İSMAİL KÜÇÜKÖZEN
Şimdi gelelim yazımızın “ne var ne yok” kısmına. Seçimlerde filan partiden seçileceksin, seçildiğin ilde ilçede bina boyunda borç devralacaksın. Hatta seçildiğin ilçe başka bir ilçenin mahallesi kadar nüfusa sahip olsun ama çok ilçelerden fazla borç devralacaksın. Ondan sonra “Bu borcu nasıl ödeyeceğim?” diye uykuların kaçsın. Mülkiye müfettişleri gelsin, borçlar için borç edene değil, yeni gelene “neden geldin” dercesine adeta gırtlağına çöksün. Sen de dön, “Nereye gidersem bu borcu hafifletirim?” diye plan, proje, senaryo yazacaksın. Mevcut Reis kara kara düşüne dursun, borcu yapan efendi ilçede efelenerek gezsin, hâlâ da siyaset yapma hesapları yapsın. Oh ne güzel bir dünya!
Ve haklı olarak, “Ödemelerde kolaylık sağlarız” hasebiyle veya “Hizmet alabilirim” düşüncesiyle davete icap et, en sonunda soluğu iktidar partisi AK Parti’de alacaksın. Aldık almasına da hizmet veya araç-gereç alabiliriz düşüncesiyle haftada Ankara yollarında ömür çürüteceksin. Biliyorum, Cumhur İttifakı mensubu belediyeler galiba az da olsa araç-gereç temin ettiler.
Fakat gelgelelim, geçen gün Kasım ayına ait Adana Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısında bir konuşma dinledim. Kendisiyle bir muhabbetim, samimiyetim yok; ama rahmetli amcası Hanefi Atlı kardeşim İlkol, hem de mahalleden arkadaşımdı. Mertçe çıkıp konuştu. Bu şahsiyet, Kozan Belediye Başkanı (Şehrülemini) Sayın Mustafa Atlı adeta iktidara sitem etti. Bayağı bir yerler saydı. Buraların bizzat takibini yaptığım halde, ilgili Bakan Bey’i de ziyaret ettiğim halde bazı yerlerin ihalesini yaptıramadığını söyledi. Hemen aklıma “Finansman mı bitti?” diyeceğim amma Hazine Bakanı maşallah her gün bir vergi kanunu ve vergi modeli çıkarıyor ki, neredeyse özellikle küçük esnaflar kepenk açamayacak halde. Ama esnaf gene de açıyor ve aslanlar gibi vergisini ödüyor. Amma esnaflar adeta devlete ödeme yapabilmek için aldığına veriyor gibi bir durum ortaya çıkıyor.
Bu işin bir de siyasi kanadını düşünelim. Biliyorsunuz, siyasette seçim kokusu ve sandığın gölgesi görünür oldu galiba. Bir de sanırım siyasi partilere hazine yardımı yapıyorlar ya, belki onun için maliye siyasi hesap yaparak tasarrufa mı gidiyor da ilçelerdeki yatırımlara biraz frenleme yapıyor sorusu aklıma takılıveriyor. Yoksa AK Parti’den yetkililer, “Cumhur İttifakı belediyeler nasıl olsa bizim, siz bekleyin hele. Biz partileri ne olursa olsun, DEM de dâhil, biraz daha vekil ve belediye toparlayalım da Meclis’te parmağımız güçlenir. Onlara biraz tozpembe hayal niteliğinde vaatlerde bulunalım, sonra da size bakarız” mı deniliyor? Galiba iktidardaki partinin siyasi kurmaylarının siyasi-ekonomik hesabıdır diyorum.
Bir de yukarıda vermiş olduğum atasözü bugün için geçerli mi oldu ne? Vallahi olur mu olur. Biliyorsunuz, bir ara “Bu AK Parti treninden inen bir daha binemez” deniliyordu ve adeta şah damarından kestirilip atılıyordu. Şimdi galiba büyük konuşmuşlar ki sözlerinin adeta üzerine oturdular ve gerisin geri trene binmek, hem de davetle, moda oldu. İl ve ilçe teşkilatlarındaki “metal yorgunluk” olanlar dinlenecek deniliyordu ya, o laf ve metal yorgunluk falan şimdi rafta.
Şimdilik bu kadar. Keyifli okumalar diliyorum. Sevgiyi hak edenleri kemali hürmetle selamlıyorum.