İLHAN KARAÇAY
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Türkiye’den kalkan tüm uçuşlarda yolculara ücretsiz içme suyu verilmesini zorunlu hale getirdi.
Yeni düzenlemeye göre, ister iç hat ister dış hat olsun, her yolcuya en az 200 ml su ücretsiz ikram edilecek.
Peki, yabancı havayolları uçaklarında durum ne olacak?
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Türkiye’den kalkan tüm uçuşlarda yolculara ücretsiz içme suyu verilmesini zorunlu hale getirdi.
Bakan Abdulkadir Uraloğlu, özellikle yaz aylarında yolcuların susuz kalmaması için bu kararın alındığını açıkladı. Susuzluğun baş ağrısı ve dikkatsizlik gibi sağlık sorunlarına yol açtığını belirten Uraloğlu, uygulamanın yolcu memnuniyetini artıracağını söyledi.

Türk Hava Yolları’nın uçaklarındaki misafirperver ikramları göz ardı edersek, Türkiye’de lisanslı tüm havayolu şirketleri, bundan böyle Türkiye’den kalkan her uçuşta yolcularına ücretsiz su vermek zorunda olacak. Yani iç hatlarda da, dış hatlarda da bu kural net biçimde uygulanacak.

Kural, Türkiye’den kalkan yabancı havayollarını da kapsıyor mu?
Örneğin Amsterdam–İstanbul hattında uçan KLM veya Lufthansa, Türkiye kalkışlı seferlerinde yolcularına ücretsiz su vermek zorunda kalacak mı?
İşte tartışma burada başlıyor. Türkiye’den kalkan yabancı şirketler, Türkiye Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün düzenlemelerine tabi oldukları için, kuralın onlar için de geçerli olması bekleniyor. Ancak Türkiye’ye gelen uçuşlarda, yani Amsterdam’dan İstanbul’a hareket eden bir seferde durum gri alanda kalıyor.
Eğer yabancı bir şirket yalnızca “Türk yolcuya” su ikram ederse, Hollandalı veya başka ülke vatandaşı yolcular kendilerini ikinci sınıf hissedebilir. Avrupa gibi hukuk düzeninin güçlü olduğu yerlerde bu tür uygulamalar hemen “ayrımcılık” şikâyetine dönüşebilir. Bu yüzden uzmanlara göre, yabancı havayolları, en basit çözümü seçip herkese su ikram etmeyi tercih etmelidir.
Yabancı havayolu şirketinin uçağı, kurallara göre Türkiye hava sahasına girdiği zaman su vermek mecburiyetinde kalırsa ve yolcuya su talebini uçuşun son bölümünde yapmaya mecbur kalırsa, pratikte karşılık bulamayabilir. Çünkü uçak inişe geçtiğinde kabin ekibi her zaman “herkes yerine otursun, servis bitti” anonsunu yapıyor. İnişten sonra da “uçuş sona erdi” denilerek hizmet verilmediği için, uygulamanın fiili etkisi, ancak uçuşun orta bölümünde sınırlı kalabilir.
Havayolları açısından işin ekonomik boyutu da tartışma konusu oldu. 200 yolcunun bulunduğu bir Avrupa uçuşunda yolcu başına 200 ml su ikram edildiğinde, toplam 40 litre su gerekir. Bu da 40 kilo ek ağırlık anlamına gelir. Suyun kendisinin maliyeti yaklaşık 20 euro, ek yakıt tüketiminin maliyeti ise 2 euro civarında hesaplanıyor. Yani toplamda 22 euroluk bir gider ortaya çıkıyor. Kısacası, bu uygulama şirketler için ‘atla deve değil.’
Türkiye, bu adımla yolcu sağlığına verdiği önemi göstermek istedi. Susuzluğun sağlık ve konfor üzerinde yarattığı sorunlar ortadayken, küçük bir şişe su bile yolcular için değerli. Ancak iş uluslararası uçuşlara geldiğinde, “hangi kural geçerli?” tartışması kaçınılmaz görünüyor.
Yabancı havayolları için en mantıklı yol, ayrımcılık riski almadan herkese eşit su dağıtmak olacak. Yani uygulama belki pratikte sınırlı kalacak ama, Türkiye’nin yolcu odaklı bir adım attığını gösterecek.
Ev sahibi misafirperver olmalı. Bir yolcu, parasını ödeyerek bir hava yolculuğu satın aldığında, yalnızca uçağın koltuğunu değil, aynı zamanda insanca muameleyi de satın alıyor.
Havayolu şirketleri sadece su değil, Türk Hava Yolları gibi yemek de vermeli. Çünkü yolcu, uçuş sırasında kendi yiyeceğini beraberinde götüremiyor. Uçağa sıvı madde sokmak da yasak. Böyle bir ortamda yolcu, ilaç almak için bir bardak suya para ödemek zorunda bırakılıyorsa, bu gerçekten büyük bir abestir.

Benim kanaatim şu: Yolculara su verilmesi, sadece küçük bir ikram değil, temel bir ihtiyaçtır. Maliyet hesabı da gösteriyor ki, bu uygulama şirketler için “atla deve değil.”
O halde yolculara suyun yanında, en azından kısa uçuşlarda küçük bir atıştırmalık, uzun uçuşlarda ise sıcak yemek verilmesi de havayolu şirketlerinin asli görevi olmalı.
Havayolu şirketinin, bu kıyağı kendi kasasından ödeme riski de yok. Bilet fiyatına 8 euro gibi bir meblağ ödendiği zaman, yemeğin bedeli zaten yolcudan çıkmış olacak. Bu eklemeden de yolcunun hiç haberi olmayacak.
Türkiye’nin aldığı bu karar, yolcu sağlığına verilen önemin göstergesidir. Ama asıl mesele, bu uygulamanın uluslararası havayollarında nasıl karşılık bulacağıdır. Ayrımcılık riski nedeniyle yabancı şirketler de muhtemelen herkese eşit davranacaktır.
Yine de ben yolcuya, “bir bardak su” ikramını asgari değil, en doğal hak olarak görüyorum.

Ama mesele sadece bir bardak su ile sınırlı kalmamalı. Yolcunun susuz kalmaması elbette önemlidir, fakat uçakta yolcunun aç kalması da en az onun kadar ciddi bir sorundur. Türkiye, bu kararla önemli bir adım attı ama yarım bıraktı. Şimdi sıra, suyun yanı sıra yemek ikramını da mecburi hale getirmekte. Yolcunun cebinden üç kuruş daha fazla kazanacağım diye aç bırakılmasına göz yumulmamalı.
Üstelik bu mesele yalnızca Türkiye’nin iç düzenlemesiyle bitmez. Bakanlığımız, bu konuyu uluslararası arenaya taşımak zorundadır. Birleşmiş Milletler’den Avrupa Birliği’ne, Amerika’dan Asya ve Afrika’daki havacılık birliklerine kadar her platformda bu konunun takipçisi olunmalı.
Bakacağız, Bakanlığımız bu işi sadece küçük bir jestle mi geçiştirecek, yoksa gereken masaya yumruğunu vurup, havayolu şirketlerini yolcunun hakkını teslim etmeye mi zorlayacak?
Biz, misafire çay ikram etmeyi, kültürünün bir parçası yapmış bir milletiz. Evimize gelen yabancıya ikramı eksik etmezken, uçağımıza binen yolcuya bir bardak suyu çok görmek bize yakışmaz.
1
BU YAZI BİR DOSYA ÇALIŞMASIDIR. OKUYAMASANIZ DA ARŞİV İÇİN DOSYALAYINIZ.
2
Okuduklarını Anlayamayan Veya Kasıtlı Olarak Eleştiren Okurlarıma Cevap
3
İLHAN KARAÇAY, KOMŞU VE KARDEŞ ŞEHİRLER ADANA-MERSİN ÇEKİŞMESİNİ GÖLGE ADAM’A SORDU: SÜKÛNET NASIL GELİR?
4
Yurt Dışında Boşanmanın Ardından Türkiye’de Neler Yapılması Gerekir?
5
Yurt Dışındaki Çocuklarımız İçin, ‘Çevrim İçi Türkçe Ve Türk Kültürü’ Dersleri Başlıyor…