" />

Emeklinin ağrısı…

Emeklinin ağrısı…

ABONE OL
Mayıs 29, 2026 13:35
Emeklinin ağrısı…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

OKTAY EROL

Emeklinin ağrısı…

“Neden hiç gülmüyorsun, sevinmiyorsun” diye sorana “gülecek, sevinecek yerlerim ağrıyor” derdi, bir tanıdığım! Cem Karaca’nın şarkısında da geçer, “veremden kötürüm olana bal ye diyorlar” der ya; işte öyle! İşin dalgasında mıdırlar, yoksa gerçekten inandıkları için midir anlamakta zorlandığım anlardı onlar! Neye gülünecekti, neye sevinilecekti ki; insanın ağrımayan yerlerine bile ağrı saplanmasına neden olduklarını bir türlü anlamıyorlardı!
Geçtiğimiz yıldı… Ziraat Bankası, “emekliler yılı” kapsamında, emekli müşterilerine kiralık kasada yüzde yirmibeş indirim yapacağını duyurmuştu! Güler misin, ağlar mısın, dizine mi vurursun, kafanı duvara mı çarparsın ne yaparsan yap; korkunç bir yaklaşımdı! Başkasından söz edilmiyor, “emekli müşteriler” için deniyordu! “Kiralık kasa” deniyordu! Geçen yıl emekliye ödenen onaltıbin liranın kasaya konulabileceğini ya da onaltıbin lira aylık alan emeklinin artırabileceğini düşünüyorlardı demek ki? Bu yaklaşım hastalıktan başka bir şey değil!
***
“Gülecek, sevinecek yerleri ağrıyor” emeklinin… Günün acı gerçeği nedir bilir misiniz? Milyonlarca emekli, pazar döküntülerini toplamak ya da en ucuz ekmek kuyruğunda saatlerini bitirmek zorunda bugün için. Karnını doyurmakta güçlük çeken, kışın yakacak alırken kırk kez düşünen bir insana kiralık kasa sunmak; onunla düpedüz eğlenmek midir, yaşadıklarını umursamamak mıdır siz düşünün… Yıllarca emek harcayarak dirsek çürüten, vergisini ödeyen, çabalayan insanlar; bugün çocuklarının eline bakacak duruma gelmişse eğer suç kimin siz söyleyin! Gözden çıkarılan bu katman, geçim derdinden başını kaldıramazken, sunulan sözde müjdeler gönül avutmaktan öteye geçmiyor…
Biriyle karşılaştım… Evi kentsel dönüşüm nedeniyle yıkılacakmış, bir an önce taşınmalarını istemişler… “Ne yapacağım şaşırdım kaldım” dedi. Emekli aylığı yirmiüçbin liraymış, bulduğu evlerin kira bedelini aldığı karşılamıyormuş! “İnan, yirmibin liraya bulsam tutacağım, sonra da çocukların yanında kalacağım” dedi. Amacı tuttuğu evde kalmak değil, ev eşyalarını korumakmış! “Biliyor musun, her yerim ağrıyor, ağrımayan yanım kalmadı” dedi. Anlatırken gözlerine bakamadım; sesinin tonu, arada bir avuçlarını/ avuçlarında sıkışı, otururken bilinçsizce kalkışı/ oturuşu tüm duygularını gösteriyordu…
***
“Kira” konusu, emekli için “sorun” olmalı mı? Yıllarca çalışmış, bir yandan geçimini sağlamış, bir yandan çocuklarını okutmuş, bugün en temel gereksinimi olan kirayı karşılayamaz durumdaysa ne yapması gerekiyor? Bu sorunun yanıtını verecek olan “emekli” değildir kanımca; ülkeyi yönettiklerini ileri süren, hakça bölüşümü sağlayacaklarının sözünü veren seçilmişlerdir!
Rakamlar çıplak gerçeği gösteriyor… Sosyal Güvenlik Kurumu verileriyle konuşan uzmanlar, ülkemizde gerçek emekli sayısının onsekizmilyona yakın olduğunu ortaya koyuyor. Bu kitlenin yüzde doksanı, bugün yirmibeşbin liranın altında bir aylıkla yaşam savaşı veriyor. En düşük emekli aylığı yirmibin lira olarak benimsenmiş olsa bile, altımilyona yakın emekli bu rakamla, üsteli dul/ yetimler bu tutarın da altında kalan aylıkla yaşamını sürdürmeye çalışıyor. “Ekonomik denge” denilen, “büyüme” denilen, “uçuyoruz” denilen açıklamalar emeklinin ağrısını dindirmiyor…
***
Onca yılın emeği, dökülen alın teri; kasalara sığmayacak kadar ağır, ama bir pazar filesini dolduramayacak kadar eksik kaldı nedense… Emekli, yıllarca bu ülkenin yükünü sırtladı, şimdi kendi yükünü taşıyamaz duruma getirildi. Kentsel dönüşüm kıskacında eşyasını korumaya çalışan, pazarda artıkları toplayan, kira bedelini karşılayamayan milyonların öyküsü, aslında aynı tencerenin içinde kaynayan çorba gibi değil mi? Tencerenin içinde umut yerine boş/ aldatıcı/ umursamaz sözler, gönenç yerine açlık kaynıyor. “Uçuyoruz/ büyüyoruz/ veriyoruz” açıklamaları, taşan tencerenin buharına çarpıp dağılıyor.
İnsanca yaşamak/ doymak/ barınmak/ dinlenmek/ öğrenmek/ sevmek/ ağrıları savmak ayrıcalık değil, en temel haktır. Bu hak kiralık kasa indirim algılarıyla yerine getirilmiş sayılmaz, üstelik emeğin hakkının/ yaşamın/ erdemin çığlıklara dönüşen ağrısını tüm vücuda yayarak da olmaz… Emekli insanca yaşayacağı hakkına kavuşana dek, tencerenin taşması sürecek, devam edecek; “gülecek, sevinecek yerlerim ağrıyor” denilmesini kim önleyecek göreceğiz…

www.kozanbilgi.net internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotografların her türlü telif hakkı KozanBilgi.Net'e aittir. İçerikleri kaynak göstererek alabilirsiniz.



Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.