TÜRKEŞ MANGA
KozanBilgi.Net İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni
Son yıllarda çarşıya, pazara, markete çıkan her vatandaşın dilinde aynı cümle: “Dün aldığımı bugün aynı fiyata bulamıyorum.” Peki, bereketli topraklar üzerinde yaşamamıza rağmen neden mutfaktaki yangını söndüremiyoruz? Bugün bu can yakıcı meseleyi, çözüm önerileriyle birlikte masaya yatıralım.
Bugün ülkemizin en ücra köylerine kadar uzanan, on binlerce şubesi olan “üç harfli” zincir marketler, devasa bir güce ulaştı. Evet, belki her sokakta olmaları bir erişim kolaylığı sağlıyor gibi görünüyor ancak madalyonun öbür yüzü oldukça karanlık. Bu marketler, satın alma güçlerini kullanarak üreticinin malını henüz tarladayken kapatıyor, bir nevi piyasayı “ele geçiriyor.”
Bazı temel ürünleri (ekmek, su gibi) ucuz göstererek vatandaşı içeri çeken bu sistem, asıl karı yüzlerce çeşit gıda ve temizlik ürününde sessizce yaptığı zamlarla elde ediyor. Rekabetin bittiği yerde, fiyatı artık piyasa değil, bu dev yapıların “ortak kararları” belirler hale geldi.
İşte tam bu noktada, halkın büyük bir kesiminin beklentisi olan radikal ama etkili bir öneri devreye giriyor: Üretim aşamasında sabit fiyat uygulaması.
Nasıl ki ilaçlarda veya kitaplarda fiyat baskılı olarak geliyorsa; yağ, şeker, un ve temel temizlik maddeleri gibi stratejik ürünlerde de “Devletin Belirlediği Sabit Fiyat” modeline geçilmelidir. Ürün henüz fabrikadan veya paketleme tesisinden çıkmadan, son satış fiyatı ambalajın üzerine basılmalıdır.
Neden bu sistem şart?
Fiyat İstikrarı: Marketin keyfi kar marjı ortadan kalkar. Ürünün fiyatı marketin insafına değil, devletin denetimine bağlı olur.
Stokçuluğun Sonu: Üzerinde fiyatı yazılı olan bir ürünü depoda tutup, “yarın zam gelecek” diyerek saklamanın hiçbir mantığı kalmaz.
Vatandaşın Güveni: Tüketici, kasaya gittiğinde sürpriz bir rakamla karşılaşmayacağını bilir. “Kazıklanma” korkusu biter.
Serbest Piyasa mı, Sosyal Devlet mi?
“Serbest piyasa ekonomisi” adı altında fahiş karlara göz yummak, dar gelirli vatandaşı gıda enflasyonuna kurban etmektir. Temel gıda maddeleri birer ticari meta olmaktan öte, birer “insani haktır.” Devlet, yağın ve şekerin fiyatını belirleyerek piyasaya müdahale ettiğinde, aslında halkın sofrasını koruma altına almış olur.
Eğer ürünün son satış fiyatı ambalajda sabitlenirse, bakın bakalım o fiyatlar bir daha sebepsiz yere yükselebiliyor mu?
Sonuç Olarak…
Gıda enflasyonunu bitirmek için sadece denetim yetmez, sistem değişikliği gerekir. Aracıların ve dev zincir marketlerin insafına terk edilen bir gıda piyasası, sadece dar gelirliyi ezer. Çözüm bellidir: Üreticiden tüketiciye kadar fiyatın şeffaf olduğu, ambalajda sabit fiyatın yer aldığı bir model, mutfaktaki yangını söndürecek yegane yoldur.