بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
تَبَّتْ يَدَآ أَبِي لَهَبٍ وَتَبَّ
Ebu Leheb’in elleri kurusun; zaten kurudu da!
مَآ أَغْنَى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَ
Ona ne malı fayda verdi, ne de kazandığı.
سَيَصْلَى نَارًا ذَاتَ لَهَبٍ
O, alev alev yükselen bir ateşe girecek.
وَامْرَأَتُهُ حَمَّالَةَ الْحَطَبِ
Eşi de (o ateşe) odun taşıyıcı olarak…
فِي جِيدِهَا حَبْلٌ مِنْ مَسَدٍ
Boynunda bükülmüş liften/hurma ipinden bir urgan olduğu hâlde.
Şuarâ Sûresi’nin “Önce en yakın akrabanı uyar” (26/214) âyeti nâzil olunca, Hz. Peygamber (s.a.v.) Safâ Tepesi’ne çıkarak Kureyş kabilelerini topladı ve “Şu dağın arkasından düşman atlılarının geldiğini söylesem bana inanır mısınız?” diye sordu. Kureyşliler “Evet, senden doğruluktan başka bir şey görmedik” dediler.
Hz. Peygamber kendisinin çetin bir azap öncesinde uyarıcı olduğunu açıklayınca, amcası Ebû Leheb hiddetlenerek: “Yuh olsun sana! Bizi bunun için mi topladın?” diyerek taş atmaya yeltendi. Bu düşmanca tutum üzerine Tebbet Sûresi nâzil oldu.
Ebû Leheb’in Sonu: Asıl adı Abdüluzzâ olan Ebû Leheb, soyuna ve servetine güveniyordu. Ancak Bedir zaferinin haberinden 7 gün sonra bulaşıcı bir hastalığa yakalanıp tek başına kahrından öldü. Korkudan yanına yaklaşamadıkları için cesedi kokmuş, ücretle tutulan kişilerce bir çukura atılıp üzeri taşlarla kaplanmıştır.
Ümmü Cemîl’in Akıbeti: Ebû Leheb’in karısı Ümmü Cemîl, Hz. Peygamber’in geçeceği yollara dikenli odunlar taşır, dedikoduyla fitne ateşini körüklerdi. Dünyada süslü gerdanlıklar takıp Peygamber düşmanlığında harcayacağını söylerken; ahiretteki cezası ameli cinsinden verilmiş, boynuna bükülmüş liften bir urgan geçirileceği haber verilmiştir.
Kur’an’ın Gaybî Mucizesi: Sûre nâzil olduktan sonra Ebû Leheb ve karısı yıllarca yaşamıştır. Buna rağmen yalandan bile olsa “İslam’ı kabul ettik” dememişlerdir. Kur’an onların kâfir olarak öleceğini yıllar öncesinden bildirmş ve bu durum aynen gerçekleşmiştir.
Soy Değil İman Esastır: Peygamber Efendimiz’in öz amcası dahi olsa, imansızlık ve hakikate düşmanlık kişiyi kurtarmaz. Din karşısında akrabalık kayırmasının olmayacağı açıkça ilan edilmiştir.