İslam dini; şefkat, merhamet ve sosyal dayanışmayı toplumsal hayatın merkezine yerleştirmiştir. Bu merhamet halkasının en hassas ve öncelikli grubunu ise yetimler oluşturur. Erginlik çağına girmeden önce babasını kaybeden bu masum yavrulara sahip çıkmak, sadece insani bir görev değil, aynı zamanda ilahi rahmeti celbeden büyük bir ibadettir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), kendisi de yetim olarak büyüdüğü için yetimlerin korunması, sevgiyle büyütülmesi ve haklarının muhafazası konusunda ümmetine çok güçlü tavsiyelerde ve müjdelerde bulunmuştur.
Ebu Hüreyre’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Kendi yetimini veya başkasına ait bir yetimi himaye eden kimseyle ben, cennette şöyle yan yana bulunacağız.”
(Hadisin ravisi Malik b. Enes, Peygamber Aleyhisselam’ın yaptığı gibi işaret parmağıyla orta parmağını bitiştirerek göstermiştir.)
(Kaynak: Müslim, Zühd 42; Bûharî, Talâq 25, Edeb 24)
Hadis-i şerifte geçen “kendi yetimi” ve “başkasının yetimi” ayrımı, koruma ve gözetim sorumluluğunun tüm topluma yayıldığını gösterir:
Kendi Yetimi: Torun, yeğen, üvey kardeş, yetim kalan öz kardeş veya vefat eden eşten kalan çocuklar gibi yakın akrabalardır.
Başkasının Yetimi: Soy bağı bulunmayan, toplumda bakıma ve desteğe muhtaç olan tüm yetim çocuklardır.
Maddi Muhafaza: Yetimin malı veya mirası varsa, erginlik çağına kadar bu malı eksiltmeden korumak, değerlendirmek ve ona teslim etmektir.
Manevi ve Duygusal Destek: Yetimin malı yoksa; yeme, içme, barınma, eğitim gibi ihtiyaçlarını karşılamak; babasının yokluğunu hissettirmeyerek ona sevgi ve merhametle rehberlik etmektir.
İslam kaynaklarında yetimlere gösterilen küçük bir şefkat tebessümünün dahi çok büyük karşılığı olduğu müjdelenmiştir:
“Bir kimse sırf Allah rızası için bir yetimin başını okşarsa, elinin dokunduğu her saç teline karşılık ona sevap vardır.” (Ahmed b. Hanbel)
“Bir kimse, Müslümanların arasında bulunan bir yetimi alarak yedirip içirmek üzere evine götürürse, affedilmeyecek bir suç işlemediği takdirde, Allah Teâlâ onu mutlaka cennete koyar.” (Tirmizî, Birr 14)
Not: Hadiste geçen “affedilmeyecek suç” ifadesi; Allah’a ortak koşmak (şirk) ve üzerinde kul hakkı varken helalleşmeden ölmek manalarına gelmektedir.
| İlke | Açıklama ve Hikmeti |
| En Yüce Mertebe | Cennette kazanılabilecek en üstün makam, Hz. Peygamber’e (s.a.v.) yakın ve komşu olabilmektir. |
| Kestirme Yol | Efendimiz’e (s.a.v.) komşu olmanın en kestirme yollarından biri yetimi içtenlikle himaye etmektir. |
| Toplumsal Huzur | Bir yetimin yüzünün gülmesi, toplumdaki suç oranlarını ve sosyal yaraları azaltarak genel huzuru sağlar. |
| Rıza-i İlahi | Akraba olsun ya da olmasın, bir yetimin elinden tutmak Yüce Allah’ın rızasını ve merhametini kazanmanın anahtarıdır. |
Bir yetim gülüyorsa, başına şefkat eli değdiği içindir; bir yetim gülüyorsa, bütün bir toplum gülüyor demektir. Yüreğinde merhamet taşıyıp bir yetimi kucaklayan, onun yetimliğini unutmasına vesile olan her mümin, dünyada huzuru, ahirette ise Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) yanı başındaki eşsiz komşuluğu kazanma bahtiyarlığına ulaşır.