" />
Emeklinin yılbaşı umudu/ Kısa öykü

Emeklinin yılbaşı umudu/ Kısa öykü

ABONE OL
Ekim 30, 2026 06:52
Emeklinin yılbaşı umudu/ Kısa öykü
0

BEĞENDİM

ABONE OL

OKTAY EROL

Emeklinin yılbaşı umudu/ Kısa öykü

Sabah erkenden uyandı, her zaman olduğu gibi… Aslında uykusunu almış değildi! Uzun zamandır geceleri rahat uyuyamıyordu zaten. Kirası, elektrik faturası, mutfak masrafı, kış masrafları derken kafasının içi hesap makinesine dönmüştü. Yatağından kalktığında sendeledi, pencerenin önüne geçti, pencereyi açmak istedi, dışarıda yağmur yağıyordu; vaz geçti… Sokaktan şemsiyeleri ile geçen insanları izledi bir süre. Kiminin adımları hızlıydı, kimi düşünceye dalmış gibiydi, çarpışanlar vardı…

Emekliydi. Yaşamının en güzel yıllarını çalışarak geçirmiş, saçlarını bu yurdun değerlerine değer katmak için ağartmıştı. Emekliliğin ilk yıllarında bundan rahat, bundan daha erinçli olduğunu anımsadı… Konuklarını ağırlayabiliyordu, arkadaşlarıyla bir araya gelebiliyordu, ne bileyim çocuklara şeker alıp dağıtabiliyordu. Şimdi birçok şeyden yoksun olduğunu düşündü, pazarda sonları beklediğini, çocuklardan uzaklaştığını, birçok temel ürünlerin tadını unuttuğunu düşündü…

Pazara gittiği bir günü anımsadı… Elinde bir bez çanta, cebinde aylığından ayırabildiği kadar para… Mevsimsel ürünlerin önünde ağır ağır ilerliyordu; fiyatları gördükçe burkuldu! Ürünler durumuna göre fiyatlandırılmıştı; diri duranı vardı, bir yanı ezik olanı vardı, birazdan çöpe gidecek olanı vardı… Onları sordu, bir poşet isteyip eve dek dayanacak olabilenlenleri seçmeye başladı… Yan tarafta genç bir kadının, çocuğuna istediği çileği alamayacağını kısık sesle anlattığını duydu! Burkuldu… Bir zamanlar kendi çocuklarına meyveyi fileyle taşıdığı günleri düşündü. Şimdi torunlarına bir kilo meyve alırken bile iki kez hesap yapar duruma gelmesini de… Ucuz ne bulduysa almış, eve gelmiş, mutfak masasının üzerine koymuş dışarı çıkmıştı; otuzbeş yıllık eşiyle göz göze gelmeyi istememişti…

Eskiden canı sıkıldığında çıkardı, bir arkadaşıyla buluşurdu… Arada bir otobüse atlar, baraj kıyısına gider, uçuşan kuşları izlerdi… Yalnız torunlarına değil, başka çocuklara harçlık verirken yüzlerinde oluşan sevinç, bütün yorgunluğunu unuttururdu. Şimdi çayın hesabını yapıyor, otobüse binmeyi düşünüp vazgeçiyor, torunları geldiğinde cebindeki parayı belli etmemeye çalışıyor…

Birkaç gün önceydi, bir haber duydu. İktidarın, yılbaşına dek emeklileri sevindirecek bir düzenleme için çalışmaya başladığı söyleniyordu… İşte o an, uzun zamandır unuttuğu bir duygu gelip yüreğine yerleşti: olur muydu ki?

Akşamdı, eşiyle televizyon haberlerini izliyorlardı yine… “Ne diyorsun hanım, şöyle otuz, otuz beş bin lira olsa iyi olur değil mi?” Eşi önce sustu, yıllardır yaşadıklarını düşündü, her yılın sonu yaklaşırken ya da seçim öncesine denk gelen süreçleri düşündü, sonra da “Elbette güzel olur da biz yine de pek güvenmeyelim, bana kalırsa. Nereden alıp da emekliye verecekler? Fonları bile boşaltmışlar! Şimdiden sevinmeyelim, kendini de üzme” dedi.

Sonra adamın aklına bir soru takıldı. Şimdi aldığı yirmiüçbin lira dolayında aylık otuzbin liraya yükselse ne değişecekti? Kirasını ödeyen, mutfak masrafını karşılayan bir emekliye bu para yetecek miydi? Otuzbeşbin lira alsa bile yaşamın bütün yükü hafifleyecek miydi?

Biliyordu, bu soruların kolay bir yanıtı yoktu. Yine de insan umutsuz yaşayamazdı. Yıllarca çalışmış, çabalamış… Şimdi istediği lüks bir yaşam değildi. Ne bileyim işte; kimseye el açmadan yaşamak, gereksinmelerine ulaşmak, eşiyle erinçli yaşam sürmek istiyordu.

Emeklinin beklentisi buydu işte. Büyük sözler, gösterişli geceler, kuş sütü eksik yemek masalar değildi… Yılların emeğine yakışır bir yaşam, biraz insanca yaşama sevinci…

Yılbaşı yaklaşıyordu. Televizyondan gelecek yeni bir haberi bekliyordu. Belki bu kez yüzünü güldürecek bir haber alırdı. Ama bir ülkenin emeklisi, yılbaşında torununa alacağı hediyeyi düşünmek yerine kendi kirasını nasıl ödeyeceğini hesaplıyorsa orada durup düşünmek gerekmez miydi?

Çünkü emekli, ömrünün sonbaharında sadaka gibi bir ayrıcalık istemiyor. Yalnızca yıllarca verdiği emeğin karşılığını, başını yastığa koyduğunda yarını korkmadan düşünebileceği bir yaşam istiyor. Emeklinin insanca bir yaşam istemesi çok mu? Bunun yanıtını yılbaşında göreceğiz işte; emekli insan gibi mi yaşamalı, yoksa sürünmeli mi? Emekli alınan karara göre duruşunu ortaya koyacaktır; inanmak istiyorum…

Bilgi Paylaştıkça Çoğalır!

KozanBilgi.Net’te yer alan Yüz Binin üzerinde haber, yazı ve fotoğraflar emeğin ve yerel gazeteciliğin bir ürünüdür.
Ticari amaç olmamak üzere içeriklerimizi KozanBilgi.Net’i kaynak göstererek ve aktif bağlantı vererek sevdiklerinizle veya sitenizde gönül rahatlığıyla paylaşabilirsiniz.

" />
" />

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.