İBRAHİM FAİK BAYAV
Asr Suresi üç ayet olarak gösterilmiş. Fakat tek cümle gibidir. Bu sure insan toplumlarını sosyal davranış çerçevesinde iki çeşit olarak anlatıyor. Sure’yi kelimelere ayırıp irdeleyelim:
Birinci kelime: ”Ve’l-asri”.
Bu kelimeyi mealciler ve müfessirler ”Asra yemin olsun ki!…” şeklinde Türkçeye çevirmişler. Asra neden yemin edildiği tefsir kitaplarında açıklanmış. ‘Asr’ adının, yerküre içinde işleyen zamanın değişik safhalarına verildiği de Hamdi Yazır’ın tefsirinde anlatılmış. ”Asr’, çeşitli manalara gelen bir müşterek lafızdır” demiş Hamdi Yazır.
‘Asr’ adı çeşitli manalara geliyorsa, surenin kelimeleri içinde, -Müfessirlerin açıkladıklarının dışında- başka bazı manalarına ulaşabilmek mümkün olamaz mı? Bu yazı ile o manalara ulaşmaya çalışacağız.
Hamdi yazır, zikredilen ‘asr’ tanımı için ”Bu asırdan maksadın, nübüvvet asrı yani Muhammed Aleyhisselam’ın asrı akla gelir” demiş. Yani, 7’nci Yüzyıl… Lakin, Kur’an ayetlerinin her zamana ve her topluma hitap yönü olduğundan, Asr Suresi, o andaki insanları ve gelecekteki tüm insanları şümulüne alır.
İkinci kelime: ”İnne’l-insane le fi husr”.
Bu kelimeyi mealciler, ”İnsan muhakkak ziyandadır” ya da ”İnsan gerçekten hüsrandadır”, şeklinde Türkçeye çevirmişler.
Soru şu: Yeryüzündeki -doğmuş ve doğacak- tüm insanlar mı ziyanda ve hüsrandadır?
İkinci soru şu: Husr olayı nasıl meydana geliyor ki insanlar zararda ve ziyanda oluyorlar?
İrdelemeye devam…
Husr nedir?..
‘Husr’; Arapça-Türkçe lügatte zarar etmek, ziyana uğramak, helak olmak anlamlarında gösteriliyor. Zarar, ziyan, helak tabirlerine dikkat edildiğinde, ‘husr’ olayının ekonomi alanına ait olay olduğu anlaşılıyor. Mesela ‘hasere’ fiili, lügatte, alışverişteki aldanma hareketi olarak belirtilmiş. ‘Hasire’ fiili ise, ‘kesat’ sebebiyle zararda olma hali olarak gösterilmiş.
‘Kesat’ terimi Türkçede iki anlama geliyor: 1) Alışverişte durgunluk ya da sürümsüzlük hali; 2) Yokluk, kıtlık, azlık. (D. Mehmet Doğan)
”İnne’l-insane le fi husr” kelimesi ile, o zaman ve o toplum için ihtiyaçlarda yokluk, beslenmede ise kıtlık meydana geldiği belirtilmiş oluyor. İleriki zamanlarda ve toplumlarda yokluk ve kıtlık olayının vuku bulacağı işaret edilmiştir.
‘Kesat’ terimi nasıl kullanılıyor?.. Bir zaman olur, esnaf arasında ”işler kesat” şeklinde örneklendirilir. Ürün satışı yeteri kadar olmadığından para kazanılamadığı anlamındadır bu. Böyle bir durum, piyasaya ürün sürülmüş olsa da, alıcıların doygunluğundan olabilir. Bir de, üretim azlığından ya da yapılamadığından işler kesat olabilir… Piyasaya ürün sürülememiştir.
‘Kesat’ teriminin günümüz tekniğiyle anlatılması:
‘Kesat’ (ya da resesyon) ekonomi dilinde, durgunluğa verilen addır. Belirli bir süre boyunca ekonomik aktivitede bir azalmadır. Resmi olarak GSYIH değişim oranı art arda iki çeyrek için negatif olduğunda durgunluk olduğu kabul edilir. Durgunluk, aktivitenin yavaşladığı, tüketimin ve yatırımın azaldığı işsizliğin arttığı iş çevriminin aşamasıdır. (Alıntı: Economy-pedia.com) Bu aşama ‘İnne’l-insane le fi husr’ kelimesinin oluşma safhasını getirir.
Üçüncü kelime: ”İlla ellezine amenü ve amilü’s-salihati”. Yani, iman edenler ve salih amel işleyenler, zarar ve ziyan olayının dışında kalırlar.
Ayetin bu kelimesi ile, ikinci kelimede belirtilen hüsran içinde kalacak olanların tüm insanlar olmadığına işaret ediliyor.
Peki iman etmiş kimseler neye iman etmiş olacaklar?
‘İman etme’, ‘inanma’ demek olduğuna göre, uygulanması meşru olan kurallara iman etmiş olacaklar. Kurallar üç kategoride oluşur: a) üretim ya da imalat; b) tevzi ya da ticaret; c) Tüketim.
Bugün gelişmiş ülkelerde TARIM POLİTİKASI yürütüldüğü biliniyor. Ziraat mühendisliği, ‘kuraklık’ gibi doğal afet olmadığı müddetçe, toplumları hasaretten uzak tutuyor. Ziraat mühendisliğinin adı var kendi yok olan Türkiye’de, zirai mahsul ve hayvan üretiminde, başka ülkelere muhtaç duruma geliniyor. Plansız üretim ihtiyaç fazlası ürün ortaya çıkarsa da değerlendirilemiyor, ertesi yıl veya yıllarda kesat oluşuyor.
Dördüncü kelime: ”ve tevasav bi’l-hakka”. Yani, hakkı tavsiye etmiş olanlar…
Ticaret, yönetimin koyduğu kurallar dahilinde yapılması gerekir. Ancak, önce yönetimlerin, usulüyle kuralları belirlemesi ve faaliyet alanlarına duyurması gerekiyor. Kural dışı tevzi şeytani ruhlu insanların ifsadına zemin hazırlar. Bu da yönetimdekilerin kanunu uygulamada lakayt kalmasıyla mümkündür. Toplum bireylerinin aklı başında olanları, kargaşa oluşmaması için, dostlarına, ortaklarına, tanıdıklarına, kurallara uyma tavsiyesinde bulunurlar.
Beşinci kelime: ”Ve tevasav bi’s-sabr”. Yani, sabrı tavsiye etmi olanlar…
Tüketim, İnsanların üretilen ürünleri satın almasıyla mümkündür. Ürünlerin satılabilmesi, insanların parasının olmasıyla mümkün. Öyleyse yönetimdekiler, toplum bireylerinin para sahibi olmalarını ya da ürünlerin vakıf aracılığıyla insanlara dağıtılmasını sağlar. Bu olmuyorsa, yani satılma ve dağıtma olmuyorsa, ürünler olduğu yerde kalır ve bozulur. Üretenler sıkıntıya düşerler. Ayetin ‘le fi hüsrin’ uyarısı tecelli etmiş olur. Artık, insanların, hüsran olayının içinden çıkmak için sabır etmekten başka çaresi kalmaz.
İbrahim Faik Bayav
(26.11.2025 09:35)