04 Kasım 2026 Çarşamba
“Akif Manaf Sağlık ve Barış Ödülü” Şimdi de Arjantin’de
Görüşler Ve Tahammül
15 Ekim Dünya Beyaz Baston Güvenlik Günü
Sokağa İtilen Çocuklar Problemleriyle Büyüyor
GENÇLİK GELECEĞİN TOHUMUDUR
Kamu Sendikacılığında İrtifa Kaybı: Promosyon Kıskacında Meslek Sendikacılığı
ADNAN DENİZ
EĞİTİMCİ/YAZAR
Bir konu hakkında çeşitli insanların farklı görüşleri olduğuna tanık oluruz. Bunun nedenleri olarak kişilerin kültür düzeylerini, eğitimlerini, içinde bulundukları toplumları ve toplumun etkilerini, ailenin içinde bulunduğu durumları sayabiliriz.
Bu durum aslında çok normaldir. Normal olmayan, kişilerin birbirlerinin görüşlerine saygı duymamalarıdır. Çünkü kişiliği oluşturan unsurları değiştirmemiz mümkün değildir. O zaman bireyler, oluşan kişilikleri karşısında suçlu mudur? Kesinlikle hayır. O zaman bireyler kendilerinin de aynı düşüncede yetişemeyeceğini bilmelidir.
Yani herkes kendi bahçesinin gülüdür. Bizler ayrı bahçelerde açsak da toplumun bahçesinde birbirimize tahammül göstermek zorundayız. Kabul etmeyebiliriz ama düşüncelere saygı göstermek zorundayız
Kabul etmeyebiliriz ama düşüncelere saygı gösterebiliriz. Ancak toplumun içinde huzurun sağlanabilmesi,huzurlu yaşanabilmesinin yolu ancak budur.
Adnan Deniz
ADNAN DENİZ
EĞİTİMCİ/YAZAR
Vesveseyle ve başkalarının dolduruşuyla hareket edenler, mutsuzluğun tam ortasına çadır kurmuş sayılırlar. Şeytan sürekli bu kişilerin aklını kurcalar ve kalplerini karartır.
Oysa insanın ilacı yine kendisidir. Düşünebilen ve olayları objektif değerlendirebilen insanlar; kendi sorunlarını çözme cesaretine sahip, öngörüsü yüksek kişilerdir. Bu özellik, bireylerin sağlıklı kararlar almasında son derece etkilidir.
Her sözden alınan, her cümleye derin anlamlar yükleyenler, aslında dünyanın yükünü kendi omuzlarına sırtlayanlardır. Bu yapıdaki insanlar bir yandan dostlarını tek tek kaybederken, diğer yandan yalancıların ve dolandırıcıların elinde maalesef birer oyuncağa dönüşürler.
Günün sonunda asıl mesele; akıl ve ruh sağlığına zarar veren tüm unsurlardan uzak durmak, zihinsel bağımsızlığı korumak ve huzurlu bir yaşamın yollarını aramaktır.
Adnan Deniz

ADNAN DENİZ
EĞİTİMCİ/YAZAR
İnsanlardaki iyiliği ya da kötülüğü bilmek mümkün müdür? Elbette değildir. Çünkü insanların iç dünyasını tam anlamıyla görmek mümkün değildir. Ancak mümkün olan bir şey vardır: Düşüncelerin davranışlara yansıması.
Davranışlar, insanın düşünce dünyasının dışa vurumudur. Bu nedenle insanlar birbirlerini çoğu zaman sözlerinden çok davranışlarına göre değerlendirirler.
Elbette tek bir olumlu ya da olumsuz davranışla bir insan hakkında kesin bir yargıya varılamaz. Ancak davranışların sürekliliği, kişinin karakterini ve kişiliğini ortaya koyar. Bir insana “iyi” ya da “kötü” diyebilmek için, onun davranışlarının zaman içindeki tutarlılığına bakmak gerekir.
İşte bu yüzden maskeleri çıkarma zamanıdır. İçimizde taşıdığımız güzellikleri davranışlarımıza yansıtmalı, iyilik duygularımızı harekete geçirmeliyiz. Güzel duygular yalnızca yürekte saklandığında değil, davranışlara dönüştüğünde gerçek anlamını bulur.
Haydi, artık o güzel duyguları içinizde saklamayın. İyiliği davranışlarınıza taşıyın. Çünkü düşüncenin gerçek değeri, davranışa dönüştüğü anda ortaya çıkar.
Adnan Deniz
ADNAN DENİZ
EĞİTİMCİ/YAZAR
Hiçbir şey istemeden olmuyor. İnsan bir şeyi gerçekten isterse bütün enerjisini o amaca yönlendirebilir. Ancak burada esas olan, istendik davranışın bireye ne kazandıracağını anlatarak kişileri istekli hâle getirmektir.
İşte burada görev eğitmene düşer. Eğitici; anne olabilir, baba olabilir ya da öğretmen olabilir. Eğitimde esas olan, zorlaştırmak değil, kolaylaştırmaktır.
Öğrenme sürecini oyunlaştırmak; oynayarak, araştırarak veya yaparak öğrenmeyi sağlamak, öğrenmenin kalıcılığını artırır. Ayrıca ödüllendirmek, yapılan doğru davranışları onaylamak ve takdir etmek, kişinin başarısını görünür kılar. Bu da bireylerde hem isteklilik oluşturur hem de onları daha fazla başarıya yönlendirir.
Öğrencilerin gelişim dönemlerinin göz önünde bulundurulması ve onlara yönelik davranışların bulundukları gelişim sürecine göre değerlendirilmesi, olumlu davranışların ve akademik başarıların artmasında oldukça etkilidir.
Küçük insanlar da büyükler gibi kendilerine saygı gösterilmesini, değer verilmesini isterler. Siz onlara ne kadar değer verir, ne kadar önem verirseniz; onlar da sizin olumlu davranışlarınıza öykünür, vermek istediğiniz değerleri ve davranışları daha kolay benimserler. Böylece eğitim süreci daha etkili ve daha kalıcı hâle gelir.
Eğitim, insanların yüreklerine dokunma sanatıdır. Ancak fedakârlıkla, anlamayla, anlayışla ve sürekli çabayla öğrencilerimizi gerekli olan olumlu ve istendik davranışlara ulaştırabiliriz. Demem o ki; olumlu örnek olmak, doğru davranışları uygulamak ve öğrencileri bunlara özendirmek, eğitimde başarının temel şartlarından biridir. Çünkü en etkili eğitim, söylenenden çok yaşatılan ve örnek olunan eğitimdir.
ADNAN DENİZ
EĞİTİMCİ/YAZAR
Ayaklarında donları, üstlerine giyecek sırtları yoktu. Yağmurlu kış günlerinde yarım yamalak kurulan çadırlarının etrafında çocukları fır fır dönerek oynuyor; sanki var olan özgürlüğün tadını yalnızca onlar çıkarıyordu.
Mahallenin en ücra köşelerinde kurulmuş çadırların etrafında yılkı atları cirit atıyor, cansız at arabaları bir köşede yağmur altında ıslanıyordu.
Adlarına çingene mi deniyor, aptal mı deniyor; hiç kimsenin umurunda değildi. Her birinin çadırında davulları asılı duruyor, kendileri upuzun oturuyorlardı.
Yoldan geçenler içlerinden onlara sanki gıpta ile bakıyor, “Yahu, bunlar ne kadar rahat,” diye iç geçiriyorlardı. Geçim derdi, gelecek kaygısı olmadan ve hiçbir şeye kafa yormadan yaşamak demek ki buydu. Demek ki insanlar bütün dertleri kendileri çoğaltıyordu.
Bazen kamışlıktan getirdikleri kamışları birer sanat eseri gibi ince ince işleyip sepete dönüştürüyor, bazen de radyolarından çıkan yanık bir türkü eşliğinde çaylarını yudum yudum içiyorlardı.
Abdallar mangallarda pişirdikleri tavukları yerken, çocukları yeni yeni öğrendikleri zurnaları çalıyor, davulları tokmaklıyordu. Çingenelerin sepet örerken yaşadıkları özgürlüğü, abdallar davul zurna ile yaşıyordu. Demekki mutluluk buydu.