. 476 sayısı, ‘Kur’an’ın ‘mecid’ sıfatıyla görüneceği bir zamanın tarihidir. ya da 476, Kur’an’ı şanlı edecek çalışmaların olacağının işaretidir. Kur’an metni sanatlı yazılacaktır… rahat okunacaktır… okunuşundan ya da kıraatinden şevk alınacak ve huzur duyulacaktır.

Kaf Suresi ikinci ayet: ”Bel acibü en caehüm münzirun minhüm. Fe kale el-kafirune haza şeyün acibün”.

Bu ayet ifadesinin Türkçe anlamı şu: Mekke toplumu kendi içlerinden bir uyarıcı geldiğinde, şaşırıp kalmışlar. Bazıları, -kendilerine gelen uyarıcı- sözüne, ”Bu acaip bir şeydir” demişler. Neden öyle demişler?

Birincisi; Uyarı beklemiyorlardı. Uyarı gerektirecek hallerinin olmadığına emindiler.

İkincisi; Muhammed adında, ağalarla sıkı fıkı olmayan… zaman zaman da toplumdan uzaklaşan biri, kendilerine uyarı yapamazdı. Lakin, Hazreti Muhammed uyarı yapmaya başladı; Mekke ağalarının cümlesi aptallaştı.

Ayetin içindeki sır yüzyıllar ötesine işaret eder. Nasıl mı?..

”Bel acibü en caehüm münzirun minhüm”

 بَلْ عَجِبُوا اَنْ جَاءَهُمْ مُنْذِرٌ مِنْهُمْ

ifadesi ebced hesabıyla 1308 sayısını veriyor. Bu sayı Miladi 1891 yılıdır. Yani, Hilafet saltanatıyla yönetilen Osmanlı’nın zor zamanıdır. Çökme ve yıkılma işareti sayılacak olaylar duyuluyordur. Avrupa siyasileri Osmanlı’ya HASTA ADAM teşhisi koymuşlardır. Osmanlı Hanedanının uyarılmaya ihtiyacı vardır.

Dersaadete uzak bölgede, Osmanlı tebasından olan biri, ortaya çıksa, Osmanlı’yı sağlığına kavuşturacak bir fikir sunsa ne olurdu? Hele ki bu kişi, malı mülkü serveti olmayan biri ise?.. Hele ki, kılık kıyafeti efendilik taslayan ağalara hiç benzemeyen biri olsa?… Osmanlı’yı sağlığına kavuşturacak fikri sunduğunda, Osmanlı yetkilileri o kişiyi nasıl karşılardı?

Osmanlı yetkilileri, Mekke’nin dünyaperest ağaları tipinde idiyseler, o kişiyi, aynen mekke ağalarının karşıladıkları gibi karşılarlardı.

Öyle de oldu. ”Fe kale el-kafirune haza şeyün acibün” ayet ifadesi, Osmanlı yetkilileri üzerinde aynen Mekke kafirlerinin üzerinde görüldüğü gibi tecelli etti. Osmanlı’nın müstebitleri sunulan fikir karşısında, aynen ayette belirtildiği gibi, afalladılar, ”Olamaz böyle bir şey” dediler; Fikrini sunan zatı, önce tımarhaneye, sonra idam sehpasına gönderdiler. ‘HASTA ADAM’ teşhisi konan Osmanlı 1918 yılında hastalıktan kurtulamayarak ‘mevta’ oldu; varlığını dünya üzerinde bitirdi. Bugün birileri, Osmanlı’yı tarih üzerinde var etmeye çabalıyor.

Fikrini sunan o zata ne mi olmuş?.. Ortaya çıkışının sebebi henüz anlaşılamadıysa da… Yeni Türkiye’yi sağlıklı tutacak fikir sunmaya, vefat edinceye kadar, devam etmiş.

”Fe kale el-kafirune haza şeyün acibün” ayetindeki ‘Kafirun’ كَافِرُونَ kelimesi, ‘kafirler’ demektir.

Ayet ifadesinde ebced hesabıyla 1891 tarihi görüldüğüne göre, Osmanlı ülkesi o tarihte, kafirlerin etkisinde kalmış demektir.

Kafirler, toplumun ya da ülkenin varlıklı ve etkin kişileri arasından çıkar. Bu kişiler, sorunlara karşı önerilen çözümleri, çıkarlarını engelleyeceği için, ret ederler. Gerekirse dünyalık hırsı uğruna toplum fertlerini telef ederler.

Kafirler: hak nedir anlamazlar. Kendilerinin dışında zor yaşayan topluma hak verilmesini kabul etmezler. Hukuku, sadece, kendilerine yarayacak şekilde işletirler; olmuyorsa, hukuku ortadan kaldırırlar. Kendilerinden başkasına zenginliği yasak eden anlayışları vardır. Toplumun sefaleti üzerinde saltanat sürerler; saltanatlarına başkalarını ortak etmezler. Ülkeyi yakma pahasına, ortak olmak isteyenleri bir şekilde ortadan kaldırırlar. Hırsları, ölümlerin ve yıkımların oluşmasına sebeptir. Bu durumu anlasalar bile saltanatlarından vazgeçmezler.

Ayetin işaret ettiği  Hicri 1308 H. yılında… ya da Miladi 1891 yılında… Osmanlı hanedanının, bol kafirli saltanata dönüşmüş olduğu, ayetin içindeki sırdan anlaşılmış oldu. 21’nci Yüzyıldayız… Türkiye’yi, Osmanlı’nın o zamanına benzetmeye çalışıyor ‘Müslüman’ görünen birileri.

İbrahim Faik Bayav
(02.10.2026 09:01)

——————————————————————————————————————

mecede: (mim-cim-dal)  (1412)

Şanlı olmak.

Şerefli, soylu olmak.

MECİD: Allah’ın isimlerinden biri.

Şan ve şeref sahibi. Ulu.

 

karae:  (kaf-re-elif)  (1209)

Okumak.

Mütalaa etmek. İncelemek.

Bir şeyi biriktirip birbirine ilhak etmek.

 

nekasa: NAKSAN: (nun-kaf-sat)  (1550, 1551)

Eksilmek. Noksan olmak.

 

ferece: (fe-re-cim)  (1141)

Bir şeyi açmak. Genişletmek.

FERC Ç.FÜRUC: İki şeyin arası

Bilgi Paylaştıkça Çoğalır!

KozanBilgi.Net’te yer alan Yüz Binin üzerinde haber, yazı ve fotoğraflar emeğin ve yerel gazeteciliğin bir ürünüdür.
Ticari amaç olmamak üzere içeriklerimizi KozanBilgi.Net’i kaynak göstererek ve aktif bağlantı vererek sevdiklerinizle veya sitenizde gönül rahatlığıyla paylaşabilirsiniz.


Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.