14 Mayıs 2026 Perşembe
Öğüt almak (Tezekkür)
Eğitimde "Yüreklere Dokunmak"
Sevgi, takvimde işaretli günlere sığdırılacak bir duygu değildir
Çok Sert Ergenlik İsyanı mı Ya da Kontrol Edilebilen Dengeli Bir Ergen mi?
GENÇLİK GELECEĞİN TOHUMUDUR
İRAN SAVAŞI DÜNYA İÇİN BİR FIRSATA DÖNER Mİ?
ALİ KILINÇ
Merhum Nurettin TOPÇU Türkiye’nin Maarif Davası adlı eserinde “Gençlik geleceğin tohumudur.” diyor. Bu tohumu özenle korumak, gerekli bakımını yapmak, zararlı ortamlardan korumak, onun ihtiyacı olan değerleri ona sunmak toplumun görevlerindendir. Bu değerlerin en önemlileri, “Sevgi, sabır, hoşgörü ve güvendir.” Bu değerlerin ortaya konulabilmesi için, gençlerimiz de ailelerine ve içinde bulunduğu topluma, başarılarıyla yardımcı olabilirlerse sıkıntılar daha kolay aşılabilir. Tolpum ve gençlik sağlıklı ilişkiler kurabilirlerse başarı ruhu topluma dalga dalga yayılır. Bir tohum kendi başına bırakıldığı zaman verimli olamaz hatta bazen talihsizlikler yaşar heba olur. Geleceğimizin tohumu olan gençlerimizi de kendi başlarına bırakırsak hiç istemediğimiz sonuçlar ortaya çıkabilir.
Kişi öğrendikçe, eğitildikçe ve ürettikçe daha hür ve daha bağımsız olur, paylaşabildiği oranda da mutlu ve huzurlu olur. Onun için gençlerimiz için iyi bir eğitim ve kalıcı bir paylaşma duygusuna sahip olmaları başarı basamaklarının temel gücünü oluşturacaktır.
Hayatın kazası yoktur, onu en iyi bir şekilde planlanıp aynı güzellikte yaşayabilirsek hayattaki beklentilerimize ulaşmamızın daha kolay olacağı aşikardır.
. Gençlerin bilincini dolduran büyük bir hedefi yoksa, dedikoduya dalacaklar, küçük olaylardan büyük kavgalar çıkaracaklar, zaman ve ömür boşa geçecektir. Hayat da önemini ve anlamını kaybedecektir. “Başkalarının ruhuyla uykuya dalanlar, başkasının rüyasını görür.” diye güzel bir söz vardır. Ulaşmak istediğimiz hedeflerimize, hayallerimize hatta rüyalarımıza çok istekli olursak; bu istek hali bizleri zıplatacak ve hayat akışımıza heyecan katacaktır. Bu heyecan da bizlere çalışma ve üretme çabası kazandıracaktır.
Nehirler ve ırmaklar içinden veya çevresinden geçtikleri topraklara ve ortama hayat verir. Söz gelimi Berdan Irmakları Tarsus’a ve Mersin’e, Göksu Irmağı Silifke’ye hayat verir. Gençler de bulundukları ortama hayat ve heyecan verir, vermelidir. Gençler kendilerini böyle görüp değerlendirmelidir. Büyükler de gençlerin böyle bir hazırlığın içinde olduklarını bilmeli, onların yollarındaki taşların kaldırılmasına katkı sağlamalıdır. Irmakların kuruması kuraklık ve yokluk demek, gençliğin üretememesi, düşünememesi, çağa ayak uyduramaması da toplumların sallanması ve sıkıntılara girmesi demektir.
Bazı insanlar vardır ömrünü, “Nerede çalgı, orada kalgı.” anlayışı ile geçirir. Davulun öttüğü yer, dumanın tüttüğü yer onlar için aranan ortamlardır. Oysa hayat şakaya gelmez ufak ihmallerin neticesinde büyük sıkıntılar yaşanabilir. Unutmayalım ki yakutlar vakitlerle satın alınabilir, ama “vakitler” yakutlarla asla satın alınamaz. Kuş elimizden uçarsa artık onu tekrar yakalamak mümkün değildir.
Rabbim kimseye dermansız dert verip çaresiz bırakmasın, sağlık en büyük nimetlerden biridir. Sağlığımızı özenle korumalıyız. Sağlık açısından demiyorum, fakat sosyal hayatta, ideal, amaç, gaye ve ülkü edinme açısından, insanın ardından koştuğu ve çözmek istediği bir derdi ve davası olması, kişiye direnç, azim ve çaba hatta coşku kazandıracaktır. Bu coşku da bizleri başarıya yönlendirecektir. Mevlana’nın, Yunus’un, Hoca Ahmet Yesevi’nin, Hacı Bektaşi Velinin, Mehmet Akif’in, bu anlamda dertleri vardı.
Büyük bilim insanlarımızdan Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu Büyük Uyanış (298) isimli eserinde Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN “Vatan sevgisi, ruhları kirden kurtaran en kuvvetli rüzgârdır.” Sözünü aktarır. Vatanı sevmek onun için bir şeyler yapmamızı gerektirir, bunun için de çaba gerekir, fedakârlık gerekir. Fiziki veya ruhi bir engelimiz olmadığı halde, oturup bekleyerek vatan için bir şeyler yapamayız. Harekete geçtiğimizde bir bostan korkuluğu kadar da olsa yapabileceklerimiz elbette bir şeyler vardır.
Baharda gülün, sümbülün, nergisin açışını görebilmek için, Temmuz, Ağustos sıcağını, Aralık, Ocak, Şubat aylarının soğuğunu görmek gerek. Unutmayalım ki gökkuşağı yağmur ve fırtınadan sonra doğar. Gençlerimiz yarınların mutluluğunu tadabilmek için bu günlerin sıkıntılarına katlanması gerekir. Gençlerimiz çalışkandır, zekidir, coşkuludur fedakârdır, ancak toplum olarak makul hedefler göstermek, ilgi ve sevgimizi onlara sunmak durumundayız. Gençlerimiz asla kaygı ve ümitsizlik içerisinde olmamalıdırlar, çünkü bilakis onların bizzat kendileri ümittir. “Gençliği ayakta olmayan bir toplumun geleceği yataktadır.” diye uyarı dolu bir söz vardır. Gençlerimizin ülkemiz için bir ümit ışığı olmasını ve milletimizin bu ışığı hiç söndürmeden ebediyete taşımasını yüce Rabbimden niyaz ediyorum. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayram’ları” kutlu olsun. Her şey gönüllerince olsun. Bu bayramı gençlerimize armağan eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bütün şehit ve gazilerimizi hürmet ve rahmetle anıyorum. Ruhları şad, makamları cennet olsun.