İslam inancına göre ölüm kesinlikle bir yok oluş değildir. Aksine ölüm, ebedi olan ahiret hayatına geçiş aşamasıdır. Ayetler ışığında ölüm kavramı şu temel esaslar etrafında şekillenmektedir:
Nisâ Suresi 78 ve Cuma Suresi 8. ayetlerde vurgulandığı üzere, insan sağlam kaleler inşa etse de ölümden kaçamaz.
Her Canlı Ölümü Tadacaktır: Âl-i İmrân 185, Enbiyâ 35 ve Ankebût 57. ayetler, dünyadaki her canlının istisnasız ölümü tadacağını bildirir.
Dünya İmtihan Mekanıdır: Mülk Suresi 2. ayet, hayatın ve ölümün var ediliş amacını insanın hangisinin daha güzel iş yapacağını denemek olarak açıklar.
Sağlam Kaleler Bile Engellemez: İnsan nereye kaçarsa kaçsın, belirlenmiş vakit geldiğinde ölüm meleği canı alır.
Kur’an-ı Kerim, ölümden sonra dirilişi insan zihnine yakınlaştırmak için doğadaki değişimleri örnek gösterir.
Toprağın Canlanması: Bakara, Yâsîn, Rûm ve Fâtır surelerinde belirtildiği gibi, ölmüş toprağın yağmurla canlanması dirilişin delilidir.
Ölümden Sonra Diriltme: Allah, kurumuş yeryüzüne nasıl hayat veriyorsa, insanları da öldükten sonra aynı şekilde diriltecektir.
Ölüm gelip çatmadan önce insanın dünya hayatında hazırlık yapması şarttır.
Vasiyet Emri: Bakara Suresi 180 ve Mâide Suresi 106. ayetler, ölüm öncesinde adaletli şahitler huzurunda vasiyet yazılmasını emreder.
Tövbenin Gecikmesi: Nisâ Suresi 18. ayet, ölüm anı geldiğinde yapılan geç kalınmış tövbelerin kabul edilmeyeceğini bildirir.
Erteleme İsteği ve Pişmanlık: Münâfikûn Suresi 10 ve Mü’minûn Suresi 99. ayetler, son anda geriye dönüp sadaka vermek isteyenlerin pişmanlığını aktarır.
Dünya Hayatı Geçicidir: Ahiretin yanında dünya hayatı sadece aldatıcı bir zevkten ibarettir.
Amel Defteri Kapanır: Fırsat eldeyken sadaka vermek, ibadetleri aksatmamak ve helal yaşamak gerekir.
Sadece Allah’a Dönüş Vardır: Bütün canlılar eninde sonunda alemlerin Rabbi olan Allah’a döndürülecektir.