Elfü elfi salâtin ve elfü elfi selâmin aleyke ya Resûlallah!
Salavat getirmek; Hz. Peygamber’e (s.a.v.) olan bağlılığın, derin sevginin ve teslimiyetin en güzel ifadesidir. Üstelik bu mübarek zikir, Müslüman için hem dünyada hem de ahirette büyük bir rahmet kapısıdır.
Peki, Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şerifler ışığında salavat getirmenin faziletleri nelerdir? İlgili delillerle konuyu detaylıca inceleyelim.
Ayet-i kerimeler ve âlimlerin görüşlerine göre salavat getirmek, müminlere pek çok manevi kazanç sağlar:
Allah’ın Emrine İtaattir: Ahzâb Suresi 56. ayet ile doğrudan emredilmiştir.
Günahların Affına Vesiledir: Samimiyetle okunan salavatlar küçük günahları siler.
Peygamberimize Yakınlaştırır: Kıyamet günü Hz. Peygamber’e en yakın olanlar O’na çokça salavat getirenlerdir.
Resulullah Karşılık Verir: Salavat getiren her müminin selamına Efendimiz (s.a.v.) bizzat mukabele eder.
İsminiz Efendimize Arz Edilir: Melekler, salavat okuyan kişinin ismini Peygamberimize ulaştırır.
Ahlakı Güzelleştirir: Salavat okuyan kimse kötü ahlaktan uzaklaşır ve fazilete erer.
İlahî Rahmeti Çeker: Kişinin üzerine Allah’ın rahmetinin inmesine vesile olur.
Unutulanı Hatırlatır: Zihni berraklaştırır ve unutulan sözlerin hatırlanmasını sağlar.
Duaların Kabulünü Sağlar: Salavat ile başlayan ve biten duaların kabul olma ihtimali çok yüksektir.
Arşın Gölgesinde Gölgelendirir: Kıyametin o zorlu gününde mümin için bir sığınaktır.
Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de Peygamber Efendimize salavat getirmemizi emretmektedir:
Ahzâb Suresi 56-57. Ayetler: “Allah ve melekleri, Peygamber’e çok salavat getirirler. Ey müminler! Siz de ona salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin. Allah ve Resulünü incitenlere Allah, dünyada ve ahirette lanet etmiş ve onlar için horlayıcı bir azap hazırlamıştır.”
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) çeşitli hadis-i şeriflerinde salavatın önemini şöyle bildirmektedir:
“Dua ile sema arasında bir engel vardır. Üzerime salavat getirilince engel açılır ve dua yerine ulaşır.”
“Kim altından kalkamayacağı zor bir işle karşı kalırsa üzerime çokça salavat getirsin. Çünkü Allah, salavat sebebiyle onun kederlerini giderir ve rızkını çoğaltır.”
“Cuma günü üzerime seksen defa salavat getirenin seksen senelik günahı affolunur.”
“Üzerime bir günde bin defa salavat getiren kimse, cennetteki makamını görmeden ölmez.”
“Cuma günü ve geceleri üzerime yüz defa salavat getirenin Allah, otuzu dünyaya yetmişi ahirete ait olmak üzere yüz hacetini kabul eder.”
“İsmimi duyunca salavat getirmeyen insanların en cimrisidir ve en acizidir.”
“Üzerime salavat getirmeden dağılan bir topluluk sonradan pişman olacaktır.”
Büyük veliler ve sahabeler de salavat-ı şerifenin manevi derinliğine dikkat çekmişlerdir:
Hz. Âişe (r.anha) Validemiz: “Bir hacet arz etmeden önce sunulan hediye, o hacetin anahtarıdır. Allah’a hamd edip Efendimize salavat getirmek, dileklerimizin kabulüne şefaatçi olur.”
İmam-ı Şâranî ve Aliyyü’l-Havvâs: “Allah’tan bir şey isteyeceğiniz zaman Resulullah’ın adıyla isteyiniz. Çünkü Efendimizin aracı olduğu dualar Allah katında geri çevrilmez.”
Kısacası salavat-ı şerife okumak; emeği az, mükâfatı ve derecesi pek yüce olan muazzam bir ibadettir.