İBRAHİM FAİK BAYAV
Rahman Suresi 29’ncu ayeti şu: ”yes-elühü men fi’s-semavati ve’l-arz. Küllü yevmin hüve fi şeenin”.
Bu ifade, Türkçeye, ”göklerde ve yerde bulunan herkes ona sorar; o her gün başka iştedir” şekinde çevriliyor. Hergün başka bir işte olduğu belirtilen ‘O’ kim? Ayet neyi anlatıyor? Bu ayet ifadesini irdeleyip anlamaya çalışalım:
‘yes-elü‘ يَسْئَلُ fiil kelimesi, birine bir şeyleri öğrenmek için sorulduğunu anlatıyor. Lakin ‘yes-elü’ fiili ‘istemek’ anlamında da oluyor. O zaman ‘yes-elühü’ kelimesi, sadece öğrenmek için değil, bilginin kendisi İstendiği için ona sorulur’ demek oluyor. Kelimeleri irdeleyelim:
‘Men fi’l-arz’: مَنْ فيالْعَرْضِ Yani arz içindeki kimseler… Arz sözcüğü Türkçe’de ‘Dünya gezegeni’ ya da ‘yeryüzü’ olarak biliniyor. Lakin ayette ima edilen bu değil. ‘Men’ zamiriyle bahsedilenler, yeryüzündeki yaşam süren tüm insanları değil, bir yerde bir şeylere ihtiyacı olan insanları belirtiyor.
‘Men’ مَنْ zamiri, insan varlıklar için kullanılıyor. İnsanların Arz içinde olmaları anlaşılabilir. Fakat ‘men’ zamiri, ‘sema’ adı verilen yerin yukarı katmanında bulunanlar için de kullanılmış. O zaman soru şu: Semavat konumunda bulunan insanlar kimler?
”Men fi es-semavati ve el-arz” مَنْ في اَلسَّمواتِ وَ الْعَرْضِ ayet ifadesinde ‘semavat’ kelimesi Türkçede yedi kat gök olarak biliniyor. Sebebi de bizim müfessirlerimiz, Müslümanlara öyle öğrettiği için… Müfessirleimizin öyle öğretmesi de.. ayet başka ayetle tefsir edilir inancı ilahiyatçılara hakim olduğundan… Çünkü başka ayetlerde ‘seb’a semavat’ ve ‘semavat-ı seba’ tabirleri geçiyor. Öyle bilindiğinde işte o soru sorulur: Türkçeye yedi kat gök olarak çevrilen semavat nedir?.. Bu ayette hangi anlama geliyor?..Semavatta ‘men’ zamiriyle işaret ediken insanlar kimlerdir?
Ya da geçmişe ait şöyle soralım: 600’lü yıllarda yaşayan insanlar ”men fi’s-semavati” kelimesindeki ‘men’ zamirinden kimleri, hangi insanları anlamışlardı?
Kur’an ayetleri, ‘icaz’ vasıflıdırlar; içlerinde, ileri zaman için de işaretler barındırırlar. Bulunulan zaman için tevil edildiğinde değişik anlamlar ortaya çıkar. Bu ayetteki ‘semavat’ terimini günümüz şartlarında irdelemek istediğimizde taşıdığı sırdan da haberdar olabiliriz. Arapça-Türkçe lügate bakıp şu bilgiyi edinelim:
‘Semaen’ سَماءً fiil masdarı, yukarı doğru yükselen şeyler için kullanılıyor. ‘Semee’ fiili bir şeye, ‘yükselme’ hareketini yaptırıyor. Lügatte bu harekete, ayın doğup yükselmesi örnek gösterilmiş. ‘es-sema’ اَلسَّماء sözcüğü ise lügatte, yükselen alana verilmiş isim olarak gösteriliyor.
Anlaşıldığına göre ‘sema’, yerden yukarı doğru yükselen alandır. Bu alan nereye kadar yükselen alandır? Bazı ilahiyatçılar ‘sema’ adı verilen alanı uzaya kadar yükseltiyorlar.
‘Sema’, yerden yukarıya doğru yükselen alan olduğuna göre, insanların semada bulunması bir şekilde yükselerek mümkün olacaktır. Yükselmeyle iş bitmez… ‘Fi es-semavati’ kelimesi sebebiyle orada konumlanacaktır. Konumlandıracak yapının olması gerekecektir. Günümüzde yükselen alanlar konumunda olabilmek, kat kat üzerine bindirilen gökdelenler sayesinde oluyor. Gökdelenin en üst katına kadar çıkaran da asansör denilen araç oluyor. O zaman ‘men fi’s-semavati’ kelimesi bu zaman için tevil edildiğinde, ortaya gökdelen yapılardaki insanlar şeklinde bir anlam ortaya çıkıyor.
Şimdi bir soru daha zihinde oluşur: ‘Semavat’ adı verilecek gökdelenlerde kimler bulunur ki, ‘yes-elü’ (sorma ve isteme) fiili işlenmiş olsun?
Belirli kattan sonra yükseltilen yapılar ‘iş kuleleri’ olarak anılıyorlar. Ekonomik olayların planlanması ve işletilmesi bu yapılarda yürütülüyor. Denizlerde münşaat olarak bilinen platformlara, deniz tabanından çıkarılan veya çıkarılacak nesneler için soruyorlar. Münşaatın yöneteni hergün görevinin başındadır. Bir başka işte olması değişik departmanlarla ayrı ilgilenmesidir.
Rahman Suresi 31: ”Senefruğu leküm eyyühe es-sekalan”. Yani?.. Yanisi şu: Deniz tabanında olan iki cins ağırlık hangi ağırlık ise, onlar siz insanlar için boşaltılacaktır.
Meallerde bu ayet ifadesinin Türkçeye çevrilmesi kolay olmamış. Açıklanması istense de açıklanamamış. Neden?.. Münşaat ve vech terimlerinin ne olduğu anlaşılamamış da ondan. SEKALAN’ terimi de cin ve ins topluluğu sanılmış. Sözcükleri irdeleyelim:
‘Senefruğu’ سَنَفْرُغُ fiili, birinci çoğul şahsın bir şeyi boşaltacağını haber veriyor. Birinci çoğul şahıs ‘ne’ نَ zamiri, bir ekip veya grubu temsil eder. Neyi boşaltacak?.. ‘Sekalan’ kelimesiyle belirtilen iki şeyi… Nereden?.. Münşaat adı verilen platformların bulunduğu deniz tabanından. O iki şey nedir?.. Bu zaman için o iki şey, petrol ve doğalgazdır.
Rahman Suresi 30 ve 32: ”Fe bi eyyi alai rabbiküma tükezziban”. Yani, Rabbinizin denizlerinden edindiğiniz iki nimetinin hangisini yalan sayabileceksiniz?
İbrahim Faik Bayav
(23.08.2025 0:00)