TÜRKEŞ MANGA
KozanBilgi.Net İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni
Kocaman bir meydanın ortasında duran Tık-Tık isimli bir masa saati vardı. Her gün yüzlerce insan önünden geçerken hep aynı şeyi fısıldardı: “Vaktim yok!”, “Geç kalıyorum!”, “Çok işim var!”. Tık-Tık saati, insanların bu koşturmacasına ve sürekli şikayet etmesine çok üzülürdü. Keşke biraz durup etraflarına baksalar, gökyüzünü, çiçekleri, birbirlerini fark etseler diye düşünürdü.
Bir öğleden sonra, Tık-Tık dayanamadı ve içindeki tüm dişlileri durdurdu. Yelkovan ve akrep olduğu yerde sabit kaldı. Dünya o an dondu. Önce kimse fark etmedi. Sonra bir kuş havada asılı kaldı, yolda yürüyen adamın ayağı havada kaldı, simitçi simit tepsisiyle öylece durdu. İnsanlar önce panikledi, ne olduğunu anlamaya çalıştı. Saatine baktılar, çalışmıyordu. Cep telefonlarına baktılar, zaman durmuştu.
Derken, bir kadın durup gökyüzüne baktı. Mavi gökyüzünde süzülen bulutların ne kadar güzel olduğunu ilk kez fark etti. Bir çocuk yere oturup karıncaların nasıl yürüdüğünü izlemeye başladı. İki komşu, yıllardır konuşmadıkları halde, yan yana durmuş donmuş halde birbirlerinin yüzüne baktılar ve hafifçe gülümsediler. Tık-Tık, camından bunları izlerken içi ısındı. İnsanlar durunca, etraflarındaki güzellikleri ve birbirlerini fark etmişlerdi. Birkaç saat sonra, Tık-Tık saati yavaşça tekrar çalıştırdı. Dünya yeniden hareket etmeye başladı. Ancak artık kimse eskisi kadar acele etmiyordu. İnsanlar yürürken daha yavaş adımlar atıyor, bazen durup gökyüzüne bakıyor, bazen de yanındaki kişiye gülümsüyorlardı. Tık-Tık, sonunda insanların “anı yaşamayı” öğrendiğini gördü ve çok mutlu oldu.