ZAHİDE UÇAR

ZAHİDE UÇAR

05 Mart 2025 Çarşamba

ATEŞ YÜZÜMÜZÜ YALIYOR-2

ATEŞ YÜZÜMÜZÜ YALIYOR-2
1

BEĞENDİM

ABONE OL

ZAHİDE UÇAR

ATEŞ YÜZÜMÜZÜ YALIYOR-2

AÇILIM=BOP=SEVR

Çok basit bir gerçek birçok kelime israf edilerek karmaşık hale getiriliyor. Açılım örtüsü üzerinden Büyük İsrail projesinin 2. parçası kuruluyor. ABD Irak’ı neden üçe böldü? Sadece doğal kaynaklarına çökmek için mi? Hayır! Barzanistan’ı kurmak için. Kurdu mu? Kurdu. Barzanistan’ı kim imar etti? AKP hükümeti.. Savaş nedeni saydığımız Kerkük, Musul, Felluce ne oldu? Barzani’ye hediye edildi. Yani, Irak Türkmenleri Barzani’ye satıldı.

İlk açılım olduğunda ne oldu? Salim Müslim Türkiye’ye davet edildi. Davutoğlu’nun Salim Müslim’e Kürdistan vaad ettiği ortaya çıktı. Müslim’e bavulla para verdiler. Suriye’nin Kuzeyi BOP’un ikinci parçasına sunulmak üzere boşaltıldı. Suriyeliler ülkemizi GÖÇMENİSTANA ÇEVİRMEK üzere Türkiye’ye sürüldü. O dönem şöyle bir paylaşım yapmışım:

(“Peşmergenin Türkiye üzerinden Kobani’de çatışan PYD’li teröristlere yardım konvoyu götürmesine “Peşmergelerin Ayn El Arab’a yani Kobani’ye geçişiyle ilgili olarak Sayın Obama’yla yaptığımız telefon görüşmesinde kendilerine bu teklifi zaten ben yapmıştım” yorumu yapan kimdi o halde?

“Salih Müslim’i Türkiye’ye getiriyoruz. Bakın kaç jest arka arkaya. Bir anlamda “meşru görüyorum seni diyoruz” diyen Ahmet Davutoğlu…

PYD’ye en büyük destek hep Türkiye’yi yönetenlerden gelmiştir.

O yüzden PYD Başkanı Salih Müslim Türkiye’den ayrılır ayrılmaz yaptığı bir röportajda “Kürdistan’ı Türkiye ile birlikte kuracağız, Türk yetkililer bana çok iyi davrandı, Dışişleri yetkilileriyle daha öncede görüşmüştüm, hedeflerimizden asla sapmayacağız” demiştir.)

İlk açılım PYD’nin önünü açtı. Bir 29 Ekim günü PYD(PKK) bizim topraklarımızdan geçirilerek, hatta bizlerin cebinden yemek ısmarlanarak Rojova’ya(Batı Kürdistan anlamında) geçirildi.

ABD’nin Suriye operasyonunun amacı neydi? BOP kapsamında Büyük Kürdistan-Büyük İsrail’in ikinci parçasını kotarmak, İsrail adına su kaynaklarını ele geçirmek, İsrail’in güvenliğini sağlamak… Bu durum biline biline AKP Esat düşmanlığı yapıp, Suriye’nin parçalanmasında başat rol almadı mı? Aldı. ABD PYD’ye ordu kurarken, binlerce tır silah hem de ülkemiz topraklarından geçirilirken AKP ne yaptı? Üç maymunu oynadı. PYD anlaşmalara aykırı olarak İncirlik üssü üzerinden beslendi mi? Beslendi. AKP İncirlik’i kapattı mı? Hayır. O zaman Suriye Kürdistanını hangi devletler ortaklaşa kurmuş oluyor? Çok açık değil mi?

Şimdi bu gerçeği karartmak, Türk Milletinde algı bulanıklığı yaratmak, şoklayarak devre dışı bırakmak için açılım üzerinden kaos yaratılıyor.

İkinci açılımın amacı PYD’nin tanınmasıdır. Nil’den Fırat’a Büyük İsrail’in 2. Parçası kuruldu. Tanınma süreci açılım yaygarası üzerinden gerçekleşme sürecine sokuldui.

Pekİ Suriye’nin en mağdur kesimi, 2 milyon Türkmen’e ne oldu? Irak Türkmenlerine olan ne ise o oldu. Türkiye’yi Türkler yönetseydi ne Irak, ne Suriye Türkmenleri yok sayılmaz, hakları korunurdu.

Kimse yalan söylemedi. Açıkça BOP eşbaşkanlığı ilan edildi. 22 ÜLKEYİ BÖLECEĞİZ DEDİLER. Türk Milleti; “du bakalım, ne olacak” diye diye devlet tutuklu bir bebek katilinin önünde diz çöktürüldü. Hep birlikte bu ihanetin pasif ortağı olduk. İhanetin nedeni olmaz, bedeli olur. Türk Milleti bu bedelin altından kalkamazsa, şeref ve namusu ayaklar altında çiğnenir.

***          ***       ***

Normal bir ülkede PKK’yı bitirme görevi kime verilir? Orduya verilir değil mi? Ordu AKP geldiğinde PKK’yı zaten bitme noktasına getirmişti. Sonra ne oldu? Diyarbakır’ın BOP kapsamında YILDIZ olmasına karar verildi. Geldiğimiz durumda Diyarbakır Büyük İsrail Devletinin başkenti olarak mı planlanıyor? Peki;

Irak, Türkiye, Suriye, İran birleşip mücadele etseydi ortada emperyalizmin taşeronu, uyuşturucu baronlarının lider olduğu bir örgüt ayakta kalabilir miydi? Saddam bu teklifi yapmıştı.

Türkiye eliyle güneyimize 2. Yahudi devletinin ikinci parçası yerleşti. 2. Açılım üzerinden Türkiye tarafından tanınma sürecine geçildi. Onca edilen lafın kısa açıklaması budur.

AKP’nin mecburiyeti T. C. Devleti’nin mecburiyeti haline getirildi. İşte yalın gerçek de budur!

***        ***         ***

Kürt sorunu… AKP, YCHP, AKP’nin siğili minik partiler, kanalizasyonlar, mütareke basını bir olmuş, İngiltere’nin 100 yıllık hayalini gerçekleştirmek için can hıraş çalışıyor. Mecliste grubu olan ve bu rezilliğe karşı çıkan tek parti var. İYİ Parti.

İlk açılımda bebek katili Artin Agopyan’a methiyeler düzüldü. Namaz kıldığını bile söylediler. Bebek katili bütün Kürt vatandaşlarımıza önder(!) olarak pazarlandı. Mektubu Diyarbakır meydanında okundu. PKK ile mücadele eden ordu mensupları aşağılanarak esir alındı. Düşman gibi sorgulandık dediler. PKK Yol kontrolü yapmaya, vergi toplamaya başladı. Müthiş bir moral takviyesi oldu. Türk Ordusu’nun psikolojik operasyon birimi kapatılmıştı. Güneydoğu PKK’ya teslim edildi. PKK’nın talebine göre Vali, kaymakam, komiser, emniyet müdürü atandı. Bunu nereden biliyoruz. Oslo pazarlık sürecinde MİT müsteşar yardımcısı Afet Güneş’in itirafından… İzlenilen siyasetle Kürtlerin kafasına vura vura Öcalan sizin lideriniz mesajı verildi. O süreçte korucular tu kaka oldu. PKK’nın insafına bırakıldılar. (Devlete hizmet eden cezasız kalmaz mesajı)… HDP, DEM gibi kravatlı teröristler bu siyaset sayesinde büyüdü. Diğer partilerle pazarlık edecek  güce ulaştırıldı.

Sonra ne oldu? PKK evlerin içine, tencere ve çaydanlıklara kadar el yapımı patlayıcı yerleştirdi.  Hendek operasyonlarıyla 793 vatan evladı şehit oldu.

AKP’de kendi yarattığı sorunun kahramanı oldu. Algı savaşının kahramanları…

***         ***     ***

Bebek katili, uyuşturucu baronunun meclise davet edilmesi Türk Milletini imha davetidir. ASALA PKK içine girdi. Büyük Ermenistan projesi PKK üzerinden yürütüldü. Peki, PKK İLK HANGİ KÖYLERE SALDIRDI BİLİYOR MUSUNUZ? 1915 ve öncesinde Ermeni kalkışmasında Ermeni katillerle mücadele eden köylere… Neymiş, emperyalizm unutmuyormuş. Libya, Suriye yüzergezer teröristler kullanılarak parçalandı. Suriye ve Libya’ya savaş açanlar, Türkiye’yi savaşa gerek görmeden PKK üzerinden parçalama safhasına geçti. Kürt sorunu diyen her kurum, kişi, basın mensubu bu projenin bir ASKERİDİR! Bu gerçeği Türk Milleti görüyor.

Cumhur İttifakı hapse tıkılmış eli kanlı bir katilin insafına sığınarak aslında ne yaptı biliyor musunuz? Türk Milletine büyük bir travma yaşattı. PKK ile mücadele eden askerin İNANCINI KIRDI. Bir milletin bağışıklık istemini güvenlik güçleri temsil eder. 2007 Yılından bu yana operasyon yiyen bir ordumuz var. Ordu üzerinden ülkemizin bağışıklık sistemi çökertiliyor.

Ve bu süreç aslında terör gruplarına TERÖRLE SONUÇ ALINABİLDİĞİ” MESAJINI DA VERİR. Bu ihanet süreci ülkemiz üzerinde başka emelleri olanları da cesaretlendiriyor.

Bütün hainleri cesaretlendiren süreci yıllardır yaşıyoruz. İYİ Parti milletvekili Turhan Çömez’in bir açıklaması var. Okuyunca tüyleriniz diken diken olacak.

Rahmetli Gaffar Okkan’ın uyardığı bir isim varmış; Nizamettin Gökçe. Şehit olmadan önce bu ismi bir basın toplantısında aranıyor diye açıklamış. Bu şahıs bölgede bir katliama karışmış, üç kişi ölmüş. Daha sonra yakalanmış. Gidip şizofren raporu almış ve ortadan kaybolmuş.Mahkeme davayı bitirmiş, ömür boyu hapse mahkum etmiş. Yakalayın demiş. Bu şahıs adını değiştirip Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde tıp eğitimi almış. Doktor olmuş(!)…

Yenidoğan çetesinin lideri doktor Fırat Sarı pkk üyesi olmaktan uzun süre cezaevinde yatmış. Tıp Fakültesini bitirip doktor olmuş. Bunların güvenlik soruşturması yapılmamış mı? Bu ürkütücü durum bana okuduğum bir kitabı anımsattı. Konu Kıbrıslı kadındoğum doktoru olan bir Rum’un Türk kadınlarını nasıl sakat bıraktığını anlatıyordu. Yenidoğan çetesinin mesajlarında Türk bebek olsun gibi bir paylaşım hatırlıyorum. O zaman soralım;

Dağdaki PKK’nın yaptığını bunlar doktor gömleği altında daha risksiz bir şekilde mi gerçekleştiriyor?

Askerlerimizi yakan İŞİD’li canavarın da Antep’te iş yeri açtığı ortaya çıkmıştı.

Türk Milleti, anlaşılan o ki, artık incelemeden hiçbir doktora kendinizi teslim et-me-ye-cek-si-niz!

Bu açıklamalardan sonra ülkemizde kocaman bir TÜRK SORUNU olduğu ortaya çıkıyor. Ve Türkler yıllardır saldırı altındadır.

***          ***       ***

Açılım ve Kayyum tezgahı..

Bebek katili bilge adam olarak pazarlanırken, DEM’li belediye başkanları görevden alınıyor. Halkın kafası karışıyor. Zaten bu operasyonlar da kaos yaratarak yürütülüyor. Bu başkanların seçime girmesine YSK izin veriyor. Kişiler başkan oluyor. Sonra kayyum… Dikkatinizi çekmiyor mu? DEM bu kayyum işini pek problem etmiyor. Çünkü bu da açılıma bağlı bir kurgunun parçasıdır.

Bütün Kürtlerin sicili mi bozuk da, HDP-DEM sicili bozuk isimleri özellikle aday yapıyor? YSK adaylığı kabul ediyor. Sonra bu isimler görevden alınıyor. En komiği de Ahmet Türk. Başkanlıktan alındı ama şimdi ikinci açılımın ağası…  Bu film sayesinde HDP-DEM mağdur konumuna düşerken, dünyaya verilen mesaj şudur:

Kürtlerin seçtiği başkanlar görevden alınıyor. Kürtlerin kendi içlerinden birini seçme hakkına izin verilmiyor. O zaman Kürtlerin özerk bir devlet isteme hakkı olmalıdır(!)..

Ne güzel tersten operasyon değil mi? Operasyonlar aslında Türk Milletine yapılıyor ama kamuoyu başkanlara yapıldığını sanıyor. Oysa BOP kapsamında Büyük İsrail Devleti’nin 3. Parçasını kopartma planı devreye sokuluyor.

Kürt sorunu deyip sorunun ne olduğunu açıklayacak cesareti olmayan aparatlar, Ankara’dan öte gidip Kürtlerle konuşmuyor. Kürt sorunu deyip kravatlı PKK’lılarla görüşüyor. Vekil olmuş bir DEM’li, Seyit Rıza, Şeyh Sait üzerinden Türk Milletini tehdit ediyor. Onlar ne yaptı ise, biz de onu yaparız diyor.

Yani, karakollarınızı basar askerlerinizi öldürürüz diyor. Kana doymadılar, doymayacaklar. Böyle bir isim için fezleke düzenlenmiyor.

***            ***      ***

Dünya bambaşka yerlere evrildi. Kartlar yeniden karılıyor. Çin Halk Cumhuriyeti ile ekonomik savaşa kararlı görünen narsist Trump, Rusya ile işbirliği yapıyor. AB şaşkın. Trump yeni paylaşım savaşında  güçlü olanın zayıf olanı yediği orman kanunlarını adeta yeni savaş yöntemi olarakilan ediyor.  PUTİN ile ÇİN’e karşı işbirliğine gidiyor. Bu durumda İran ne yapacak? ABD’ye sırtını dayayan ülkeler ne olacak?

Türkiye ekonomisi berbat. Londra tefecilerine faiz yetiştirmeye çalışan bir ekonomi bakanımız var. Üretim yok. Tamamen dışarı bağımlısın. Üretmiyor, tüketiyorsun. Halkın %80’i yoksullukta birleşmiş. Fikir üreten, okuyan, tiyatroya, sinemaya, sergilere giden, çocuklarını okutan, kaabiliyeti varsa sanatsal alanlarda yetişmesini sağlayan orta tabaka “itirazı ortadan kaldırmak için” yok edildi. %20 zaten vatansız paranın sahibidir. Çoğu yurt dışından mülk aldı.

En alt kültüre hitap eden televizyonlar, küresel çete adına izleyicisini cahillikte, ahlaksızlıkta, onursuzlukta, vatansızlıkta birleştirdi. Kutsal bildiğimiz aile kavramı eritildi.

Elimizde o kadar çürük malzeme varken, ekonomik olarak dip yaptığımız bu süreçte kağıtlar yeniden karılıyor.

Dünya yeniden paylaşım savaşına giriyor. Orman kanunlarının devreye girdiği bu süreçte Trump Zelenski’den kıymetli madenlerini istiyor. Sorun yok(!)… Türkiye madenlerini çoktaaan verdi.

Peki, biz ülkemizi nasıl koruyacağız? İHA ve SİHA’larla mı? Sahi, Tank Palet fabrikası ne oldu? Tank üreten var mı? ABD yasa gereği sattığı her teknolojik ürüne casus yazılım koyuyor. Emekli Kurmay Albay Derya Günergin: “Bizim attığımız torpido bize hücum etti, İngiliz torpidosu. Eğer yabancı birinden silah alıyorsanız o silahın nereye gideceğini de bilmeniz lazım.. O yüzden kendi torpidonuz olmak zorunda.” uyarısında bulundu.

“Mühimmatını kendisi yapmayan milletler payidar olamaz…” Mustafa Kemal Atatürk

Üçüncü paylaşım savaşı kapıda. Ordunun bir askeri hastanesi bile yok. 100 yıllık birikim yok edildi. Düşman girse yapamazdı ama yapıldı.

Türkiye bir bebek katili Artin Agopyan’ın evlenmek istediğini konuşuyor. Ve ne yazık kı UTANMIYOR!

Türk Milleti vatanına sahip çıkmak ZORUNDADIR!

Ateş yüzümüzü yalıyor!

Zahide UÇAR (3 Mart 2025)

Devamını Oku

HARAKİRİ

HARAKİRİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

ZAHİDE UÇAR

HARAKİRİ

30 Ağustos 2024 günü Kara Harp Okulu mezuniyet töreni sonrasında teğmenler kendi aralarında subay yemini ettikleri için TSK’dan ihraç edildi.

Teğmenlerin kendi aralarında yaptığı, resmi olmayan bir yemini kim, ne amaçla servis etti?

İlk servis edildiğinde teğmenlere sahip çıkan Erdoğan ve Ö. Çelik, sonra neden ağız değiştirdi? Gelin biraz beyin jimnastiği yapalım:

Türk Milletinin %85’i Teğmenlerin ihraç edilmesini onaylamıyor. Bu durumda kaybeden kim?

2007 yılından bu yana AKP siyaseti tarafından Türk Ordusuna operasyon yapılıyor. Amerikan askerleri yanında peşmergelerle birlikte 04 Temmuz 2003 günü Irak’ın Süleymaniye kentinde bir binbaşı komutasındaki Özel Kuvvetler personeli 11 Türk askerinin başına çuval geçirdi. 60 saat sorguladı. Gül ve Erdoğan askerine sahip çıkmadı. Hilmi Özkök, büyük devletlere ültümatom verilemeyeceğini söyledi iyi mi?

İlk operasyon…

İncirlik üssünde görev yapan bir Türk subayı gece üsse dönerken eşinin yanında coniler tarafından yere yatırılarak yoklama yapıldı. Subaya ne kurumu, ne de günün başbakanı sahip çıktı. Bu durumu hazmedemeyen subay ordudan istifa etti.

Balyoz ve türevi kumpasları zaten bütün ülke biliyor. 15 Temmuz kalkışması fırsata çevrildi. Ordunun okulları kapatıldı. Yargısı lağvedildi. Hastaneleri ellerinden alındı. PKK ile çatışırken yaralanan askerlerimiz için arkadaşlarının ne dediğini biliyor musunuz? “Diyarbakır askeri hastaneye ulaşırsa kurtulur” denirdi. Askeri hastaneler yok edildikten sonra kaç askerimiz tecrübesizlik nedeniyle şehit oldu biliyor muyuz? Bilmiyoruz!

Etrafımız ateş çemberi. 3. Dünya savaşının eşiğindeyiz. Minicik şehir devletleri bile silahlanıyor. Yunanistan askerliği 12 aya çıkardı. Biz orduyu küçültmekle kalmadık, askerliği 6 aya indirdik. Paralı askerlik Ordu Millet ruhuna yapılan bir darbeydi. Ülkeyi savunmak fakir Türk çocuklarının üzerine kaldı. Arkası olanın sahte çürük raporları da toplum vicdanını yaraladı.
Ordu kendi yemeğini çıkartamadığı için askerlerimiz zehirlendi…

Bütün bu yaşananlarda askerine, ordunun kurumsal yapısına kim sahip çıktı? ULUSALCI, ATATÜRKÇÜ KESİM.

Atatürk’ün askerleriyiz diyen teğmenlerin ihracı kimleri yaraladı?

Ulusalcı, Atatürkçü kesimi. Yani, Kuva-yı Milliye askerlerinin mirasçılarını… Kimleri sevindirdi? Kuva-yı İnzibatiye(saray ve İngiliz ordusu)askerlerinin varislerini…

O zamanın Şeyh Sait, İskilipli Atıfları düşmanla işbirliği yapmıştı. Günümüzün din tüccarları Osmanlıcılık kılıfıyla aynı odaklarla işbirliği içinde…

Kuva-yı İnzibatiye’nin çocukları yıllardır askerlerin üzerinde tepiniyor. Dün Balyoz, Fuhuş, Casusluk gibi aşağılayıcı isimlerle orduya saldıran isimler, bugün de teğmenlerin üzerinde tepiniyor. Tarikat müritleri devreye girdi. Sosyal medya üzerinden en aşağılık hakaretlerle saldırıyor.

Ve TSK teğmenleri atarak HARAKİRİ YAPTI.

Orduya, kumpas davalarından beri sahip çıkan, askeri okullar açılsın, askeri hastaneler açılsın diye sosyal medya üzerinden mücadele eden Atatürkçü kesimin güvenini kaybetti. Neden mi?

Teğmenler “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” dedikleri için ihraç edildi mi? Edildi. İhraç nedeni ne gösterilirse gösterilsin, gerçek budur. Atatürkçüler biliyor ki, teğmenlerin ihracı sonrası ordu içinde hiçbir asker Atatürk’ün askeriyiz diyemeyecektir. Bu ihraç çok büyük bir kırılmanın başlangıcıdır. Bu karar Ordu Millet ruhuna zarar verdi. Derin bir yara açtı. Güven duygusunu zedeledi.

Ben bu gelişmenin olağan bir akış olduğunu düşünmüyorum. Sonuç kim veya kimlere yaradı? 20 YILDIR Atatürk adını her yerden silmek isteyen Türk düşmanlarının işine yaradı. Ordu içine fitne ve korku salındı. Bu durumda;

Uzun vadede ordunun içinde kalan Atatürkçü ruhu da eritilecek demektir.

Vural Savaş Emperyalizmin Uşakları eserinde, “Sıra Türk Ordusuna geldi” başlıklı bölümde şunları yazıyor:

Kara Harp Okulu Komutanlığı, 25 Şubat 2005’te Ankara’daki yabancı misyon temsilcilikleri için bir tanıtım programı düzenledi. Programa 61 ülkeden büyükelçiler, büyükelçilik müsteşarları ve askeri ateşeler katıldı.

Okul komutanı Tümgeneral Hulisi Akar Harp Okulu’nda gerçekleştirilen değişikliklere ve ilerlemelere örnek verirken, AB eğitim programlarından Sokrates’e başvurduklarını ve kabul edildiklerini ifade etti.

KHO’nun AB programına ve yazılımına kabulü gerçekleşti. Artık bu yönde daha çok çalışmalıyız dedi.

Subay olacak Türk gencinin Avrupalı gibi yetişmesi kimin işine yarayacak?

Arslan Bulut daha önce haklı olarak sormuştu(Yeniçağ Gazetesi, 5 Şubat 2005)

“Türkiye subay çıkacak gençlerini, öğrenci değişim programıyla Avrupa’ya mı emanet edecek?

Subay olacak Türk gencinin öğrenci değişim programları ile Avrupalı gibi yetişmesini sağlamak kimin işine yarayacak?

Erasmus’un Kara Harp Okulu’nda ne işi var?

Atatürk ihtilali bunun için mi yapıldı?

*** **** ***

Bu bilgilerden sonra ben de soruyorum: “Avrupalı gibi yetişen asker Türk gibi düşünme yetisini kaybeder. Türk gibi düşünmeyen asker, Türk için savaşabilir mi?”

Anlaşılan o ki, Ordunun ruhuna operasyon çok önce başlatılmış. Yaşadığımız her anormalliği bu operasyonların devamı olarak görebiliriz.

Sonuç olarak düşüncem şudur:

Teğmenler konusu basit bir konu değildir. Burada ince bir İngiliz aklı görüyorum. Teğmenlerin kendi aralarında yaptığı yemin törenini kim servis etti? Erdoğan ve Ömer Çelik teğmenlere sahip çıktıktan sonra neden 180 derece döndü? Trolleri kim harekete geçirdi? Erdoğan’ın kulağına hangi operasyon elemanı neyi fısıldadı? Nasıl ikna etti? İşte o fısıldayan kişi kimse;

Teğmenlerin atılacağını, teğmenler atıldıktan sonra ordu içinde subayların Atatürk adını anmaktan korkacağını iyi hesapladı.
Bu tezgah yemin sonrası mı yoksa yeminden önce mi planlandı bilmiyorum. Yeminden önce planlandı ise çok daha vahim sonuçlar ortaya çıkar.

Bir taşla gene çok kuş vuruldu.

Atatürk ordu içinde sakıncalı isim haline getirildi. Bu durum T.C. Devletinin kurucu ismi üzerinden Cumhuriyetin varlığını İNKAR ETMEK DEMEKTİR. Devletin kurucusunu inkar ettiğin gün, devletin meşruluğunu sorgulatırsın.

İkinci olarak;

Ordu ile ordunun kurumsal yapısına sahip çıkan kesim arasına hançer sokuldu. Teğmenlerin ihracıyla TSK HARAKİRİ yaptı. Kendini daha çok yalnızlaştırdı.

İŞTE BİR BEKA SORUNU DAHA…

Bu coğrafya’da;

Duyduğuna inanma. Gördüğünün yarısına inan. Diğer yarıyı bulmak için araştır.

Şüphecilik bilimin ön şartıdır.

Zahide UÇAR(02.02. 2024)

Devamını Oku

ASIL SORUN NEDİR?

ASIL SORUN NEDİR?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

ZAHİDE UÇAR

ASIL SORUN NEDİR?

Adı muhalefet olan bir parti başkanı muhalefet ettiği için içeri tıkıldı. Bir başka muhalefet parti başkanı muhalefet ettiği için emniyete her gün imza verme cezasına çarptırıldı.

Muhalefet partisi kurmak serbest, muhalefet etmek YASAK!

Doğru Parti Başkanı Sayın Serdaroğlu adliyeyi mesken edindi. Kendisine naçizane tavsiyem; Adliyenin yanında bir ev kiralaması…

Meslek ilke ve etiği gereği muhalif olan gazeteciler KADILARIN KISKACINDA iken…

Gazeteciliği yıkamak-yağlamak-cilalamak-tetikçilik ve algı operasyonu elemanı olmak sanan gaz-teciler köşe oldu.

***         ***      ***

Bolu Kartalkaya’da 76 can yanarak, dumandan boğularak can verdi. Hem de geceliği 18-80 bin TL fiyatı aralığı olan bir otelde…

Ölüyoruz biz… Hızlı trende, depremde 3 gün soğuk beton altında bağıra bağıra “kurtarın-yardım edin” diye çığlık atarak, sesimizi duyuramadan ölüyoruz. Donarak ölüyoruz. Madende göçük altında topluca ölüyoruz. İyi ölmüşüz… Öyle dedi vicdanı kendini terk edenler…  BOMBALARLA ÖLÜYORUZ… Bakımı yapılmayan asansörlerde ölüyoruz. Bazen bir sapığın keyfi istedi diye gırtlağımız kesiliyor, ölüyoruz. Bebek olup hastanede ölüyoruz… Yaşlı olup bakımevlerinde ölüyoruz. Kimyasala bulanmış meyveden, sebzeden ölüyoruz. Bozuk gıdalardan ölüyoruz. NBŞ yüklü gıdalardan zehirlenip ŞEKER hastalığından sürünerek ölüyoruz. Kısır tohumlarla kısırlaşıp soyumuzu kuruttukları için tükeniyoruz.

Dünya Bankasının yönetiminde kurgulanan “sağlıkta dönüşüm” cinayetleri üzerinden ölüyoruz. Sadece ölmüyoruz. Torunlarımızın bile geleceği yağmalanıyor. Vatan toprakları altımızdan çekiliyor, biz “cambaza bak” oyunuyla uyuşuyoruz.

Bütün bu yaşananların tek bir nedeni vardır: SİSTEM!

SİSTEM bir bataklığa dönüşmüştür. Bu sistem değişmeden bugün yaşadıklarımız yaşayacaklarımızın yanında sadece bir fragmandır.

***        ***     ***

Sistem bile-isteye çürütüldü. Devleti ayakta tutan orta tabaka yok edildi. Bütün az gelişmiş ülkelerde olduğu gibi bir avuç SÜPER zengin YARATILDI.  Geride kalanların fakirlikte birleştiği bir devlet haline geldik. Orta tabakanın yok edildiği sistemler fikir üretemez. Gerçek aydın yetiştiremez. Halkı fakirlikte birleştiren bir sistem terör üretir ama fikir üretemez. Mafyaya eleman üretir ama sanatçı üretemez. Uyuşturucuya tüketici ve satıcı üretir ama üretici, zanaatkar üretemez. O nedenle ülkemiz çürüyor. Oluşan bataklıklar zehirli gaz çıkarıyor.

Bir devleti devlet yapan en önemli kolon direği YARGI BAĞIMSIZLIĞIDIR! YARGI BAĞIMSIZLIĞI yoksa devlet de yoktur. Var sandığınız devlet sadece bir kadavradır. Devletler değil, devletler üzerinden şirketlerin paylaşım anlaşması tamamlanana kadar siz o kadavrayı devlet zannedersiniz.

Bir at sineği anlatılır. Sinekler atın kalçasından içeri girerek yumurtlar. O yumurtalar içeride gelişir ve yumurtadan çıkar. Yumurta gelişirken at koşmaya devem eder. Sinekler çoğalıp atın içinde yayıldığında at dört ayaklarının üzerine çöker. Biz bu örnekleri yakın çevre ülkelerde gördük.

Ülkemizde yaşanan her olay, 3. paylaşım savaşından ayrı düşünülemez. Bugünün hikayesi dün yazıldı. Yarının hikayesi de bugün yazılıyor. Öyleyse yarının baş aktörleri de bugün kampa alınıyor demektir.

Ne güzel, içimize girmiş her ülke kendi temsilcisini büyütüyor. Ya Türkler? YA TÜRKLER?

***     ***     ***

Sahi, elinde şeker kalıntılarıyla, “çikolataları ben yemedim, o yedi” diyen  çocuklar gibi davranan Sağlık Bakanı’nın pazarladığı Yunan Adasını hatırlayan var mı? Bu rezaleti kıymetli emekli Albayımız Ümit Yalım ortaya çıkartmıştı. Sayın bakanın turizm şirketinin pazarladığı Yunan adası(!), YUNANİSTAN’IN İŞGAL ETTİĞİ TÜRK ADASIYDI. Rezillik ortaya çıktığında verilen yanıt daha rezildi. “sehven” dediler. Böyle bir rezillik hiçbir ciddi devlette yaşanmaz. Yaşanırsa o halk öyle bir ayağa kalkar ki, o bakan yerinde bir gün değil, bir saat bile kalamaz!

Otelleri olan adam Turizm Bakanı… Peki o bakanın otellerini kim denetleyecek? Bu rezillikler ancak devlet olma niteliğini yitirmiş ülkelerde yaşanır. Acı olan, biz devlet iken devlet olma özelliklerini kaybettik. NEDEN, NİÇİN?

ÇÜNKÜ DEVLETİMİZİ DEĞİL, ÜÇ KURUŞLUK ÇIKARLARIMIZI ÖNCELEDİK.

***       ***       ***

Bağımsızlığını kaybeden yargı mensupları önemli ölçüde KADILARA DÖNÜŞTÜ. Kadılar ise padişahın kullarıdır. Fetvayı padişah talebine göre verirler.

Kimi yargı mensubu gönüllü, kimi rüşvet, kimi tehditle Tanrı Kralın emrine girerken adaleti  de hançerledi. Adalet ölünce geriye zaten devlet kalmıyor.

Bizler, deniz feneri yolsuzluğunda, İhlas davalarında, 17-25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk iddialarında, Zindaşti olayında, yasaların çiğnendiği özelleştirmelerde, AÇILIM REZALETİNDE, Ergenekon-Balyoz-Fuhuş-Casusluk gibi CİA uzantılı yargılamalarda YARGININ ÖLÜMÜNÜ GÖRDÜK.

Yargı yaşıyor olsaydı kumpas davalar kurgulanamazdı. Yukarıda saydığım suçlar işlenemezdi.

AKP kendi sistematiği içinde gördüğü kişi ve kurumları yargı dışına taşıdı. Kendinden olanları kendinden saymadıklarının denetlemesine izin vermedi. Bugün muhalif belediyelerin elinden alınan kurumlara bir bakalım. En son Belgrad Ormanları İBB’den alındı.

AKP kafası bilimle barışık değildir. Hastalıklı bir kadercilik anlayışları vardır. Böyle olunca iyi öldü derler, bu işin fıtratı derler, kaderinde böyle ölmek vardı derler. Bir tek para konusunda kaderci değillerdir. Para sahibi olmanın bütün inceliklerini, puştluklarını kadere bırakmaz, öğrenirler.  Yargı da görevini SİYASİ ERKE hizmet olarak algıladığından, CİNAYET KAÇINILMAZDIR.

Ülkemizde maddi-manevi işlenen bütün cinayetler çürümüş bir sistemin ürünüdür.

 

Zahide UÇAR(26.01.2025)

Devamını Oku

TEĞMENLER KONUSU NEYİ GÖSTERİYOR?

TEĞMENLER KONUSU NEYİ GÖSTERİYOR?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

ZAHİDE UÇAR

TEĞMENLER KONUSU NEYİ GÖSTERİYOR?

30 Ağustos 2024 günü Kara Harp Okulları mezuniyet töreni sonrasında teğmenler kendi aralarında subay yemini ettikleri için TSK’dan ihraçları talep edildi. Teğmenler 16 Ocak’ta Yüksek Disiplin Kurulu’nda yazılı ve sözlü savunma yaptı.

Uzun süre teğmenler konusunu yazan, tartışan yazar, akademisyen ve emekli askerleri izledim. Teğmenler atılsın diyen güruh hariç, atılmasın diyenlerin geneli naif yorumlar yaptı. Suç yok, kendi aralarında yaptıkları bir ritüel dediler. Dejavu!

Bu savunma bana Ergenekon ve türevi kumpas yargısını hatırlattı. O dönemde de birçok asker suçsuzum diye yırtındı. Bu durum beni hem üzdü, hem sinirlendirdi ve; “Yeter be, artık Anlayın” başlıklı bir yazı yazdım. Okumak isteyen için o yazım:

https://www.guncelmeydan.com/pano/yeter-be-artik-anlayin-zahide-ucar-t33950.html

Ergenekon ve türevi ihanet sürecinde gizli tanıklar PKK’lılardan seçildi. Neden? Ordu personelini moral olarak çökertmek için.

Türk Milletine bağımsız bir ülke armağan eden son Türk Kağanı Mustafa Kemal Atatürk’ün  31 Temmuz 1920 tarihinde Afyonkarahisar Kolordu Dairesi’nde subaylara hitaben  yaptığı uzun konuşmasında Türk Ordusu ve Türk Milletini uyarıyor. Hayati uyarısında;

“Orduyu imha etmek için mutlaka subayını mahvetmek, aşağılamak lazımdır.”Diyor.

Gene konuşmasının bir yerinde; “Ordunun ruhu subaylardadır.” Der.

Ordu üzerinde siyasi oyunlar ve operasyonlar devam ediyor.  Teğmenler konusu bu kumpaslardan ayrı düşünülemez.

“Mustafa Kemal’in askeriyiz” sözünü, Mustafa Kemal’e düşman olanlar meydan okuma olarak algıladı. Salyalarını akıtarak saldırdılar. Ebru teğmen’e sosyal medyadan saldıran bir alçak açıkça tecavüz etme tehdidinde bulundu. Kıçını silemeyen alçaklar bu dönemin görevlisi oldu. Teğmenimiz suç duyurusunda bulundu. Yargı fikir özgürlüğü kararı verdi. Bu karar bize neyi anlatıyor? Bulunan savcı Öz dönemini değil mi?

Tepkiler gelince ifade özgürlüğü tutuklamaya dönüşüyor. Bu alçak, aşağılık saldırı karşısında Genelkurmay teğmenine sahip çıkmıyor. Ya da sahip çıkmaya korkuyor…. Ürkütücü bir durum.

***          ***       ***

Bu ülkeyi Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları kurdu. Türk Ordusunu Mareşal Mustafa Kemal Kurdu. Ordu Mustafa Kemal’in ordusudur. Asker Mustafa Kemal’in askeridir. Öyleyse konu ne?

Kurtuluş Savaşında yendiğimiz yedi düvelden biri olan İngilizler giderken uyuyan ajanlarını bırakıp gitti. Kurtuluş Savaşında Kuvayi Milliye’ye karşı kim savaştı.? Saray ve İngiliz ortak ordusu olan Kuvayi İnzibatiye savaştı. Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonra Kuvayi İnzibatiye’nin soyları yok olmadı. Geride bıraktıkları tohumları 100 yıldır Atatürk ve kurduğu devletle savaşıyor.  Gene arkalarında İngiliz var, Amerika var, İsrail var.

Türk Ordusunun küresel çeteye lejyoner askeri olması için Mustafa Kemal’in askerlerinin tasfiye edilmesi gerekir.

Teğmenler tam da bu nedenle ihraç edilmek isteniyor. Algı operasyonuyla Mustafa Kemal’in askeri olmak suç işleme nedeni olarak pazarlanıyor.

Birilerinin ağa babaları; “Atatürk dönemi bitmiştir” diyordu. Bu talimat nedeniyle Ergenekon KUMPASINDA Atatürk’ün NUTUK kitabı suç delilleri arasında gösteriliyordu. Bu talimat nedeniyle Kuvayi  İnzibatiye’nin çocukları Cumhuriyete “reklam arası” diyordu.

Şimdi bu açıklamamdan sonra diyorum ki;

Teğmenler Orduda kalırsa Kuvayi Milliye kazanacaktır.

Teğmenler ordudan atılırsa KUVAYİ İNZİBATİYE kazanacaktır!

Bu durumda bu ülkenin meşru çocukları, kısacası;

T.C. Devletinin tapusunun gerçek sahibi Kuvayi Milliye’nin mirasçıları susmayacaktır!.

Karar verecek olanlar koltuk derdine düşüp ordunun ruhu olan teğmenleri atacak mı?

Bu durumda;

Teğmenine sahip çıkamayan, çıkmayan komutanlara Türk Askeri güvenir mi?

Zahide UÇAR (19.01. 2025)

Devamını Oku

ATEŞ YÜZÜMÜZÜ YALIYOR-1

ATEŞ YÜZÜMÜZÜ YALIYOR-1
0

BEĞENDİM

ABONE OL

ZAHİDE UÇAR

ATEŞ YÜZÜMÜZÜ YALIYOR-1

Arap Baharı Ortadoğu ateşi olarak devam ediyor. Birinci Dünya Savaşının haritası, Gazi Mustafa Kemal tarafından engellendiği için  tamamlanamadı. BOP’ni bu haritanın tamamlanma projesi olarak görmeliyiz.

Irak, Libya çok kolay parçalandı. Irak’ta bir tarikatla, Libya’ya dışarıdan sokulan terör gruplarıyla parçaladılar…

AKP Hükümeti en başından beri bu projenin ortağıdır. Unutmuş olabilirsiniz, hatırlayalım; Davutoğlu Libya’ya sokulan yüzer-gezer teröristlere bavulla elden para dağıttı. İş bitince yaralı teröristler Türkiye’de tedavi edildi. Kaddafi linç edildiğinde Davut’un oğlu Hillary Clinton ile çak yapıyordu. AKP Ortadoğu’ya sokulan bir Truva Atı mı? Türk Milleti bu sorunun cevabını bulmak zorundadır!

***       ***         ***

Ateş yüzümüzü yalıyor!

Suriye’ye binlerce terörist sokuldu. Esat ailesinin yaptığı zulümler nedeniyle içeride bulunan muhalif gruplarla birleştiler. Kürtlerin ilk açıklaması, “rejimin yanındayız” oldu. AKP Salih Müslim ile iletişime geçti. İstanbul’da ağırladılar. Davutoğlu’nun Salim Müslüm’e ; Kürdistan vaat ettiğini” öğrendik.  Yani, PYD dedikleri yapının ebesi, ABD ile birlikte AKP’dir.

Bush Irak’a saldırmaya hazırlandığında “bu bir haçlı savaşıdır” dedi. AKP Genel Başkanının geçmişte Haçlı Savaşını övdüğü konuşmadan bir paragraf hatırlayalım: “….     Haçlı seferleri çok yoğun bir şekilde bilim ve sanat noktasında alışverişlerde bulunduğu dönemdir(!)?…”

Ateş yüzümüzü yalıyor!

Suriye Ordusu birden yok oldu. Tıpkı Saddam’ın ordusu gibi…

Bu demektir ki, iki devletin ordusu da operasyon yemiş. Ya Türkiye?

Balyoz ve Türevi davaların BOP ile bağlantısı artık ortaya çıkıyor. Kozmik oda casusluk faaliyeti BOP’nin bir operasyonuydu.  Bu operasyonu neden yedik?  Türkiye Cumhuriyeti Devleti için ne planlanıyor ki, önce içeriden çökertme operasyonu yapıldı?

Suriye’de iç savaş başladığında Halep’ten arayan Türkmen kökenli bir Suriye Vatandaşı şunları söyledi; “Nüfus kütükleri yakıldı. Buraya dışarıdan bilmediğimiz birçok insan yerleştirildi.”

Şimdi dönelim Türkiye’ye;

Bizde nüfus kütükleri yakılmadan içeriye ABD askeri olan Afganlar sokuldu. ABD askeri Afganlar Türkiye’ye neden sokuldu? O askerler Suriye’ye sokuldu mu? Ya da Türkiye’de planlanan bir operasyon için kara gücü olarak mı bekletiliyor?

****                    *****                  ******

Suriye’nin parçalanması zamana yayıldı? Neden?

İç savaş uzun sürünce devletin gücü tükenir. Yoksullaşan halk rejime öfke duyar. Süre uzadıkça ve maddi imkanları gerileyen, yoksullaşmadan payını alan ASKERİN moral gücü çöker. İnancı zayıflar. İşte o noktada devreye istihbarat örgütleri girer. Sosyal medyada; Katar eski Başbakanı Hamad Bin Casim’in bir açıklaması paylaşıldı. Açıklamaya göre Suriye ordusunda en üstten erine kadar para dağıtmışlar. Yani, bir orduyu satın almışlar…

***          ***         ***

Gelelim Türkiye’ye;

Türkiye’de üretim bitirildi. İşsizlik çok yüksektir. Fakirleştirme bir tercih haline geldi. Gençlerin gelecek umudu yok edildi. Adalete olan güven sıfırlandı. Kadın cinayetleri ve çocuk tecavüzleri, imam diye ortaya çıkan bazı kişilerin sapkın fetvaları ve bu fetvalara sessiz kalarak adeta onaylayan siyasi iktidar…  Yandaş ihale soyguncusu şirketlerin tekrarlanan vergi afları… Bir de üstüne fakir halka yüklenen vergiler..

Uyuşturucu batağına düşen gençler… Mafyalaşma ve mala çökmeler tıpkı Osmanlı’nın 1909-1919 yıllarına benziyor.

Bütün kurumlar çökertildi. Korkunç bir toplumsal çürümeyle karşı karşıyayız. Kimsenin kimseye güveni kalmadı.

Farklılıklar derinleştirildi. Trol denilen maaşlı yaratıklar kin ve nefret tohumları ekme görevi aldı. Bir paylaşımda; “Bu Kemalistlerin eline fırsat geçse bize kezzap içirir” diyordu. Atatürk ve Cumhuriyete olan saldırı, iftira, yalan korkunç boyuta vardı. Bu paylaşımların sadece trol işi olduğunu düşünemeyiz. Belli ki bu paylaşımları okuyan Cumhuriyetçilerin nefret duyguları şiddetlensin isteniyor. Yarılma ne kadar derin olursa, çatışma da o kadar şiddetli olur. Bunların arkasında yabacı istihbarat elemanlarının olduğunu düşünüyorum. Kurtuluş Savaşında iç düşmanla birleşen yabancı istihbarat elemanlarının yayınlarını bir düşünün. O zaman da din kullanılmıştı.

İmam kılıklı bazı görevlilerin Cumhuriyet düşmanlığını körükleyen paylaşımları, Atatürk düşmanlıkları, iftira ve yalanları…

Türk Milletinin değerlerinin sürekli aşağılanması, Türklerin varlığını inkara varan açıklamalar… Türk adının birçok yerden kaldırılması, Türkiyelilik dayatması Türklerin sürekli dolmasına neden oluyor. Türkler kurucu unsurdur. Ülke bizim diye sabrediyor. Elinden almaya kalkınca oluşacak patlamanın şiddetini kimse tahmin edemez.. Belki de tahmin edip öncü rolüne soyunanlar satın alınır, kimbilir..

Bütün kışkırtmalar bir iç savaş planı için hazırlığa benziyor. Ve siyaset bu hazırlığı belli ki idrak edemiyor. Belli ki akıl hocalarının etki ajanı olduğunu idrak edemiyorlar. İdrak etseler hedefte sadece Türkiye’nin değil, kendilerinin de olduğunu anlarlardı…

Türkiye’nin  2024 yılı Ekim Ayı itibarı ile cari açığı 7.7 milyar dolardır. Brüt Dış borç stoku 512 milyar dolar, net dış borç stoku 265.4 milyar dolardır. Bu miktar cari açık ve dış borç başlı başına güvenlik sorunudur.

***       ****       ****

Güney Kıbrıs Rum kesimi hızla silahlanıyor. Rumlar askerlikten terhis olunca silahlarını yanında götürüyor. Böylece sivil halk silahlanmış oluyor. Tıpkı Kıbrıs Barış Harekatı öncesinde olduğu gibi… Emekli Albay Aziz Ergen Rum kesiminde hükümetin bilgisi altında 15 yaş grubuna silah dağıtılıyor diye açıklama yaptı. Ve biz AKP Genel Başkanı’nı Yunan Başbakanı ve Rum kesiminin başbakanı ile kahve içerken görüyoruz. Bu resmin anlamı şudur: “Rum tarafını devlet olarak tanıyoruz. “ Peki Yunan Başbakanı Kuzey Kıbrıs Türk Devleti’nin Başbakanı ile kahve içer mi? Asla! Rum tarafı AKP’nin sessiz kalışıyla Avrupa Birliğine girmişti. Ne güzel değil mi(!)? Belli ki Rumlar bir savaş hazırlığı içinde. Bir savaş durumunda NATO’da birlikte olduğumuz Avrupa Devletleri AB ülkeleri olarak karşımıza çıkacak…

AKP Yıllardır Ege’de taviz veriyor. Akdeniz’deki haklarımızdan feragat ettiler. Belli ki Kıbrıs konusunda yeni taviz isteniyor. Yoksa savaş mı?…

Türkiye’de iç çatışma çıkarttıkları an Rumlar Kuzey Kıbrıs Türk Devletine saldırır mı? Türkiye kendisiyle uğraşırken, Kıbrıs Türk Devleti’ne sahip çıkabilir mi?

***          ***            ***

YENİ ABD İSTİHBARAT DİREKTÖRÜ Tulsi Gabbard;

“Türkiye yıllardır İŞİD ve El Kaide teröristlerine perde arkasında destek veriyor. Türkiye ve Erdoğan dostumuz değil. Dünyanın en büyük diktatörlerinden biri, İslamcı bir halifelik kurmak istiyor.” Diye açıklama yaptı.

Bu açıklamadan ne anlamalıyız? ABD görevlileri Kaddafi, Saddam, Esat için de buna benzer açıklamalarda bulundu. Sonuç ortadadır.

Bu açıklamadan benim anladığım şudur;

Sayın Erdoğan, istediğimiz her şeyi kabul etmezsen, diğerlerinin başına ne geldiyse, senin de başına aynısı gelir diye şantaj yapılıyor.

Ve sarayın bazı danışmanları Erdoğan’ı Saddamlaştırmak için her şeyi yapıyor.

ABD NATO ülkesi, bize saldıramaz diyenler var. Bilgisizlik.. Arap Baharında ülkeler terörist gruplar kullanılarak şekillendirildi, parçalandı.

Türkiye’de ne kadar terör grubu var, biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Bir patlama için ortam nasıl hazırlanıyor, görüyoruz. Her şey bir ajanın provakasyonu ile başlar. İşte o zaman bize direk savaş açamayan ABD, NATO OLARAK ÜLKEYE GİRER. Sahi, Yunanistan’da NATO ülkesi değil mi? Yunanistan’ı da yanında getirir mi? Malum, bir karışıklık durumunda NATO’nun çoook iyi niyetle müdahale hakkı var ya(!)?

Ateş yüzümüzü yalıyor…

Türk Milleti Bu süreçte birlik olmalıdır. Kışkırtmalara, provakasyonlara soğuk kanlı bir akılla yaklaşmalıdır. “Böl ve yut” taktiğine malzeme olmadan ülkemize sahip çıkmalıyız.

Türkiye AKP’den de, AKP Genel Başkanından da, meclis tiyatrosunun oyuncularından da çok büyüktür!

Devamını Oku
teslabahis casinoport pashagaming betkom mislibet casino siteleri
istanbul eşya depolama