" />
Bugünün sorumlusu “kim” olacak?

Bugünün sorumlusu “kim” olacak?

ABONE OL
Ekim 11, 2026 06:58
Bugünün sorumlusu “kim” olacak?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

OKTAY EROL

Bugünün sorumlusu “kim” olacak?

Pandemi günlerini anımsayın; yalnızca salgının kendisiyle değil, alınan kararların oluşturduğu tartışmalarla da sınandı insanlar… İnsanların iki metre arayla yürümeleri, özlem gidermek için dokunmamaları, birbirlerinden uzaklaşmaları, daha neler neler… Sokağa çıkmadı insanlar, çocuklar parka gidemedi, aşı olmayanlar kalabalık yerlere/ otobüsler/ toplu taşımaya/ alışveriş merkezlerine alınmadı… İlle de aşı… Aşı, milyonlarca insan için hastalığa karşı önemli bir korunma aracı olarak sunulurken, “doymazların” bu süreçten de yararlandığını, “çok ucuza” alıp/ katlayarak sattıklarını da yeni öğrendik!

İşyerlerinde, okullarda, kamusal alanlara girişte “kimin” zorunlulaştırdığını yeni anlıyoruz aslında! Bu “doymazlar” dünyanın her yerinde aynı demek ki…  İnsanlar zorunluluk durumlarında dışarı çıkarken “aşılı” olmaya zorlanırken bir şey daha ama; aşı uygulamalarında kişilerin, olası yan etkiler ile sorumluluk konusunda bilgilendirildiklerini gösteren onam belgeleri imzalamalarıydı. Öyle ki, sistem ya da kurumlar, bireyi belirli bir seçeneğe zorlarken ortaya çıkabilecek sonuçların sorumluluğunu “bireyin” üzerine bırakıyordu? Aşıdan kazanan “doymazlar”, aşıyı zorlayan “sistem”, ancak olabilecek yan etkilere karşı “sorumlu” olan bireyin kendisi! Bir anda dar yaşam alanlarına hapsedilenler, sokakta gezene “ceza yaptırımları” uygulanacağını belirten onlarca açıklamalar/ duyurular…

***

Olaylar değişmiş olsa da, “koşullar” hiç değişmiyor! Bundan yüz yıl önce de böyleydi, üçyüz yıl önce de… “Hep”, sistem kendinin neden olduğu sorunlardan/ çıkmazlardan “sorumsuzum” diyerek sıyrılma çabasına tanık oldu! “Çıkmazların” neden olduğu yükler/ ağrılar “hep” yurttaşın sırtına yüklendi! Anımsar mısınız? Kenan Evren’de, 12 Eylül darbesinin ardından halkın onayına sunduğu Anayasada buna benzer bir “madde” koymuştu!

Ülkeyi orta çağ karanlığına sürükleyecek denli katı kurallı yasalar yazdırmış, yasaları savunurken kurucu önder Atatürk sömürüsünden uzak durmamıştı. Darbe anayasasının “ne anlama” geldiği bugün tek tek incelendiğinde daha iyi anlaşılıyor olmalı… Geçici 15. Maddesiydi. Orada “bu dönemde alınan kararların, yapılan işlemlerin anayasaya aykırı iddia edilemeyeceğini, iptal edilemeyeceğini” belirtiyordu. Oniki eylül, salgın; değişen bir şey var mı?

***

Bizde “terör”, sözümona “yıldırıcı”” eylemler her zaman yaşandı… Çok partili sistemden bu yana aklına gelebilenleri anımsayın. Ardından kardeşin kardeşe kıydırıldığı oniki eylül öncesi, hemen ardından PKK, ardından FETÖ… Şimdi PKK konusunun sonunu getirmek için başlatılan “çözüm süreçleri.” Ülkede “terör” bitecek, artık analar ağlamayacak, eşler yalnız, çocuklar babasız kalmayacak… Yapılsın elbette bir şeyler, yaşamdan “terör” olgusu uzaklaşsın, insanlar bir “of” desin artık ama değil mi?

“Çerçeve yasa” olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi Kanun Teklifi, TBMM Adalet Komisyonunda benimsendi. Buraya dek hoş da; ya gerisi… “Görev ile sorumluluk” başlıklı 10. maddesinin ikinci fıkrasında şu sözlere yer verilmesi sizce de düşündürücü değil mi? “Bu Kanunun amaç ile faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle  hukukî, idarî veya cezaî sorumluluğu doğmaz.” Anlamıyorum ama; Kenan Evren gibi, ya da pandemi aşısı gibi bir “sonla” karşılaşma olasılığı mı var? “Terör” konusunda verilen “ödünler” gelecekte daha büyük ağrılara mı neden olabilecek? Söyleyin ama!

***

Taşın altına elini sokmak başka, elini taşın altına sokmuş gibi görünmek başka! Bir ülkenin geleceğini ilgilendiren böylesine ağır bir konuda görev alanların, aldıkları kararların sonuçlarından “hukukî, idarî ya da cezaî” olarak sorumlu tutulmayacaklarını daha işin başında güvenceye almak ne demektir? Sorumluluk almadan nasıl karar verilecek? Yanlışın hesabını kim verecek? Bugün doğru görünen bir kararın yarın başka sonuçlar doğurabileceğinin bedeli kime sorulacak?

Yurttaştan kurallara uyması, alınan kararlara katlanması, gerektiğinde bedel ödemesi beklenirken; kararı alanların kendilerine bir “sorumluluktan uzak alan” oluşturmaları düşündürücü… Devlet adına görev yapanın devletin gücünü kullanırken, sonuç ortaya çıktığında “ben sorumlu değilim” diyebilmesinin önü açılırsa, yurttaşın hakkını kim koruyacak? Asıl sorulması gereken de bu değil mi?

Bilgi Paylaştıkça Çoğalır!

KozanBilgi.Net’te yer alan Yüz Binin üzerinde haber, yazı ve fotoğraflar emeğin ve yerel gazeteciliğin bir ürünüdür.
Ticari amaç olmamak üzere içeriklerimizi KozanBilgi.Net’i kaynak göstererek ve aktif bağlantı vererek sevdiklerinizle veya sitenizde gönül rahatlığıyla paylaşabilirsiniz.

" />
" />

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.