TÜRKEŞ MANGA
KozanBilgi.Net İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni
Yıllarca “garibanın sesi” olduğunu iddia edenlerin, aslında kendi yankılarından başka bir şeyi duymadıklarını izliyoruz bugünlerde. Ekranlarda “paraya para demeyen”, tek bir konserle servetine servet katan sanatçılarımız ve her sezon başı astronomik rakamlara imza atan sporcularımız… Halkın cebinden çıkan paralarla o zirvelere tırmananların, aşağıda kalan milyonların feryadına neden bu kadar sağır kaldığını sormanın vakti geldi de geçiyor bile.
Bu durumun en taze ve can yakıcı örneği Ferdi Tayfur cephesinde yaşanıyor. Şarkılarında acıyı, kederi ve yoksulluğu ilmek ilmek işleyen bir ismin; bugün çocukları ve eski hayat arkadaşları arasında yaşanan o çirkin “marka ve miras kavgası” aslında bir ibret vesikasıdır.
Kendi soyadını bile çocuklarına dava konusu eden bir anlayış, halkın ona yüklediği “Baba” sıfatının neresine sığar?
Onca servet, onca mülk varken; bugün bir ekmeğe muhtaç insanların yaşadığı bu ülkede, o mirası paylaşamayıp birbirine girmek halktan kopuşun en net kanıtıdır.
Halkımız “askıda ekmek” kuyruklarında hayat mücadelesi verirken; dizi bölümü başına on binlerce, bazen yüz binlerce lira alanların gayrimenkul imparatorlukları kurması artık sadece bir başarı hikayesi değil, bir gelir adaletsizliği abidesidir. * Sporcularımız kazandıkları her kuruşu betona, lüks otomobillere ve arsaya yatırırken; memleketin bir köşesinde spor malzemesi bulamayan gençleri görmezden geliyorlar.
Sanatçılarımız hayattayken bir yetimin başını okşamak, bir öğrenciye burs olmak yerine; servetlerini nasıl daha fazla katlayacaklarının hesabını yapıyorlar.
Bülent Ersoy’dan İbrahim Tatlıses’e kadar pek çok ismin mal varlıkları ve bunların etrafındaki tartışmalar sık sık gündeme geliyor. Peki ya halkın bu isimlere verdiği o karşılıksız sevgi? O sevginin karşılığı bu mu olmalıydı?
Hayattayken “ihtiyaç sahibi” dendiğinde kafasını çevirenlerin, öldükten sonra geride bıraktıkları o “devasa dağlar” sadece mirasçılarını birbirine düşürmüyor; aynı zamanda toplumsal adalete olan inancı da sarsıyor.
Sonuç Olarak: > Miras sadece tapu ve banka cüzdanı değildir. Gerçek miras, bu toprakların insanına ne bıraktığınızdır. Öldükten sonra çocuklarınızın mahkemelerde birbirini yediği o mülkler, aslında sizin bu dünyada “insan biriktirmeyi” başaramadığınızın en büyük kanıtıdır. Sanatçı dediğin, halkın dertleriyle dertlenen kişidir; halkın sırtından kazandığını yine halkın yarasına merhem eden kişidir.
Kefenin cebi yok beyler! O hırsla biriktirdiğiniz binalar, birbirine düşürdüğünüz evlatlarınızın elinde sadece birer utanç duvarına dönüşecek.